1 Mayıs’ın doğuşu, insanların güneşin doğuşundan batışına kadar çalıştıkları 1800’lü yıllara kadar uzanır.
19. yüzyılda güneşin doğumundan gün batımına kadar süren, 15-16 saatlik ve hatta kimi zaman 19-20 saatlik uzun çalışma saatleriyle işçiler neredeyse günün tamamını çalışarak geçirmekteydi. İşçiler için çalışma ve yaşama koşulları son derece kötüydü. Kapitalizmin vahşi dönemi olarak adlandırılan bu dönemde işçiler uyumanın ve yemek yemenin dışında kalan zamanlarında sürekli olarak çalışıyorlardı.
O yıllarda çalışma süresinin kısaltılması işçi sınıfının en önemli talebi olmuştu, daha yüksek ücret talebinin bile önüne geçmişti. Avrupa’daki işçi sınıfı örgütleri, 1830 ve 1840’larda çalışma sürelerinin 10 saate düşürülmesi için mücadele ettiler.
İlk olarak Avustralya’nın başkenti Melburn’deki inşaat işçileri “sekiz saat çalışma, sekiz saat sosyal hayat, 8 saat dinlenme ve uyku” talebiyle çalışma sürelerinin düşürülmesi mücadelesini verdiler. Bu hakkı 1856 yılında elde ettiler. Bu talep başka yerlerde de işçi sınıfının temel talebi haline geldi ve yaygınlaştı.
1858- 60 yılları arasında İrlanda’da fırın işçileri, gece ve pazar çalışmalarına karşı büyük mitingler düzenledi. Bu mücadele sonucunda İrlanda’nın birçok şehrinde yalnızca gündüz çalışma yapılmaya başlandı.
Londra’daki inşaat işçilerinin 1860-61 tarihli büyük grevinde çalışma süresinin 9 saate düşürülmesi temel talepleriydi.
Düşük ücrete ve asıl olarak uzun iş gününe karşı sürdürülen bu mücadeleler 1. Enternasyonal’in 1866 yılında toplanan kongresinde yasal çalışma süresinin 8 saat olması talebinin kabul edilmesiyle uluslararası bir boyut kazandı.
Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü: 1 MAYIS
1 Mayıs’ı doğuran olaylar 1884’te ABD’de başlayan 8 saatlik işgünü talebi etrafında şekillenen mücadele sonucu gerçekleşti. ABD ve Kanadalı işçilerin katılımıyla oluşan Amerikan Emek Federasyonu (AFL)’nin 1884’te Chicago’da düzenlediği kongrede, sekiz saatin yasal çalışma süresi olarak belirlenmesi için mücadele kararı alındı.
1 Mayıs 1886’da ABD ve Kanada’da 350 bin işçi 8 saatlik işgünü için greve çıktı ve kent meydanlarında eylemler başladı. İşçilerin eylemlerinin genişlemesi ve etkisinin artması üzerine işverenler greve çıkan işçilerin eylemlerini bastırmak için sokak çeteleri ile anlaşıp saldırılar düzenlediler. ABD’nin Chicago kentinde 40 bin tekstil işçisinin 3 Mayıs’ta gerçekleştirdiği eyleme polis ve çeteler saldırdı, 4 işçi yaşamını yitirdi.
Bu saldırıyı protesto etmek için 4 Mayıs’ta Chicago kentinin Haymarket Alanı’nda miting düzenlendi. Miting dağılırken, kürsünün önüne, nereden geldiği belli olmayan bir bomba atıldı. Hemen polisin önünde patlayan bomba nedeniyle 7 polis öldü. Yüzlerce işçi asılsız ithamlarla tutuklandı. Tutuklanan işçi önderlerinden Albert R. Parsons, August Spies, Adolph Fischer ve George Engel 11 Kasım 1887’de idam edildi.
Alpert Parsons özür dilemesi şartıyla affedileceğinin söylenmesi üzerine, mahkeme heyetinin karşısında tarihe geçecek şu sözleri söyledi: “bütün dünya biliyor suçsuz olduğumu. Eğer asılırsam cani olduğumdan değil, emekçi olduğumdan asılacağım.”
ABD’deki işçi sendikaları 1889 yılından itibaren 1 Mayıs’ı 8 saatlik işgünü talebini hayata geçirmek için eylem günü ilan etti. Aynı yıl Paris’te toplanan İkinci Enternasyonal 1 Mayıs’ı İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma günü olarak kabul etti.
Osmanlı döneminde 1 Mayıs’lar
1 Mayıs için ilk defa 1906 yılında İzmir’de işçilere “Yurtsever Kardeşlerim! Şerefli Gazete Çalışanları! Haberiniz olsun ki, 1 Mayıs Dünya İşçileri Bayramı münasebetiyle amele kıraathaneleri civarındaki tren istasyonu mevkiinde toplantı ve gösteri vardır” bildirileri dağıtıldı. İzmir Basmane’de toplanan işçilerle “amele bayramı” kutlandı.
