Barış günlüğü – 2 Mart

Selahattin Demirtaş: “Ben barışın yanındayım”

Edirne Cezaevi’nde tutulan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Abdullah Öcalan’ın PKK’ye silah bırakma ve örgütü feshetme çağrısına ilişkin görüşlerini paylaştı. Demirtaş yazısında, “Barışın yanında olalım” dedi.

Demirtaş kaleme aldığı yazısında, “Erdoğan, Bahçeli ve Öcalan… Orta Doğu barışı, tarihi Kürt-Türk barışı için inisiyatif almış bu üç liderin başarılı olabilmeleri için ben elimden gelenin fazlasını yapacağım” ifadelerine yer verdi.

Demirtaş, Gazete Duvar’da yayımlanan yazısında şu ifadelere yer verdi:

“Devlet Bahçeli, Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Öcalan’ın merkezinde oldukları yeni arayış, Ramazan ayına girerken ilk meyvesini verdi. Her biri, temsil ettikleri kesimlerin en güçlü isimleri olan bu liderlere çok güvenen de var, güvenmeyip kaygı duyanlar da.

Elbette her iki kesimin de haklı gerekçeleri var, bunu kimse inkâr edemez. Zaten barışın zorluğu tam da bu noktadadır; kalıcı barışa ancak toplumun çoğunluğunun güven duyacağı, inanacağı ve yürekten destekleyeceği bir süreçle ulaşılabilir.

Bir başka zorluk da ulusal, bölgesel ve küresel çıkar gruplarının savaşa endeksli her türlü kazanımını, konforunu ve çıkarını kaybetme telaşıyla yapılacak provokasyonlardır.

Bu zorlukları aşmak kolay olmasa da imkânsız değil. Öncelikle barışa inanan, barışı isteyen herkesin tüm iyi niyetiyle bu sorunların aşılması için elinden gelen gayreti göstermesi gerekir.

Bu noktada, akla haklı bir soru gelebilir: “Tamam, elimizden geleni yapalım da ne olduğunu, ne yapılmak istendiğini bilmiyoruz ki.”

Ne yapılmak istendiğini, ben anlatmaya çalışayım.

Savaş, silah, şiddet, terör, kan, gözyaşı, ölüm ve yıkım bitsin isteniyor kardeşlerim, hepsi bu kadar. BİTSİN İSTENİYOR! Tabii gerekli tüm hukuki ve siyasi alt yapının TBMM zemininde oluşturulması kaydıyla.

“Bu benim için yeterli değil” diyenlere şunları söyleyeyim:

– Değerli kardeşim, silahı ellerinde tutanlar artık savaşı bitirmeye karar veriyorsa sen bunun tam olarak neyinden rahatsız oluyorsun?

– Yola siyasi, sivil mücadeleyle devam edilecekse kendine güvenmiyor musun? PKK veya devletin silahına güvenerek siyaset yapıyorsan elbette savaşın bitmesinden tedirgin olursun. Fakat her savaşın bir sonu vardır, kendini buna hazırlayarak barışı desteklemen en ahlaki, en doğru olanıdır.

– “Ben Kürt’üm, benim haklarım ne olacak?” diyorsan önce kendine güveneceksin. Deneyimlerine, birikimlerine, örgütlü ve politik halkına güveneceksin. Siyasi mücadele yolunun bir teslimiyet, yenilgi, kayıp olmadığını anlayarak inanarak yola devam edeceksin.

– “Ben Türk’üm, ‘teröre’ taviz verilirse ülkem, devletim bölünmez mi?” diye korkuyorsan sen de önce kendine ve sonra da bin yıllık kardeşin Kürt’e güveneceksin. Devlet Kürt’ün de devleti olursa adil, eşit, özgür bir yaşam mücadelesini siyasetle, barışçıl yollarla sürdürecek olan Kürt’ün yanında olursan elinden tutarsan bırak bölünmeyi, hep birlikte büyüyeceğimize inanmalısın.

– “Bu iş bu kadar basit mi, altında bir bit yeniği yok mu?” diye tereddütlüysen sana da şunu söyleyeyim kardeşim: Bu iş bu kadar basittir. Ama bu “basit” şeyi gerçekleştirebilmek çok ciddi bir çalışmayı, çabayı ve planlamayı gerektirir.

Çözüm basittir ama ciddidir. Ciddidir çünkü burası Orta Doğu’dur, eller halen tetiktedir, halen kan akmaktadır. Ciddidir çünkü ölüm ciddidir ve ölümden daha ciddi tek bir şey varsa o da yaşamdır. Bu iki ciddi şeyden yaşamı egemen kılmaya çalışmak, dışarıdan göründüğü kadar kolay değildir.

