4 Haziran
10’lar Medya: “Afgan’dır, kimliği yok, yakalım gitsin”
10 Kasım’da Zonguldak’ta yakılarak öldürülen Afgan işçi Vezir Muhammed Nourtani’nin ailesi, davalı yakınlarının ölüm tehdidi ve sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya…
5 Haziran
Sessiz istila yok; Suriyelilerin doğum oranları da nüfusu da azalıyor – Ömer Kızılcık (Serbestiyet)
Göç İdaresi’nin son rakamlarına göre Türkiye’de 0-4 yaş arası Suriyeli çocuk sayısı 408.164. 5-9 yaş arası Suriyeli çocuk sayısı ise 528.560. Yani beş yılda Suriyeli çocuk sayısı %22,78 azaldı. Savaşın etkisinden kurtulan, kentlerde yaşayan Suriyeli sığınmacılar arasındaki doğum oranları, Türk vatandaşlarına göre daha hızlı düşmeye devam edecek.
2021 yılında Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların sayısı, geçici koruma altında 3,7 milyon ile zirveye ulaşmıştı. O zamandan beri bu sayı Avrupa’ya gidenler, Suriye’ye dönenlerle 3,1 milyona düştü. O dönemde Suriyeli sığınmacılar Türkiye’nin yaklaşık %4,6’sını oluşturuyordu. Şimdi ise %3,52.
Tüm Suriyeli sığınmacılar Türkiye’de kalsa ve kimse Suriye’ye dönmese ya da başka bir yere gitmese bile, Suriyeliler Türkiye nüfusunun gelecekte %6’sını bile oluşturamayacak.
Yazının devamı aşağıdaki linkte:
7 Haziran
Valilik, Afyon Belediye Başkanı Burcu Köksal’ı ifadeye çağırdı
Afyon Belediye Başkanı Burcu Köksal, Iraklı bir kişinin evrakları tamam olmasına rağmen ruhsat vermediği iddiasıyla Valilik tarafından ifadeye çağrıldı.
Valilik yazısında, Moussa K. GATEA’nın spor salonu açma talebine dair belgelerin tamamlandığı ancak belediyeye teslim edilmesine rağmen sürecin defalarca ertelendiği, “İstersen ağzınla kuş tut, yine de dükkân açılmayacak, Burcu Hanım söz verdi, sözünü tutacak” denilerek ruhsat verilmediği iddiaları olduğu, ifadenin bu yüzden istendiği belirtildi.
Yazıda ifade için son gün olarak bugün belirlendi. Köksal, gitmediği takdirde “ifade vermemiş” sayılacak.
https://bianet.org/haber/valilik-afyon-belediye-baskani-burcu-koksal-i-ifadeye-cagirdi-296214
8 Haziran
Giyim sektöründe yabancı karşıtlığının zararları – Ahmad Kanjo
Az önce giyim satışı sektöründe çalışan Suriyeli bir arkadaşımla beraberdim. Kendisi Sultan Ahmet’te bulunan bir giyim dükkânında satış elemanı olarak çalışıyor. Bana piyasanın şu anda çok durgun olduğunu söyledi.
Ona gelen müşterilerin çoğu yerli olmadığından, ben de ona, “Eğer müşterilerin yabancıysa (Arap, Rus, Amerikalı, Bosnalı, vs.) ve bunların Türkiye’nin piyasasıyla direkt bir bağlantısı yoksa piyasanın durgun olması seni nasıl etkiliyor?” diye sordum.
Ayrıca, “Bu yıl mı daha iyi yoksa geçen yıl mı?” diye sordum. Geçen yılın daha iyi olduğunu söyledi. “Peki, geçen yıl mı daha iyi yoksa ondan önceki yıl mı?” dedim. Ondan önceki yılın daha da iyi olduğunu söyledi.
Asıl sebebin ne olduğunu sorduğumda, son zamanlarda artan yabancı karşıtlığı ve oluşan yeni nefret söylemlerinin yabancıların buraya gelişlerinde fark edilir bir azalmaya neden olduğunu söyledi.
Bu kişi Suriyeli ve Sultan Ahmet’te bulunan bir dükkânda çalışıyor. Dükkân, tüm resmi evraklarını tamamlamış şekilde işini yapıyor, Türkiye’ye faydadan başka hiçbir etkisi yok ve bana bu durumu anlattı.
Irkçı söylemlerin arttığı her bir paylaşıma gösterdiğim tepkinin en büyük sebeplerinden biri de bu işte; Yabancı karşıtlığının Türkiye’ye olumsuz yansıması, turistlerin buraya önceki gibi rahat gelememesi ya da duydukları bazı şeylerden etkilenerek hiç gelememesidir.