1.Dünya Savaşı’na kadar geçen sürede 1 Mayıs; Üsküp, Selanik ve İstanbul’da diğer ülkelerle birlikte eş zamanlı olarak kutlandı.
1911 yılında 1 Mayıs için ilk defa miting düzenlendi. Selanik’te Sosyalist İşçi Federasyonunun düzenlediği mitinge 7000 işçi katıldı.
1912 yılında 1 Mayıs ilk defa İstanbul’da kutlandı. Bu ilk 1 Mayıs’ta Selanik’teki gibi seçme seçilme hakkının herkese tanınması, grev yasasının değiştirilmesi, emeğin haklarını koruyacak kanunların çıkartılması gibi talepler dile getirildi. İstanbul’da 1 Mayıs gösterisi düzenlemek o günlerde işçi sınıfı adına önemli bir kazanım oldu. Ancak tedbirler gecikmedi, İttihat ve Terakki Hükümeti 1912 yılında başlayan Balkan Savaşlarını bahane ederek sıkıyönetim ilan etti ve 1 Mayıs kutlamaları yasaklandı.
1.Dünya Savaşının ertesinde 1918-1922 arasında işçiler hızlı bir şekilde tekrar örgütlenmeye başladı. 1919, 1920, 1921 yıllarındaki 1 Mayıs işçi bayramları işgal altındaki İstanbul’da bağımsızlık mitinglerine dönüştü. İşgal güçlerinin yasaklamalarına, yapılacak olan iş bırakmanın askeri suç sayılacağı ve askeri mahkemede yargılanacakları gibi tehditlerine karşın 1 Mayıs kutlamalarına katılımlar yoğun bir şekilde gerçekleşti.
1922 yılında 1 Mayıs İstanbul, Ankara ve İzmir’de kutlandı. Sultanahmet Meydanı’nda işgal kuvvetlerinin tüm baskı ve tehditlerine rağmen burada toplanan işçi grubu Pangaltı üzerinden Kağıthane’ye kadar yürüdü. O yıl Ankara’da ilk kez 1 Mayıs kutlaması yapıldı. İmalat-ı Harbiye ve demiryolu işçileri iş bırakarak aileleriyle birlikte katıldıkları bir toplantı düzenlediler. Toplantıda işgal güçleri kınanarak Ankara hükümetine destek verildiği açıklandı. Yürüyüş sırasında işçiler: “Türkiye amelesi sendika ister”, “Burjuvazinin zulmünü protesto ediyoruz” dedi.
1923 yılı 1 Mayıs’ında çok sayıda işçi greve çıktı. İşçiler 1 Mayıs’ın resmi olarak tanınması, sekiz saatlik işgünü, hafta tatili, serbest sendika seçme ve grev hakkı gibi talepleri dillendirdiler.
Cumhuriyet döneminde 1 Mayıs’lar
Cumhuriyetin ilanından sonraki ilk 1 Mayıs’ta, 1924 yılında kutlamaların yapılması yasaklandı, yürüyüşlere izin verilmeyeceği belirtildi. 8 saatlik işgünü için bildiri dağıtan işçiler tutuklandı.
1925 yılında çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu ile tüm sendikal örgütlenme, grev ve gösteriler yasaklandı. Amele Teali Cemiyeti, “1 Mayıs nedir?” başlıklı bir broşür bastırıp halka dağıttı. Bunlar, hükümetin yeni bir tutuklama başlatması için yeterli oldu. Aralarında Nazım Hikmet’in de bulunduğu 38 kişilik bir grup Ankara’ya gönderilerek İstiklal Mahkemesi önüne çıkarıldı. Şefik Hüsnü, Şevket Süreyya, Nazım dahil pek çok kişi 15’er yıl hüküm giydi.
1935 yılında 1 Mayıs “Bahar ve Çiçek Bayramı” olarak genel tatil günlerine eklendi.
1935’ten sonra 1974 yılına kadar gizlice yapılan eylemleri saymazsak açık 1 Mayıs kutlaması yapılmadı.
1975 1 Mayıs’ı DİSK tarafından İstanbul Tepebaşı’ndaki bir düğün salonunda kutlandı.
1976 yılında Taksim Meydanı’nda 400 bin işçinin toplandığı ilk kitlesel miting yapıldı.
1977 yılında 500 bin işçi Taksim Meydanı’nı doldurdu. Ama alanda konuşmalar devam ederken, çevredeki binalardan halkın üzerine ateş açıldı. 200 kişi yaralandı, 37 kişi, çoğunluğu ezilerek yaşamını yitirdi.
