Sinan Özbek’in ‘Dayanışma Etiği’ çıktı

Sinan Özbek’in ‘Dayanışma Etiği’ kitabı Sentez Yayınları’ndan çıktı. Özbek, kitaba yazdığı önsözde ‘Dayanışma Etiği’nin yazım serüvenini şöyle özetliyor:  

“Eski makalelerime baktığımda hiç de azımsanmayacak bir süredir ahlak sorunuyla uğraştığımı görüyorum. İlk olarak 2006 yılında ‘Esnaf Ahlakı’ başlıklı bir bildiri sunuyorum. Daha sonra bu bildiri yine ‘Esnaf Ahlakı’ başlığıyla genişleyerek bir makaleye dönüşüyor. 2008 yılında da ‘Kleinhändlermoral in der türkischen Politik’ başlığıyla Almanya’da Das Argument dergisinde yayımlanıyor. Burada Engels’in ahlakı sınıflarla bağlı görmesini baz alarak, Türkiye’de ahlakın nasıl şekillendiğini araştırıyorum. Bir yandan içinde yaşadığım toplumda ahlakın nasıl şekillendiğini kavramaya çalışırken, diğer yandan da ahlakla sınıflar arasındaki bağı tartışıyorum. Bu çalışma, ahlak hakkında görüşlerimin nispeten şekillenmesine ve yeni sorular sormama yol açıyor oluyor. Engels’in ahlakı sınıflara dolaysız bağlamasını sorunlu görüyorum. Engels’in düşüncesinden tereddüt ediyor ve pek de yüksek tonda olmayan bir şerh düşüyorum. Yine bu makalede; bir taraftan ahlakın kökeninin ne olduğu diğer taraftan da evrensel ahlak ilkelerinin, kurallarının olup olmadığını irdeliyorum. Söz konusu makale bu haliyle kadim etik sorularıyla hesaplaşmaya yönelmiş bir girişim. Evrensel ahlak ilkelerinin varlığını reddediyorum ve etik teorilerin ahlakın kökeni hakkında geliştirdiği tezleri ikna edici bulmuyorum. Ama henüz ahlakın kökenine ilişkin net bir görüşe de sahip değilim.

Ahlak bağlamında ikinci bildiriyi 2010 yılında sunuyorum. Bu kez başlık ‘4, 25, 500 daha Fazla Komün, Daha Fazla Tekel’. Hâlâ çarpıcı bulduğum bir başlık! Bu bildiri de tıpkı yukarıda sözünü ettiğim bildiri gibi genişleyip zenginleşerek, 2015 yılında yayımladığım ‘Komünal Eylemin ve Ahlakın Ortak Temeli’ başlıklı bir makaleye dönüşüyor. Artık ahlak için yeni bir zemin, yeni bir kökenden bahsetmeye başlıyorum. Bu zemini bulabilmek, ancak antropolojiye dayanarak oluyor. Antropolojik verilere dayanarak, insanın ilk günden itibaren avcı-toplayıcı olarak var olduğunu ve avcı-toplayıcı yaşama tarzının dayanışmaya dayandığını görüyorum. Buradan hareketle insanın dayanışmacı bir varlık olduğunu söylüyorum. Dayanışma; tarımın icadıyla, bölünmüş toplumlarla birlikte siliniyor, neredeyse kayboluyor. Dayanışma, artık insan ilişkilerinin başat tarzı olmaktan çıkıyor. Avcı-toplayıcıların yaşama biçiminin ahlaklarına yansımasına ilişkin bağlar geliştirmeyi deniyorum. İnsanı özsel olarak dayanışmacı varlık olarak tanımlayıp bunun üzerinden de bir etik teorisi kurma çabasını da yetersiz görüyorum. Bu noksanlığı aşmanın yolunun, dayanışmanın başat ilişki tarzı olmasını sağlayan toplumsal yapının araştırılmasında yattığını görüyorum. Artık araştırmalarım kadim etik sorularına cevap vermekten geçerek, geleneksel etiğin kendini tartışmaya yöneliyor. Yeni bir etik teorisinin izleri kendini göstermeye başlıyor. İşte bu düşünme çabaları ‘Dayanışma Etiği’nin oluşmasını sağladı.”

Kitabın içeriği

Özbek, kitabın birinci bölümünde, Kant ve Schopenhauer gibi etiğin büyük filozoflarıyla hesaplaşıyor. Yine birinci bölümde Kropotkin’in görüşleriyle hesaplaşan Özbek, dayanışmayı zooloji üzerinden kuran Kropotkin’in aksine, dayanışmayı antropolojiden hareket ederek tartışıyor.

Kitabın ikinci bölümünde ise insan üzerine tam bir antropolojik araştırmaya girişen yazar, üçüncü bölümde ise avcı-toplayıcıların dayanışma zeminine oturan toplumu gibi bir toplum inşa edilirse, onların “ahlakına” benzeyen bir “ahlakın” da mümkün olacağını ve böylece, ahlaki bir topluma varılacağını temellendirmeye çalışıyor. Özbek, araştırmasını Paris Komünü’nden Karl Marx’a, Hannah Arendt’e ve Antonio Gramsci’ye kadar vardırıyor. Hızlı bir felsefe tarihi sorgulaması ve oradan Rawls ve Habermas’a uzanan adalet sorgulamasından, tekrar Marx’ın adalet anlayışına dönen Özbek’e göre, “Dayanışma zemininde yükselen ahlaki ilişkiler, buna uygun başat bir ‘erdem’ olarak adaleti yaratıyor. Sonuç olarak, ahlakın bir etik teorinin konusu olmadığı, ahlaksız ahlaki toplumu ve erdemin etiğin konusu olmadığı erdemsiz erdemli toplumu anlatan “Dayanışma Etiği” tamamlanmış oluyor…”

Yazarla söyleşi

Sinan Özbek, ‘Dayanışma Etiği’ üzerine 31 Mayıs Cuma günü saat 19.30’da okurlarıyla bir söyleşi gerçekleştirecek. ‘Enternasyonal Dayanışma Toplantıları’ çerçevesinde yapılacak etkinlik, Şişli Teyyareci Fehmi Sokak’taki Nostalji Kitap Cafe’de olacak ve moderatörlüğünü Ferda Keskin yapacak.

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…