9 Haziran
Ruanda’ya gönderilen sığınmacılar BBC’ye konuştu: ‘Açık hapishane’
Bir grup göçmen bir yılı aşkın süre önce İngiliz hükümeti tarafından Birleşik Krallık’ın Hint Okyanusu’ndaki bir adasından Ruanda’ya nakledildi. Kendilerini izole edilmiş ve güvensiz hissettiklerini söyleyen göçmenlerden biri Afrika ülkesini “açık hapishane” olarak tanımlıyor.
BBC, göçmenlerden dördüyle deneyimlerini konuşmak için Ruanda’ya gitti.
Küçük grup, Hint Okyanusu’ndaki bir ada olan Diego Garcia’da iltica talebinde bulunduktan sonra Ruanda’ya gönderildi. Bazı durumlarda geçmişte yaşadıkları tecavüz ve işkencenin sonucu olan karmaşık tıbbi ihtiyaçlarının Ruanda’da karşılanmadığını söylüyorlar.
Her birine yiyecek ve diğer temel ihtiyaçlar için haftada 50 dolar veriliyor, ancak çalışmalarına izin verilmiyor.
Dördü de sokakta tacize ve istenmeyen cinsel yaklaşımlara maruz kaldıklarını söylüyor. Birleşik Krallık’ın kendilerine kalıcı bir yer bulmasını beklerken aslında “kendi kendilerini hapsettiklerini”, dışarı çıkmaya çok korktuklarını söylüyorlar.
Hepsi Sri Lankalı Tamil olan grup, intihar girişimlerinin ardından acil tıbbi bakım için Ruanda’ya nakledildi. Şu anda askeri hastaneden çıkmış durumdalar ve başkent Kigali’nin dış mahallelerinde, masrafları İngiliz yetkililer tarafından karşılanan iki dairede yaşıyorlar.
Üst düzey bir Ruandalı yetkili Doris Uwicyeza Picard, BBC’ye yaptığı açıklamada ülkesinin sağlık sistemine “inancının tam olduğunu” ve göçmenlerin kişisel güvenlik konusundaki endişelerinin başkaları tarafından paylaşılmadığını söyledi. “Burada gelişen bir yabancı nüfusumuz var” diye ekledi.
Ruanda’da görüştüğümüz ve güvenlikleri için farklı isim kullandığımız dört kişi, kendi ülkelerinde işkence ve cinsel şiddet mağduru olduklarını, bazılarının Sri Lanka’daki iç savaşta 15 yıl önce yenilgiye uğrayan Tamil Kaplanları isyancılarıyla geçmişteki bağlantıları nedeniyle mağdur olduklarını söyledi.
Devamı aşağıdaki linkte:
https://www.bbc.com/turkce/articles/c888724lw66o
10 Haziran
AB’ye üye yedi ülke, Suriyeli sığınmacıların ülkelerine geri dönüşü için Brüksel’e baskı uyguluyor
Kıbrıs’ın başını çektiği yedi ülke Suriye’de bazı bölgelerin artık ‘güvenli yer’ olarak kabul edilmesi için AB’ye baskı uyguluyor.
Avrupa Birliği’ne üye yedi ülke, yaptıkları ortak açıklamada, Suriyeli sığınmacıların gönüllü olarak ülkelerine geri dönebilmeleri için Suriye’deki durumun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Kıbrıs, Yunanistan, İtalya, Malta ve Polonya; Avrupa Birliği ülkelerine ulaşmaya çalışan Suriyeli mültecilerin durumunun artık “farklı bir şekilde ele alınması” gerektiğini iddia ediyor.
Kıbrıs’ta düzenlenen bir toplantıda bir araya gelen söz konusu ülke yetkilileri, Suriye’deki durumun önemli ölçüde iyileştiği konusunda hem fikir.
Kıbrıs son aylarda, özellikle Lübnan’dan küçük botlarla gelen Suriyeli mültecilerin akınına uğramış durumda.
Avrupa Birliği, sınır kontrollerini arttırması için haziran ayı başında Lübnan’a 1 milyar euroluk bir yardım paketi hazırlamıştı.
Kıbrıs uzun zamandır Suriye’de bazı bölgelerin artık ‘güvenli yer’ olarak kabul edilmesi için AB’ye baskı uyguluyor.
Kıbrıs İçişleri Bakanı, Suriye’ye geri dönüşlerin başlangıçta gönüllülük esasına dayalı olacağını, ancak bunun daha sonraki bir aşamada zorunlu geri gönderme politikasına dönüşebileceğini söyledi.
Öte yandan son dönemlerde Lübnan’da mülteci karşıtlığının yayılması üzerine bu ülkeyi terk eden Suriyelilerin sayısı artıyor.