1978 yılında, önceki yıl yitirilen 37 insanın acısını içinde yaşayan yüzbinler yine Taksim Alanı’ndaydı. Kontrgerilla saldırıları, tehditleri işçilerin 1 Mayıs kutlamasını engelleyemedi.
1979 yılında Sıkıyönetim Komutanlığı İstanbul’da mitinge izin vermedi, 1 Mayıs’ta İstanbul’da sokağa çıkan 1000’e yakın kişi gözaltına alındı. DİSK’e bağlı bir grup sendika İzmir’de 1 Mayıs kutlaması yaptı.
1980 yılında 1 Mayıs pek çok ilde yasaklandı, ama İstanbul ve Ankara’da on binlerce kişinin katıldığı izinsiz gösteriler yapıldı.
1981 – 1986 yılları arası 12 Eylül askeri cuntası 1 Mayıs’ı yasakladı.
1987 1 Mayıs’ında 12 Eylül’den sonra ilk kitlesel kutlama Beyoğlu Emek Sinemasında gerçekleşti. 1987-1991 yılları arasında İstanbul’da izinsiz sokak eylemleri ile 1 Mayıs kutlandı.
1989 yılında Taksim’e yürümek isteyen kitlenin içindeki Mehmet Akif Dalcı polisin açtığı ateş sonucu öldürüldü.
1991 yılında İzmir’de Balık Hali önünde 12 Eylül sonrasının ilk yasal mitingi Belediye-iş sendikası öncülüğünde yapıldı.
1992 yılında DİSK, Türk-İş ve Hak-İş Ankara’da bir salon toplantısı yaparken, Gazi Osman Paşa’da İstanbul’un ilk yasal 1 Mayıs mitingi yapıldı.
1993 yılında işçiler 1 Mayıs’ı yeniden pek çok ilde meydanlarda kutlamaya başladı.
1996 yılında 1977 1 Mayıs’ından sonraki en kitlesel 1 Mayıs kutlaması Kadıköy’de yapıldı. DİSK, KESK, Türk-İş ve Hak-İş tarafından düzenlenen ve 100 bin kişinin katıldığı mitingin yürüyüşü henüz başlamadan, arama noktalarında çıkan olaylarda polisin silah kullanması sonucu Hasan Albayrak, Dursun Odabaşı ve Yalçın Levent öldürüldü.
1997 yılında işçiler yine alanlardaydı. 1 Mayıs kutlamalarını Türk-İş, DİSK ve KESK birlikte organize ettiler. Merkezi miting İstanbul’da Çağlayan Meydanı’nda yapıldı.
1998 yılında “Şimdi Demokrasi Zamanıdır” temel sloganı ile 1 Mayıs darbe sonrasında ilk kez yaygın biçimde pek çok ilde kutlandı. 2004 yılına kadar 1 Mayıs, konfederasyonların ortak mitingleriyle alanlarda kutlandı.
2004 yılında DİSK ve Türk-İş Taksim’de 1 Mayıs için izin istedi ama verilmedi, fiili olarak Saraçhane’de yapıldı. 2005 ve 2006 1 Mayıs’ları 1996’dan beri yasaklı olan Kadıköy’de yapıldı.
2007 yılında DİSK ile beraber TMMOB, TTB ve KESK’ten oluşan tertip komitesi öncülüğünde binlerce işçi her türlü zorlamayı aşarak Taksim Meydanı’na girdi. 1 Mayıs’ı yasaklı da olsa Taksim’de kutlama tavrı 2008 ve 2009’da sürdürüldü.
22 Nisan 2009 günü TBMM Genel Kurulu’nda, 1 Mayıs, “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kanunlaştı.
2010 yılında Taksim Meydanı 32 yıl sonra ilk kez ‘eyleme’ açıldı. 200 binin üzerinde işçi ile görkemli bir kutlama yapıldı. Taksim Meydanı 2011 ve 2012’de de yasal kutlama yeri oldu.
2013 yılında hükümet, Taksim’i 1 Mayıs kutlamalarına kapattı. Buna rağmen kitleler Taksim’e girmeye çalıştı, pek çok yerde çatışmalar yaşandı. Bu çatışmalar 2014 ve 2015 yıllarında da yaşandı.
2016 yılından itibaren DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’den oluşan 1 Mayıs tertip komitesi Taksim’e çıkmak için çabalamaktan vaz geçti. Sonraki yıllarda 1 Mayıs İstanbul’da izin verilen alanlarda kutlandı.
1993 yılından beri, özellikle de yasallaştığı 2009 yılından itibaren, 1 Mayıs tüm Türkiye’de kitlesel olarak kutlanıyor.
