İmroz Sihundi’de hafıza yürüyüşü: “Duvarlar biliyor”

Hakikat Adalet Hafıza Merkezi tarafından, “Geçmişle yüzleşme geleceği inşa etme: Gençlerle hafıza çalışmaları” kapsamında 1980 hane, 3 bine yakın nüfustan oluşan Sihundi “Dereköy” köyüne 7 Aralık’ta hafıza gezisi düzenlendi.

Ezgi Ceylan’ın rehberliğinde yapılan gezide, köyün yıkılmamış duvarları ve mekânları üzerinde kalan yaşam izleri takip edilerek yaşayan Sihundi köyü anlatıldı. 

İmroz, bir zamanlar kamu görevlileri hariç, Rum nüfusundan oluşan, genel anlamda insanların huzurlu yaşadıkları bir adaydı. Ada halkı yoksul olmasına rağmen kendi kendine yeten bir standartta, tarım, hayvancılık ve süngercilikle uğraşıyordu. Adada çocukların eğitimine önem verilirdi.

Yüzyıllardır adaya ev sahipliği yapan irili ufaklı yüzlerce manastırda pek çok din insanı yetiştirildi. 200’ün üzerinde şapeli olan adada, her gün ayinler düzenlenir, sonrasında coşkulu buluşmalar, eğlenceler gerçekleşirdi. Ada kendine has kültür, müzik ve gelenekleriyle öne çıkardı.

İmroz 500 yıl Osmanlı idaresinde kaldıktan sonra Lozan Antlaşması’yla, yerel katılıma dayalı özerk bir yönetim biçimi oluşturulması hükmüyle Türkiye’ye bağlandı. Ancak bu hüküm hiçbir zaman yerine getirilmez. Önce adı Gökçeada olarak adı değiştirildi, sonra köylerin isimleri değiştirildi.

Ada, Kıbrıs meselesiyle birlikte Türk-Yunan ilişkileri arasında oluşan gerilimin tam ortasında kaldı. Ve 1974’ten itibaren adada seyreltme programı uygulandı. Ezgi Ceylan, 1964’ten itibaren Milli Güvenlik Kurulu kararlarından en çok zarar gören köyün Dereköy olduğunu, köyün arazisine kurulan açık cezaeviyle birlikte köyde cinayetler ve tecavüzler yaşandığını, köy halkının 15 gün içinde evlerini boşaltmak zorunda kaldıklarını anlattı.

“Sihundi” kelimesinin etimolojik olarak sulak anlamına geldiğini belirten Ceylan, sulak ve verimli bir araziye sahip köyde ağırlıkla sulu tarım yapıldığını söyledi.

Geçmişte köyde biri kız okulu olmak üzeri iki okul olduğunu anlatan Ceylan, köyün ilkokulunun, imece usulü köylülerin çabasıyla yapıldığını söyledi. Ancak bugün okulun yerinde bir otel var. Kız okulu İskenderiyeli bir aile tarafından konut olarak yapılmış, sonra köye bağışlanmış. Bina şu anda yıkıntı halinde. Köy halkı binanın Rumlar için bir huzurevi olarak yeniden yapılmasını istiyor. 

Ezgi Ceylan adadan yıllarca uzakta yaşamış, sağlık sorunları nedeniyle adaya dönüş yapmış, adanın sevilen figürlerinden Nikos Doundri’nin, adanın yeniden yaşanılabilir hâle gelmesi özlemi ve bunun için gösterdiği çabadan bahsetti. 

Köyün içki ve meze sunulan kahvelerinden oluşan, müzik performansı yapılan en gözde mekânı köy meydanına gelindiğinde, Ezgi 1958’de “İmrotika” adında toplanan ada müziklerinden oluşan kasetten bir parça dinletti. 

Bir zamanlar kasap, bakkal, terzi ve meyhanelerden oluşan köyün en işlek mekânlarından oluşan sokaktan geçerken köyün kültürel yaşamından bahsetti.

Sihundi’de Helenistik dönemden gelen kadim bir kültürel yaşam olduğunu, kilisede yapılan ayinlerin yanı sıra adada “Nisiotika” denilen, Limni, Midilli ve geleneksel Yunan müziğinin de etkilerini taşıyan adaya özgü bir müziğin yapıldığını anlattı. 

Eski çamaşırhane ve zeytinyağı fabrikaları gezildikten sonra, köy derneğinde, konuyla ilgili kısa bir film gösterildi. 

13-14 Aralık tarihinde, Hrant Dink Vakfı’nda “Geçmişle yüzleşme, geleceği inşa etme” kapsamında etkinlikler düzenlenecek. 14 Aralık’ta “Gionis Hafıza Haritası(İmroz) başlıklı bir sunum gerçekleşecek.

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…