Erdoğan ve Yargıtay başkanı yeni anayasa mesajı verdiler. “Yeni anayasa” daha önceki yıllarda 12 Eylül cuntasıyla yüzleşme, Kürt sorununda çözüm içeren sivil ve özgürlükçü bir anayasa bağlamında tartışılıyordu. Bugün AKP-MHP ittifakı bunlara en uzak noktada.
Rejimin ruhu Ahlat’taki “müesses nizam” fotoğrafında – AKP, MHP, BBP, HüdaPar, komutanlar – kendisini gösterdi. Bu fotoğraftan demokratik, özgürlükçü bir anayasa çıkmaz.
Bölgede altemperyalist olmak için agresif bir dış politikanın peşinde olan, Karabağ’dan Libya’ya, Suriye’den Irak’a sınır ötesinde askeri maceralara kalkışan bir iktidarın yapacağı anayasa “sivil” olmayacaktır.
Daha önce yeni anayasa tartışılırken ezilenlerin aşağıdan mücadeleleriyle birçok alanda özgürlükçü gedikler açılmıştı. Şimdi AKP-MHP tam tersi istikameti körüklüyor, LGBTİ+ düşmanlığı bunların en güzel örneği. Bir diğer örnek İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmış olması. İnsan hakları konusunda herhangi bir ilerleme kaydedecek anayasanın bu iktidar bloku tarafından gündeme getirilmesi mümkün değil.
İlk 4 madde değişmeyecekse anayasa “yeni” olmayacak. Yeni bir anayasada Türklük atıflarının kalkması, Kürtlerin eşitliği konusunda birtakım maddeler olması gerekecek. Bunları içermeyen bir anayasa “yeni” olamaz.
Hukuk konusunda skandal bir manzara var. AYM kararları uygulanmıyor. İktidarın faşist ortağı MHP, AYM’nin kapatılması gerektiğini sürekli dillendiriyor. Anayasa Mahkemesini böyle konumlandıran iktidar ortağı MHP varken yeni anayasadan bahsedilemez.
Yargıtay başkanı adli yıl açılış konuşmasında, “Milli Hukuk Sistemi” istedi. İnsan hakları konusunda evrensel ilkelere uyum sağlayamayan Türk hukuk sisteminin milli olması demek, daha baskıcı, ırkçı bir hukuk sisteminin kurulması demektir.
