Yerli milli otoriter rejimin yarattığı iklimde çetelerin güçlendiği uzunca bir süredir tartışılıyor. Sonunda bunlardan birinin, bebeklerin ölümüne yol açan bir yolsuzluk ve dolandırıcılık faaliyeti yürüttüğü ortaya çıktı.
İstanbul’da, gerek olmadığı halde özel hastanedeki yoğun bakım ünitesine yatırılan 12 bebeğin ihmalden öldüğü iddiasına ilişkin olarak Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturmada, 22’si tutuklu 47 şüpheli hakkında iddianame hazırlandı. Şüpheliler hakkında 10 yıldan 180 yıla kadar hapis cezaları istendi.
Maddi kazanç için bebeklerin ölümüne neden oldular
Hastane sahipleri ve başhekimlerin örgüte yardım ederek maddi çıkar sağladıkları ifade edileniddianamede, şüphelilerin yaptıkları bu işlemlerle yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde elde edilen kazancı 3-4 katı artırdıkları kaydedildi.
Bebek hastaların, uygun sağlık hizmeti almasını sağlayacak hastanelere sevki yerine şüphelilerin seçtiği örgüt adına karlı görünen hastanelere yatırıldığı anlatılan iddianamede, bu noktada esas amacın bebeklerin sağlık durumunun iyileştirilmesi değil maddi açıdan en fazla kazanç elde edilmesi olduğu kaydedildi.
Sağlık Bakanı, bebekler öldürülmüşken “bizi çekemiyorlar” edebiyatı yapıyor
‘Yenidoğan çetesi’ skandalıyla ilgili Sağlık Bakanlığı’nın tepki çeken açıklamasının ardından, Bakan Kemal Memişoğlu’ndan da açıklama geldi. Dava sürecinde iddianamede adı geçen iki hastanenin kapatıldığını söyleyen Memişoğlu, toplumda cezasızlık algısı yaratılmaya çalışıldığını iddia etti.
Hastanesi bağlantılı çıkan eski bakanın “içi rahat”
Yenidoğan çetesinin beraber çalıştığı hastanelerden Özel Avcılar Hospital’in sahibi, eski Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu suçlamalara yanıt verdi, ‘İçim rahat’ dedi.
Devlet Bahçeli’nin eski koruma müdürü “yenidoğan çetesi” iddianamesinde sanık
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin koruma müdürlüğünü yapan TRG hastanesi Genel Müdürü Murat Mantuş’un da iddianamede sanık olarak yer aldığı ortaya çıktı. Polis Akademisi’nden mezun olduktan sonra Bahçeli’nin koruma müdürlüğünü yapan Mantuş’un, çetenin lideri doktor Fırat Sarı ile yaptığı telefon görüşmelerinin kayıtları iddianameye girdi.
Özgür Özel: Çetenin çökertilmesi yetmez, devletteki bağlantılarına bakılmalı
‘Yenidoğan çetesi’ ile ilgili konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel “Gözünü para hırsıyla kan bürümüş olan bu lanet olası çetenin çökertilmesi yetmez. Devletteki bütün bağlantılarına bakmak gerekir. Hangi siyasi görüşten, hangi siyasi partiye yakın olursa olsun, kimse kimseyi korumasın. Yenidoğan çocukları başka bir yere sevk edip pahalı tedavi yapacağız diye, hayatlarına mal olan bir iş yapıyorlar. Bu vicdansızların en ağır cezayı almaları için üzerimize ne düşüyorsa hep birlikte yapmalıyız” dedi.
Hastanelerin ticarethane hâline getirilmesinin sonucu
Türk Tabipleri Birliği (TTB), konuya ilişkin bir açıklama yayınladı. “Yenidoğan çetesi olayı, sağlıkta piyasacı dönüşümün vahim sonuçlarından biridir. Çözüm ise kamucu, eşit, ulaşılabilir, ücretsiz, nitelikli bir sağlık sistemindedir” ifadelerine yer verilen açıklama şöyle:
“İstanbul’da çok sayıda bebeğin, aralarında hekimlerin ve sağlık çalışanlarının da olduğu bir çete tarafından tıbbi gereklilik olmadığı halde anlaşma yapılmış özel hastanelerin yenidoğan yoğun bakım ünitelerine yönlendirildiğine, bu sayede Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan ve ailelerden haksız gelir elde edildiğine ve daha vahimi bebeklerin bir kısmının yoğun bakım takipleri sırasında hayatını kaybettiğine ilişkin haberleri Türk Tabipleri Birliği olarak yakından takip etmekteyiz. Öncelikle, yetkili tabip odamız olan İstanbul Tabip Odası’nın konuyla ilgili inceleme başlattığını, süreci hızlı ve titizlikle yürütmekte olduğunu kamuoyu ile paylaşmak isteriz.
Olayla ilgili kamuoyuna yansıyan ayrıntıların hekimlik değerleri bir yana, insanlık ile bağdaşmayacak nitelikte olduğu ve sorumluların en ağır şekilde cezalandırılması gerektiği açıktır.
Bizce çok açık olan bir diğer husus ise; bu olayın, yıllardır kamuoyunu ve yetkilileri uyardığımız bir gerçeği, Sağlıkta Dönüşüm Programı doğrultusunda uygulanan politikaların halkın yararına olmadığı ve sağlık sisteminde yıkıcı sonuçları olduğu gerçeğini inkar edilemeyecek şekilde ortaya koymuş olmasıdır. Sağlık hizmetini sıradanlaştıran, niteliğe değil niceliğe önem veren, hastaneleri ticarethane ve hastaları müşteri haline getiren, sağlığı piyasa kurallarına teslim eden Sağlıkta Dönüşüm Programı sağlık sistemimizi çürütmüştür.
Sağlık Bakanlığı’nı halk sağlığına, hekimlik değerlerine ve sağlık çalışanlarına zarar veren, ülke kaynaklarını boşa harcayan ve bu son olayda gördüğümüz gibi insanlık değerlerinin ayaklar altına alınmasına neden olan politikaları bir an önce terk etmeye çağırıyoruz.
Halkın eşit, ulaşılabilir, ücretsiz ve nitelikli sağlık hizmeti alabilmesi için koruyucu hekimlik ve birinci basamağın güçlendirildiği, sağlık çalışanlarının iyi koşullarda güvenli ve güvenceli çalışabildiği, verilen hizmetin sayısının değil niteliğinin ve topluma katkısının değerlendirildiği bir sağlık sistemi hayata geçirilmelidir. Ülkemizin maddi ve insan kaynakları bunu yapmaya yeterlidir.”
İstanbul Tabip Odası: Olay, sağlık kuruluşlarının ticarethane durumuna getirilmesinin sonucudur
İstanbul Tabip Odası’ndan da (İTO) skandala ilişkin bir açıklama geldi. Olayın “sağlık sisteminin iflas ettiğine” delalet olduğunun belirtildiği açıklamada, “Sağlığın alınır satılır bir meta, hastaların müşteri, sağlık kuruluşlarının ise ticarethane durumuna getirilmesinin sonucudur. Bunun sonucu olarak amacın yalnızca kâr etmek ve bunu maksimize etmek olduğu bir sağlık piyasası içinde, etik ve kanun dışı işlemler işin doğası gereği daha sık görülür hâle gelmiştir” denildi ve sorumluların yargı önüne çıkarılmaları gerektiği ifade edildi.
