“Normalleşme” AKP’nin mücadelesi mi?

AKP; YRP’den ve İyi Parti’den bazı küskün belediye başkanı ve milletvekillerini transfer ederek “yenilenme” imajı veriyor. Erdoğan burada yaptığı konuşmada “normalleşme” sürecinin AKP’nin 22 yıllık mücadelesi olduğunu ileri sürdü. Oysa “normalleşme” kavramı AKP’nin otoriter uygulamalarının sona ermesi olarak piyasaya sürülmüştü.

Erdoğan, muhalefetle müzakere sürecini bir lütuf olarak başlatmadı. Tam tersine, bu süreç ana muhalefet partisinin yerel seçim zaferinin sonucunda başladı, AKP bu sürece katılmak zorunda kaldı.

AKP’nin ülkeyi getirdiği durumda hemen hemen hiçbir şey “normal” değil. Erdoğan “zamanın ruhu alışılan siyaset tarzını değişime zorlamaktadır” diyerek özeleştiri yaptıklarını söylerken bunu itiraf ediyor.

Ekonomik gelişmeler işçi sınıfını, gençleri, emeklileri, herkesi perişan etmiş durumda. Enflasyon, yoksulluk, işsizlik AKP’nin 22 yıllık iktidarının sonucunda dar gelirlileri yaşayamaz hâle getirdi. Şimdi ekonomik krizin yükünü emekçilerin sırtına biraz daha çok bindiriyorlar. Emekçiler için her gelen gün bir öncekinden daha kötü oluyor, pahalılığın, geçim sıkıntısının dibi görünmüyor.

Kürt sorununda çıkmaza girildi. Milyonlarca Kürdün talepleri karşılanmıyor, düğünlere halaylara karışılıyor, yaya geçitlerinde iki kelime Kürtçe ifadeye dahi tahammül edilemiyor. AKP, Kürt sorununda çözümsüzlüğün partisi hâline geldi.

Bütün özgürlükler yok sayılmış durumda. Instagram yasaklanıyor, sokak röportajında AKP’ye muhalif şeyler söyleyen gençler hapse atılıyor, Gezi davası bir hukuk trajedisine dönüştü, seçilmiş milletvekilleri hukuk dışı yollarla hapiste tutuluyor.

AKP dünyadaki aşırı sağın rüzgârlarına uyum sağlayarak kadınlara, LGBTİ+lara, hayvanlara, göçmenlere düşman bir politika izliyor. Erdoğan bugünkü konuşmasında yine “LGBTİ+ sapkınlığı”ndan bahsederek toplumun bir kesiminin var olma hakkına saldırıyor. İstanbul Sözleşmesi’nden “aileyi koruma” adı altında çıkıldı ve kadınlara yönelik şiddet, cinayetler devam ediyor. Hayvanlarla ilgili geçirilen yasa teklifine AKP içerisinden dahi itirazlar yükseliyor. Göçmenler insanlık dışı uygulamalara maruz bırakılıyorlar, yasal güvenceleri yok veya çok zayıf, sürekli keyfi sınır dışılara maruz kalıyorlar.

Dolayısıyla Erdoğan’ın geçmiş dönemlerde CHP’nin kusurlarına işaret ederek anlattığı “normalleşme” bugünkü gerçeklikle uyuşmuyor. AKP tüm bu politikalarının sonucunda seçimi kaybetti ve ikinci parti durumuna düştü. “Normalleşmesi” gereken asıl olarak AKP.

Bunu AKP’nin içinden de dile getirenler var, artık “milletin partisi” değil “devletin partisi” olduğunu söylüyorlar. AKP’ye, parti içinden “değişim” ve “öze dönme” vurgulu eleştiri ve uyarılar yapılıyor.

AKP’nin kurucularından Bülent Arınç, “Değişim gerçekleşecektir. Yaralar pansuman edilecek, kangren olan uzuvlar kesilip atılacaktır” derken, Erdoğan’ın eski danışmanı Yasin Aktay, “Bugün AK Parti ciddi bir yol ayırımındadır. Mevcut zaaflarını hiçbir komplekse girmeden yerinde teşhis edip cesaretle tedavisine girişmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. AKP MKYK Üyesi Orhan Miroğlu, “Türkiye davasının peşinde olan AK Partililer bugün zor durumda” tespitini paylaşarak, “AK Parti’nin ‘tuhaf zamanlarından’ geçiyoruz, bu kuruluş paradigmasından uzaklaştığımız tuhaf zamanlar” dedi. Eski AKP Milletvekili Mehmet Metiner ise AKP’yi ‘milletin partisi’nden ‘devletin partisi’ne dönüştürenlerin, AKP’yi milletten kopartarak siyasi başarısızlığa sürüklediklerini söyledi.

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…