Basın emekçileri sınıf mücadelesinin parçası olmak zorunda

Basın emekçilerinin çalışma koşulları ve geçinebilmeleri gün geçtikçe zorlaşıyor. Sendikalarda örgütlenme düzeylerinin de düşük olduğu basın emekçileri, mücadele haberlerini yazarken kendileri için bir çıkış yolu arıyor. Asgari ücrete veya asgari ücretin biraz üstünde çalışmak zorunda bırakılan basın emekçileri emeklerinin karşılığını aldığını düşünmüyor.

Evrensel gazetesinden Bahar Emreoğlu ve Emirhan Durmaz, gün geçtikçe daha da zorlaşan hayat şartlarından basın emekçilerinin nasıl etkilendiğini İzmir’de çalışan gazeteciler ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İzmir Şube Başkanı Nil Kahramanoğlu ile konuştu.

Mesleği bırakmayı düşünüyorum

Yerel gazetede muhabir olarak çalışan Batuhan Kaya, 2025 asgari ücretinin yeterli olmadığını belirterek, “AKP iktidarının enflasyonun yarattığı yükü maaşlı çalışanların üzerine yıktığını gördük. Ancak bu zam, iktidarın ekonomi politikalarını bilmemize rağmen bizim için bile büyük bir şok oldu. 22 bin 104 TL ile büyükşehirlerde değil Anadolu’nun ortasında, enflasyonu bizim kadar hissetmeyen şehirlerde geçinmek için bile yeterli değil” dedi.

Mesleği bırakmayı düşündüğünü vurgulayan Kaya, “Bu ücret ile bırakın geçinmeyi, daha önce yaptığım gibi borç ya da krediyle bile kendimi döndürmem imkânsız görünüyor. Zaten basın sektöründe karşılaştığımız düzensiz ödemeler ve düşük ücretler, bu asgari ücretle bizi çok daha yıpratacak bir noktaya geldi. Bu meslek, bu ücretlerle, ‘idealist’ olanlar için bile yapılamayacak bir meslek haline geldi. Sanırım artık gazeteciliği de zenginler, ‘av’ gibi bir ‘spor’ olarak yapacaklar” diye konuştu.

İzmir’deki birçok yerel gazetenin aksine daha pozitif bir çalışma alanının olduğunu söyleyen Kaya, “Bu açıdan kendimi şanslı hissetsem de mali açıdan beni tatmin eden, hayatımı kolaylaştıran bir kurumda çalışmıyorum. Mevcut ekonomik koşullarda sanıyorum İzmir’de görev yapan tüm meslektaşlarım idealleri ya da başka gidebileceği bir yolu olmadığı için bu mesleği yapıyordur. Uzun mesai saatleri ve internet haberciliğinin getirdiği ‘tık’ ve ‘hız’ dolayısıyla stresli ve yorucu bir işim var. Muhabirler arasındaki aşırı rekabet de stres açısından bir tetikleyici olabiliyor” ifadelerini kullandı.

Basın emekçileri sınıf mücadelesinin bir parçası olmak zorunda

Emeklerinin karşılığını alamadığını belirten Kaya, İzmir’deki meslektaşlarının tamamının daha iyi ücretlerle çalışmayı hak ettiğini ekledi. Basın emekçilerinin daha iyi şartlara sahip olabilmesi için çözüm önerileri sunan Kaya, “Gazetecilik mesleğinin özellikle yerelde kurtulabilmesi için niteliğin artması ve daha bilinçli bir şekilde örgütlenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bugün nitelik artmalı ki kurum yurttaşların desteğiyle ayakta kalsın ve hiçbir siyasi parti ya da kamu kurumu tarafından baskı altına alınmadan gazetecilik yapılabilsin. Eğer bu noktaya gelebilirsek gazetelerin etki gücünün artacağı ve bu güç sayesinde kurumların finansal sıkıntılarının rahatlıkla aşılabileceği kanaatindeyim” dedi.

“İkinci çözüm de son tahlilde mesleği ‘kutsal’ olan gazeteci değil ‘işçi’ olan gazetecinin örgütlenmesinde yatar. Gazeteci örgütlenecek ki yıllarca başkalarının hakkını hapsedilmek ya da öldürülmek pahasına savunurken kendi hakkını yedirmesin” diyen Kaya, basın emekçilerinin hiç vakit kaybetmeden örgütlenmesi, bilinçlenmesi ve bir sınıf mücadelesinin parçası olması gerektiğini vurguladı.

Gazetecilerin hiçbir zaman tam anlamıyla örgütlenemediğini ifade eden Kaya, “Sanıyorum bugün İzmir’de, TGS çatısı altında örgütlenen 150 civarında gazeteci vardır ve bu gazetecilerin ne yazık ki çok büyük bir kısmı sınıf mücadelesi ve örgütlülük konusunda bilinçsiz. Bir kişinin 3 dakika içerisinde e-Devlet’ten sendika başvurusu yapması ve başvurusunun onaylanması onu sendikalı yapmaz. Sendikalı olmanın, sınıf mücadelesinin ve örgütlülüğün öneminin bu gazetecilere, özellikle genç olanlara anlatılması ve onların bu mücadelenin bir parçası haline getirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Gazetecilerin hakları göz ardı ediliyor

Ulusal bir gazetede çalışan bir diğer basın emekçisi ise basın emekçileri olarak zorlayıcı çalışma şartları ve düşük ücretlerle çalışmak zorunda olduklarını söyledi. “Çoğu gazeteci, asgari ücretle çalışmak zorunda. Özellikle yerellerde bu durum daha fazla sanılırken ulusallarda da maalesef asgari ücret reva görülüyor. Bu durumun yarattığı ekonomik zorluklar her geçen gün artıyor. İş yükü ağır, çalışma saatleri uzun ve iş güvencesi belirsiz. Basın özgürlüğü ve gazetecilerin hakları da sıkça göz ardı ediliyor. Gazeteciler, her gün daha fazla değersizleştirildiklerini hissediyor ve seslerini duyurmakta zorlanıyorlar” ifadelerini kullandı.

Meslektaşlarımızı mücadele etmeye çağırıyoruz

“Bütün bu olumsuzluklar, geçim sıkıntısı bizlerde ciddi bir umutsuzluğa neden oluyor. O yüzden nitelikli insanlar sektörden uzaklaşıyor. Nitelikli gazeteci azalınca haberin kalitesi de düşüyor. Sektörümüz maalesef böyle bir kısır döngü içerisinde” diyen Kahramanoğlu, yalnızca ekonomik sorunların yaşanmadığını, sendikal örgütlenmenin önündeki engeller yüzünden güvencesiz çalışmaya mecbur bırakıldıklarını ekledi.

Mücadele çağrısında bulunan Kahramanoğlu, “Bu kısır döngüyü kırmak için, işverenlerin ve iktidarın dayattığı sefalet ücretlerine karşı durabilmek için meslektaşlarımızı örgütlenmeye, hakları için birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz” dedi.

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…