IMF’siz IMF programı

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Washington’da düzenlenen IMF ve Dünya Bankası’nın Bahar toplantısında adeta bir sömürge valisi gibi konuştu, “yerel halkı enflasyonun düşeceğine ikna etmemiz gerekiyor” dedi.

IMF Avrupa Direktörü Alfred Kammer ise Avrupa bölgesi ekonomilerine ilişkin basın toplantısında, “Türkiye’deki ekonomi programını desteklediklerini” söyledi, “biz de Türkiye’ye oradaki ekonomi ekibinin izlediği programı tavsiye ederdik” dedi. Emekçileri yoksullaştıran, sermayenin yüksek kârlılığını sürdüren program IMF tarafından “başarılı” bulundu.

Türkiye ekonomisi ağır bir bunalımdan geçiyor.

Cari açık almış başını gidiyor. Cari açığa bir de bütçe açıkları eklenmiş durumda. 2024 yılı ilk üç aylık bütçe açığı 514 milyar TL.

Enflasyon bir türlü düşmüyor, düşürülemiyor.

483 milyar dolar olan dış borcun 242 milyar doları kısa vadeli, bu yıl ödenmesi veya yeniden yapılandırılması gerekiyor.

Geniş tanımlı işsizlik yüzde 26,5. Bu rakam bir yıl önce yüzde 21,9’du.

Tayyip Erdoğan, Mehmet Şimşek’i bozulan bu ekonomik düzeni tekrar neoliberal kurallar çerçevesinde toparlaması için göreve getirdi. Mehmet Şimşek’in geçmiş yıllarda “nas” adı altında izlenen “irrasyonel” ekonomi politikalarını düzeltmesi, Türkiye’yi tekrar neoliberal kapitalist bir yola sokması isteniyor.

Mehmet Şimşek’in bunu yapabilmesi için para bulması, para bulabilmesi için de neoliberal kapitalist sistemin kurumlarının kurallarına uyması gerekiyor.

Türkiye, bu anlamda IMF’den yeni bir ”destek paketi” almasa da IMF’nin koyduğu kuralları uyguluyor, halk her geçen gün biraz daha yoksullaştırılıyor.

Kapitalizmin dünya çapında düzenleyici kurumları arasında yer alan IMF ile Şimşek yönetiminin hemfikir olduğu program, Mayıs 2023 seçimleri sonrasında “rasyonel” politikalara dönüş adı altında devreye sokuldu.

Bu neoliberal programın içerisinde; sıcak paraya yüksek faiz uygulanması, geniş kesimler üzerindeki vergi yükünün artırılması, sermayeye çeşitli teşvikler ve kamuda tasarruf söylemiyle sosyal harcamaların azaltılması var. En önemlisi de, enflasyon oranında artırılmayan ücretler sayesinde, emekçilerin ücretlerinin düşürülmesi var.

Birinci yılını doldurmak üzere olan kemer sıkma programı sayesinde, bütün bu hedefler adım adım gerçekleştiriliyor.

Son bir yılda ücretler önceki yıllara göre çok daha hızlı eridi. Özellikle en zayıf kesimlerden biri olarak görülen emeklilerin gelirleri bir yılda yüzde 30 azaltıldı.

Buna karşın kapitalistler kazanmaya devam ettiler. Faiz oranları yüzde 70’lere kadar yükseldi, bankalarda parası olanlara, aldıkları faizlere ek olarak, 2023 yılında Merkez Bankası kaynaklarından 818 milyar lira daha aktarıldı. Dünyanın en zenginleri listesine Bayraktar kardeşler gibi yeni Türk iş insanları girdi.

Bu neoliberal program, işçi sınıfı itiraz etmediği sürece uygulanmaya devam edecek. Hükümet 31 Mart yerel seçimlerinde işçi ve emekçilerden sert bir hayır cevabı aldı. Ama bir şey olmamış gibi yoluna devam etmek istiyor. Buna göz yummamak gerekiyor.

Acilen asgari ücrete, emekli maaşlarına zam talebini yükseltmek, neoliberal politikaları paramparça etmek gerekiyor. 1 Mayıs, bu mücadelenin meydanlarda dile getirildiği bir gün olması dileği ile kutlu olsun.

Faruk Sevim

Yazar

You May Also Like

Kira krizi derinleşiyor

Ekonomik kriz, konut kiralarını fahiş seviyelere çıkarırken, birçok kiracı açısından mahkemeye taşınan kira davaları da sonuçlanmaya başladı. Tahliye…

Neden Enternasyonal Dayanışma?

İktidarın kanatları arasında mafyatik çeteler üzerinden başlayan güç savaşları (Sinan Ateş cinayeti, Ayhan Bora Kaplan operasyonu, emniyet-adliye içi…