Barıştan, barışmaktan korkma kardeşim. Türk, Kürt el ele vermekten, Türkiye’yi büyütmekten korkma. Bölgeyi barışa taşıyacak her adımı desteklemekten korkma. Korkma ki bu defa silahları susturup siyaseti konuşturabilelim. Siyasi mücadeleyle de yoksulluğu, işsizliği, açlığı, adaletsizliği ve eşitsizliği hep birlikte yenelim. Savaşa harcanan milyarlarca doların doğrudan halka harcanmasını sağlayalım. Barışın aynı zamanda ekmek, aş, iş olduğunu unutmayalım.

Erdoğan, Bahçeli ve Öcalan… Allah hepsine uzun ve sağlıklı ömür versin ama hayatlarının son dönemecinde Orta Doğu barışı, tarihi Kürt – Türk barışı için inisiyatif almış bu üç liderin başarılı olabilmeleri için ben elimden gelenin fazlasını yapacağım.

“Peki ya seçim?” diyorsan o da senin işin, senin kararın, senin iradendir canım kardeşim. Sen halksın, son kararı sen verirsin. Kimse bugün senden Erdoğan’a, Bahçeli’ye veya DEM Parti’ye ya da CHP’ye oy vermeni istemiyor, barış ağacına bir damla suyu da senin vermen isteniyor.

Ben, Gabar’da nöbetteki asker kardeşimin de Kandil’deki öz kardeşimin de ölmesini istemiyorum. İkisi de birbirine kurşun atmayı bıraksınlar. Önce bin yılın hatırıyla doya doya Türk, Kürt birbirimize sarılalım, sonrası siyasi mücadelenin, siyasetçilerin işidir, bizim işimizdir.

Bu Ramazan ayı artık kalıcı barış, kardeşlik ve huzur getirsin. Bunun için hepimiz barışın yanında olalım.

Ben barışın yanındayım, başarana kadar.”

PKK çağrıya destek verdi ve ateşkes ilan etti

Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısına ilişkin PKK Yürütme Komitesi’nden açıklama geldi. MA’nın haberine göre, PKK, Abdullah Öcalan’ın çağrısına katıldıklarını ve gereklerini yerine getireceklerini belirtti.

HDK gereken sorumluluğu almaya hazır

Halkların Eşitlik ve Demokratik Kongresi (HDK), PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum” başlığıyla yaptığı çağrıya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Çağrıyı hayati önemde bulduklarını belirten açıklamada,

“Öcalan’ın 27 Şubat tarihinde İmralı Heyeti aracılığıyla yaptığı çağrıyı, Demokratik Toplum inşası yolunda hayati önemde görüyoruz. O nedenle Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, aynı zamanda bütün topluma ve onun örgütlü güçlerinedir.

Kürt meselesinin barışçıl temelde çözülmesinin, demokratik dönüşüme sağlayacağı katkının farkındayız. Bu bilinç ve kararlılıkla Halkların Demokratik Kongresi olarak farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü, ifade özgürlüğünün sağlandığı ve örgütlenme hakkının önündeki engellerin kaldırıldığı bir siyasal iklimin inşası için gerekli sorumluluğu alacağımızı belirtiyoruz.

Demokratik uzlaşı kültürünün hâkim olması için gerekli tüm adımların ilgili taraflarca atılması gerektiğinin önemle altını çiziyoruz. Barış aklının toplumsallaşması için tüm siyasal çevreleri, emek, kadın, gençlik ve ekoloji hareketlerini, halkları ve inançları, hep birlikte sürecin gerektirdiği sorumluluğu almaya davet ediyoruz” denildi.

Sırrı Süreyya Önder: “Önümüzdeki hafta birçok şey netleşir”

DEM Parti İmralı heyetinde yer alan TBMM Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Abdullah Öcalan’ın PKK’ye silah bırakma ve kendini feshetme çağrısına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Çağrı sonrası PKK’nin “Ateşkes ilan ediyoruz” açıklamasına değinen Önder, “Bu açıklamayı bekliyorduk. Artık meselenin müşkül kısmını geride bıraktık. Önümüzdeki hafta devlet görevlileri ve siyasilerin de dahil olacağı bir dizi toplantı olur ve birçok şey netleşir, bunlar daha da somutlaşır. Önümüzdeki üç aylık sürede her şeyin düzenlenmiş olmasını ümit ediyoruz” dedi.

“Kandil’e Abdullah Öcalan’ın videolu mesajı mı gönderildi” sorusuna Önder, “İmralı’da çekim yapıldı ama gönderilip gönderilmediğini bilmiyorum” yanıtını verdi.

Bundan sonraki süreçte, dünya, bölge ve Türkiye siyasetinin nasıl şekilleneceğine yönelik bir soru üzerine Sırrı Süreyya Önder, şu ifadeleri kullandı:

“Önce samimiyetle ve ciddiyetle biz kendi gündemimizi Türkiye olarak bir hale ve yola koyarsak dünyayı ve bölgeyi değiştirebilecek güçte demokratik hamleler birbiri ardına gelir.”

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…