1917'de Rusya'da kadın yürüyüşü
1917’de Rusya’da kadın yürüyüşü

Ekim Devrimi, umut ışığı: Kadınların ezilmişliği nasıl sonlanır?

Rusya’daki devrim, sosyalizm olmadan kadın özgürlüğünün, kadın özgürlüğü olmadan da sosyalizmin mümkün olamayacağını gösterdi.

1917’deki Rus Devrimi milyonlarca kadının hayatını değiştirdi ve kadınlara yönelik baskının nasıl sona erdirilebileceğine dair bir umut ışığı oldu.

Kadınlar değişim mücadelesine merkezi olarak katıldılar ve Çarlık döneminde kadınların korkunç yaşam koşullarına bir son verilmesini talep ettiler.

Özellikle kırsal bölgelerde devlet ve kilise, kadınların erkeklerin malı olduğu fikrini yayıyordu. En ufak bir hatada emir verilebilir ve dövülebilirlerdi.

Kadınlar Şubat Devrimi’nden kazanımlarla çıktılar.

Şubat ve Mayıs ayları arasında tekstil sektöründeki muzaffer grevler, çoğunlukla kadınların çalıştığı vasıfsız işçiler için ücretlerin yüzde 125 oranında artmasını sağladı.

Kadınlar devrimi savunmak için kurulan fabrika milis kuvvetleri içinde yer aldı.

Elbette cinsiyetçilik tümden ortadan kalkmadı. Devrim henüz ilk aşamasındaydı ve henüz patronları ve toprak ağalarını mülksüzleştirmeye başlamamıştı.

Petrograd’da iş gücünün yarısı kadındı. Mart 1917’de sovyetteki 4.753 delegeden sadece 259’u kadındı.

Ancak Ekim Devrimi değişimin hızını ve çapını büyük ölçüde arttırdı.

Eşit ücret, iş yerinde eşit haklar ve annelik ücretini güvence altına alan kararnameler neredeyse hemen kabul edildi. Kadınlar, o zamanlar sadece Norveç ve Danimarka’da var olan tam oy kullanma hakkını kazandı.

1920 yılında kürtaj serbest bırakıldı. Bu hak o dönemde dünyanın başka hiçbir yerinde yoktu.

Ancak yasal değişiklikler sadece başlangıçtı. Vladimir Lenin’in dediği gibi, “Kadınları özgürleştiren tüm yasalara rağmen, kadın ev kölesi olmaya devam ediyor çünkü gündelik ev işleri onu mutfağa ve çocuk odasına kilitliyor.”

Bir başka önde gelen Bolşevik olan Alexandra Kollontay “mutfağın evlilikten ayrılmasının” kilisenin devletten ayrılması kadar önemli olduğunda ısrar ediyordu.

Kadınları ‘kadın işlerinden’ kurtarmak için toplumsal kurumlar kuruldu. Bunlar arasında kreşler, çamaşırhaneler ve onarım merkezleri vardı.

1919’dan 1920’ye kadar Petrograd nüfusunun yaklaşık yüzde 90’ı, Moskova’nın yüzde 60’ı gibi komünal olarak yemek yedi.

Bolşevikler, partinin kadınları örgütlemek ve kadınların kurtuluşu meselelerinin bir kenara atılmamasını sağlamak için çalışacak Zhenotdel’i kurdular. Parti Kasım 1918’de bir kadın kongresi düzenledi. Yaklaşık 300 kadın bekleniyordu ama 1.150 kadın katıldı.

1919’da Lenin şöyle diyordu: “En geri kalmış ülkelerden birinde iki yıllık Sovyet iktidarı sırasında kadınları özgürleştirmek için son 130 yılda tüm ‘demokratik’ cumhuriyetler tarafından yapılandan daha fazlası yapıldı.”

Devrim, kadınların yaşamlarındaki maddi değişikliklerle cinsiyetçiliği yenmek için verilen keskin bir ideolojik savaşı bir araya getirmişti.

Ancak devrim geri çekildikçe ve ardından yenilgiye uğradıkça kazanımlar ortadan kaldırıldı.

1936’da yasal kürtaj kaldırıldı ve boşanma çok daha zor hale getirildi. Rejim “Evlilik… ömür boyu süren bir birlikteliktir… Dahası, evlilik ancak çocuk varsa devlet için tam değerini kazanır,” diye ilan etti.

Kadınların özgürlüklerini kazanma girişimlerinin yenilgiye uğratılması, devlet kapitalisti bir rejimi yöneten yeni bir bürokratik sınıfın acımasız yükselişinin bir işaretiydi.

Bu saldırılar Bolşevik Inessa Armand’ın “Komünizm olmadan kadınların özgürleşmesi düşünülemezse, kadınların tam özgürleşmesi olmadan da komünizm düşünülemez,” şiarının doğruluğunu ve önemini bir kez daha ortaya koymuştur.

(Socialist Worker’dan Bahan Gönce çevirdi.)

Yazar

You May Also Like