AKP-MHP arasındaki çatlak, 31 Mart seçimlerinden sonra giderek büyüyor.
Seçim yenilgisinin yarattığı ortamda birbirine düşen ortaklar arasındaki olaylara her gün yenisi ekleniyor. Seçim sonrası daha da görünür olan bir dizi ayrışma devam ediyor. AKP içinde de tartışmalar, bölünmeler, klikler var. Erdoğan ne olduğu belirsiz bir “yumuşama” söylemi dışında bir şey üretemiyor.
Seçim yenilgisi çatlakları artırdı
VAN’da DEM Parti’nin kazandığı seçimin İl Seçim Kurulu tarafından iptal edilmesine tepki gösteren AKP’li Hayati Yazıcı ile MHP ve MHP’ye yakın Saray danışmanı Mehmet Uçum arasında sert tartışma yaşanmış, Hayati Yazıcı tweet’ini silmek zorunda kalmıştı.
Osman Kavala ve Gezi tutsakları serbest bırakılsın diyen AKP’li gazeteci Abdülkadir Selvi ile MHP arasında hâlen devam eden sert tartışmalar var, en son Abdülkadir Selvi’ye Silivri adres olarak gösterildi.
Belki de çatlakların en önemlisi, Sinan Ateş cinayeti ve Ayhan Bora Kaplan suç örgütü soruşturmalarının gidişatı konusu. Her iki soruşturmada da adres MHP ve Ülkü Ocakları’na çıkıyor.
Sinan Ateş cinayetinde kullanılan araçların plakaları iddianameye girmemişti, ama araç fotoğraflarını birileri (muhtemelen soruşturmadaki yetkililer) basına sızdırdı. Araçlardan birisinin cinayet tarihinde MHP’ye kayıtlı ve Ülkü Ocakları Genel Başkanının makam aracı olduğu bu şekilde öğrenildi. Yine sanıkların bazı whatsap yazışmaları basına sızdırıldı, bunlar da savcının iddianamesinde yok. Yazışmalarda cinayetin azmettiricileri konusunda çok açık bilgiler var.
Ayhan Bora Kaplan suç örgütü soruşturması AKP-MHP yarılmasını derinleştirdi
Diğer bir yarılma, çatlak konusu Ayhan Bora Kaplan suç örgütü soruşturması ve sonrasında polislere yapılan operasyon. Ayhan Bora Kaplan, 2023 seçimlerinden sonra görevden alınan Süleyman Soylu ile yakın ilişkileri olan bir kişi. Aynı zamanda MHP ile de ilişkisi var. Zaten Süleyman Soylu’nun da en büyük destekçisi, koruyucusu MHP idi.
Yeni İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya göreve başladığından beri, mafya ve suç örgütlerine operasyonlar düzenliyor. Bu operasyonların en büyüğü Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik operasyon.
Operasyonda örgütün iki numarası Serdar Sertçelik gizli tanık oldu, ifade verdi. Suç örgütü pek çok kamu ihalesi almış, parasal zenginleşmesinde çok büyük bir artış var. Şimdiye kadar Ayhan Bora Kaplan’ın 60 elemanı yakalandı, 31 şirketine TMSF tarafından el konuldu.
Ancak sonrasında garip bir şekilde, ayağında elektronik kelepçe ve ev hapsi cezası olmasına rağmen barlarda gezmeye devam eden gizli tanık Serdar Sertçelik, yurt dışına kaçtı.
Serdar Sertçelik geçen hafta sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalarda, emniyet görevlilerinin kendisinden bazı sahte ifadeler vermesini istediğini, AKP’ye operasyon yapılmak istendiğini söyledi, bazı telefon görüşmesi kayıtlarını yayınladı. Bunun üzerine polisler önce açığa alındı, ardından gözaltına alındı. Cumhurbaşkanı, MHP lideri Bahçeli ile görüştü. MİT başkanı İbrahim Kalın ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’u gece yarısı Saray’a çağırıp görüştü. İçişleri Bakanı Yerlikaya dün sosyal medya hesabından herkese meydan okuyan bir açıklama yaptı.
Sonuçta son bir haftadır yaşananlar, konuyu Ayhan Bora Kaplan suç örgütü olmaktan çıkarıp, “darbe, kumpas” tartışmalarına çekmiş oldu. Böylece operasyonun belki de ulaşması beklenen isimleri, kendilerini koruma altına almış oldu.
Ayhan Bora Kaplan soruşturmasından en çok rahatsız olan Devlet Bahçeli
En sert çıkışı yapan MHP lideri Devlet Bahçeli. “Cumhur İttifakı hedef alınıyor, kriptolar var, darbe girişimi var” diyor. Bahçeli üç beş görevden alınmayla bu konunun geçiştirilemeyeceğini söylüyor, direkt Soylu düzeninin geri gelmesini istiyor. Onunla birlikte Pelikancılar da darbe söylemlerine dört elle sarılıyorlar.
Erdoğan ve AKP liderliği ise daha itidalli. Erdoğan grup toplantısında “olayı tüm boyutlarıyla inceliyoruz” dedi, Bahçeli “cumhurbaşkanımıza darbe yapılıyor” derken, Erdoğan’ın bu kadar düşük tonda değerlendirme yapması, muhtemelen olayın asıl sorumlusunun MHP’li bürokratlar olduğunu bilmesi. Yani ortada bir “darbe, kumpas” girişimi varsa, onu MHP’li bürokratlar ve mafya uzantıları yapıyor. Böylece, Sinan Ateş cinayeti ve Ayhan Bora Kaplan suç örgütü soruşturmaları sulandırılıyor ve giderek ortadan kaldırılmış oluyor.
Erdoğan muhtemelen kendisine karşı gerçekten bir girişim olup olmadığını değerlendirecek, buna göre MHP’ye ne kadar taviz vereceğini belirleyecek. Çünkü Soylu gibi bir kişinin geri gelmesini, MHP’nin İçişleri Bakanlığı’nda bu kadar etkin olmasını istemiyor. Özellikle Cumhur İttifakı’nın oyunun düştüğü dönemde MHP’nin işbirliğini bitirme ihtimaline karşı elinin daha güçlü olmasını istiyor.
AKP medyası bölündü
Hürriyet-Milliyet gibi “yumuşama” taraftarı medya organları olayları daha yumuşak bir tonda, İçişleri Bakanı Yerlikaya’yı savunarak veriyorlar.
Sabah/Yeni Şafak gibi, Pelikancılara daha yakın gruplar ”darbe” çığırtkanlığı yapmak konusunda epey istekliler. “Kumpas” diyerek haberleştiriyorlar. Ahaber ve Sabah gazetesi, “yasadışı dinleme yaptılar” diye haber yayınladı, Emniyet Genel Müdürlüğü bu haberi yalanladı.
Cumhur İttifakı çürüyor, çürütüyor
Cumhur İttifakı yarılıyor, iktidarın nimetleri azaldıkça, bölüşüm kavgası artıyor. Sistemdeki çürüme her yere yayılmış durumda, Emniyet ve Yargı, en fazla çürüyen yerler.
Cumhur İttifakı kendi içinde çürürken, Türkiye’yi de büyük bir bataklığa sürüklüyor. Yaşadığımız ekonomik kriz ortamında birilerinin nasıl yasadışı yollarla zenginleştiği, kamu görevlilerinin nasıl kirli işlere bulaştığı bir kez daha gözler önüne seriliyor.
