IŞİD’in Kobanê’ye yönelik saldırılarına karşı, 6-8 Ekim 2014 tarihinde gerçekleşen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek, Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında bulunduğu 18’i tutuklu 108 kişi hakkında açılan Kobanê Davası’nda sona geliniyor. 16 Mayıs’taki duruşmada karar verilmesi bekleniyor.
Daha önce Mart ayındaki duruşmada karar verileceği mahkeme tarafından belirtilmişti, ama muhtemelen yerel seçimleri etkileyebileceği düşünüldüğünden karar ertelendi. Bu erteleme bile, davanın ne kadar hukuki olmadığı, siyasi olduğunun bir göstergesi.
Kobanê davası, 2015’teki 7 Haziran seçimlerinden sonra başlayan HDP’ye yönelik yıldırma ve baskı siyasetinin en önemli boyutu. Davanın sonucunun, AYM’de devam eden HDP’nin kapatılması davasını da etkilemesi bekleniyor.
Davaya konu olan olaylar neydi?
Kobanê, Suriye’nin kuzeybatısında yer alan, Şanlıurfa’nın Suruç ilçesine komşu bir kasaba. Halep vilayetine bağlı kasabanın kontrolü, 2011 yılında Suriye’de iç savaşın başlamasından kısa süre sonra Demokratik Birlik Partisi’ne (PYD) geçti.
2014 yılının Eylül ayında Suriye ve Irak topraklarında geniş bölgeleri kontrol etmeye başlayan Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütü, Kobanê’ye karşı bir harekât başlattı. IŞİD, Ekim ayında Kobanê’de ciddi ilerleme kaydetmeye başladı. Türkiye’nin farklı kentlerinde IŞİD’in kuşatmaya aldığı “Kobanê’ye destek” eylemleri başladı. HDP yetkilileri krizin başından itibaren hükümetle çeşitli görüşmelerde bulundu.
HDP’lilerin en önemli taleplerinden biri, Suriye’nin kuzeyindeki diğer bölgeler ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) üzerinden gelecek askeri yardımın ulaşması için Türkiye toprakları üzerinden Kobanê’ye bir koridor açılmasıydı.
Bu talebin kabul görmemesi üzerine 6 Ekim’de HDP Genel Merkezi, Kobanê’yle ilgili olarak Twitter üzerinden paylaştığı bir mesajla sokak protestosu çağrısı yaptı. Bunun ardından önemli bir bölümü Doğu ve Güneydoğu kentlerinde olmak üzere Türkiye çapında kitlesel sokak eylemleri başladı.
Olaylarda hem güvenlik güçleriyle göstericiler hem de bazı yerlerde göstericilerle onlara karşı çıkanlar arasında çatışmalar yaşandı. 9 Ekim 2014’te olaylar sona erdi. Üç gün devam eden olaylarda 35 il ve 96 ilçede 37 kişi yaşamını yitirdi, 761 kişi yaralandı. Ölen ve yaralananların büyük bir kısmı HDP üye ve sempatizanlarıydı.
İktidar, ilerleyen yıllarda ölümlerle ilgili olarak sokak eylemi çağrısı yapan HDP’yi suçladı. HDP’li siyasetçiler ise bu olaylarda ölen ve yaralananların çoğunun kendi partilerinin mensubu olduğuna dikkat çekerek, davanın siyasi amaçlı açıldığını belirttiler.
Kobanê olaylarından 10 gün sonra, 20 Ekim 2014’te IKBY’ye bağlı Peşmerge güçleri destek amacıyla Türkiye üzerinden Kobanê’ye geçti.
‘Kobanê davası’ ne zaman, nasıl açıldı?
Dava, söz konusu olaydan 6 yıl sonra, 2020 yılında açıldı. İlk tutuklamalar 2 Ekim 2020 tarihinde yapıldı. Davanın ilk duruşması 26 Nisan 2021 tarihinde Ankara’da başladı. İlk duruşmadan itibaren, Avrupa Parlamentosu başta olmak üzere çok sayıda Avrupalı heyet davayı izledi.
Milletvekili dokunulmazlıkları 20 Mayıs 2016’da kaldırıldıktan sonra, 4 Kasım 2016’da HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş dahil 12 vekil çeşitli suçlamalarla gözaltına alındı, 9’u tutuklandı. Tutuklanma gerekçelerinin arasında Kobanê davası da vardı.
Dava sürecinde pek çok hukuksuzluk yaşandı. AİHM tarafından verilen kararlar uygulanmadı. Hâkimler heyeti değiştirildi. Mahkeme Başkanı Bahtiyar Çolak çete üyesi olmakla suçlandı, görevden alındı.
İddianamede, Çözüm Sürecinde devletin bilgisi ve onayı ile yapılan pek çok iş, örgüt üyeliğine delil olarak gösterildi. Gizli tanıklar bulundu, yaratıldı. Yalancı tanık ifadeleri ile örgüt üyelikleri oluşturulmaya çalışıldı. Pek çok tanık, mahkemede daha önce savcılıkta verdikleri ifadeleri reddettiler, sanıkları tanımadıklarını beyan ettiler.
AİHM, HDP’nin attığı tweeti suçlu bulmadı
Kobanê davasının temel dayanaklarından birisi HDP’nin 6 Ekim 2014’de attığı tweetti. Ancak AİHM, o dönemdeki şiddet olaylarının, bu tweetin bir sonucu olmadığına karar verdi. Demirtaş için de “derhal serbest bırakılmalı” dedi. AİHM kararları uygulanmadı.
Demirtaş’ın yargı süreci ve uygulanmayan AİHM kararları
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 20 Kasım 2018’de Demirtaş’ın siyasi nedenlerle tutuklu olduğuna karar verdi ve kendisinin derhal serbest bırakılması gerektiğini açıkladı. Bir gün sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AİHM’in verdiği karar bizi bağlamaz. Karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz” dedi. Karşı hamle yapıldı, başka bir suçtan verilen ceza kesinleştirildi ve Demirtaş hükümlü hâline getirildi.
Cezasını tamamladığı 20 Eylül 2019’da ise Kobanê davası nedeniyle tekrar tutuklandı, böylece hiç salıverilmemiş oldu.
Bu sırada AİHM Büyük Dairesi 22 Aralık 2020’de açıkladığı kararla, ikinci tutuklamanın, ilk tutuklamanın devamı olduğuna hükmetti. Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmasını istedi.
Dava hukuki değil, siyasi
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kobanê Davası’na ilişkin geçen haftaki grup toplantısında şunları söyledi:
“Herkes biliyor ki bu davalar bir hukuk davası değildir. Bu davalar siyasi intikam davasıdır. Siyaset hakkına saldırı davalarıdır. 21. yüzyılda Kürt’ü inkâr etmenin davalarıdır. Yargının bir kumpas kurumu olarak çalıştığı bir davayla karşı karşıyayız. Bir tweet atıldığı için önceki dönem eş genel başkanlarımız Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve onlarca arkadaşımız yargılanıyor. Bu davayı açan, kritik işlemlere imza atan hâkim ve savcıların çetelerle, mafyalarla, suç örgütleriyle nasıl bir ilişki ağı içerisinde olduklarını gördük.
Şimdi önünüzde bir şans var. Demokratik siyaset hakkını ihlal eden siyasi davalara son verin diyoruz. Bugün ‘yeni Anayasa yapalım, darbecilerin izini silelim’ diyenlerin ilk yapması gereken şey Kobanê Kumpas Davası’na son vermektir.”
