Demirtaş: Bu süreç, demokratikleşme, barış ve kardeşlik sürecidir
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti, dün, önceki dönem HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile görüşmek üzere Edirne Cezaevi’ne gitti.
Sırrı Süreyya Önder, Pervin Buldan ve Ahmet Türk’ten oluşan heyetin yaklaşık üç saat süren ziyareti sonrasında Sırrı Süreyya Önder, bir açıklama yaparak şöyle dedi:
“Yarın Figen Yüksekdağ’ı Kandıra’da ziyaret ettikten sonra geniş bir açıklama yapacağız. Barışın kaybedeni olmaz, herkes kazanır. Kamuoyunda sıklıkla çözüm ve barış kavramları birbirine karıştırılıyor. Barış bir sarılmayla bile oluşturulacak bir şeydir. Çözüm demokratik bir mücadele ve uzun soluklu bir iştir. Şu an için kurmaya çalıştığımız barıştır. Bunun için herkesten desteklerini bekliyoruz.“
Selahattin Demirtaş da ziyaretten sonra sosyal medya hesabından bir açıklama yayımlayarak şöyle dedi:
“Değerli Kardeşlerim, DEM Parti İmralı Heyetimizin ziyareti vesilesiyle herkese yürek dolusu selam, sevgilerimi iletiyorum. Büyük bir fedakârlık ve ciddiyetle çalışmalarını sürdüren heyetimize de teşekkürlerimi sunarken ayrıca kendilerine, partimiz DEM Parti’ye, özellikle İmralı Tecrit Adasında demokratik çözüm ve barış için büyük çaba sarf eden Sayın Abdullah Öcalan’a güven ve desteğimin tam olduğunu belirtmek istiyorum.
Bu dönemin en hassas konusu kamuoyu desteğidir. Bu nedenle şeffaflık son derece önemli ve gereklidir. Heyetimizin, şeffaflığın gereği olarak Meclis’teki siyasi partileri bilgilendirmesi, önümüzdeki günlerde de sivil toplum örgütlerini, siyasi ve toplumsal çevreleri bilgilendirecek olması değerlidir. Ayrıca barış dilinin tüm çevrelere hakim olması da önemlidir. Bu konularda konuşan herkes tehdit, şantaj, aşağılama dilinden ve provokatif söylemlerden uzak durmalı, yenme ve yenilme üzerinden boş ve anlamsız bir retorik oluşturmak yerine herkesin, hepimizin kazanacağı ortak bir gelecek üzerinde durmalıdır.
Her ne kadar sürece bir isim konulmasından ısrarla kaçınılıyor olunsa da bizim açımızdan bu süreç, “Demokratikleşme, Barış ve Kardeşlik” sürecidir. Bizler demokratik, barışçıl zeminde siyaset yapan aktörler olarak çatışmaların, şiddetin kalıcı şekilde son bulmasını arzuluyor, istiyor, destekliyoruz. Sayın Öcalan, koşulları oluştuğunda bu konuda bir inisiyatif alacaksa yanında olacağımızı belirtiyoruz. Olası bir çağrının tüm inisiyatifi elbette kendisindedir. Kendisinin de belirttiği gibi, böylesi bir çağrının hukuki, siyasi zeminini oluşturma sorumluluğu da iktidar ve parlamentodadır.
Bizler, barış girişimlerine bu aşamada her türlü desteği sunarız. Ancak çağrıyı yapacak olan da olası bir çağrının muhatabı da biz değiliz. Siyasetçiler olarak bizim rolümüz ve misyonumuz, barış zeminini güçlendirmek, tarafları barış için cesaretlendirmek, teşvik etmek ve barışı kolaylaştırmaktır. Fakat bundan da öte temel sorumluluğumuz; demokrasi, özgürlükler, eşitlik, adalet ve temel insan hakları için barışçıl, sivil, siyasi mücadeleyi büyütmektir. Bu mücadelenin kanal ve imkânlarının şimdiden açılması gerekir ki barış zemini de güçlensin. Bu hususu da ilgililerin dikkatine sunmak isteriz.
Herkes şunu bilmeli ki, ortada bazı iyi niyetler ve bu iyi niyetlerle yürütülen hazırlıklar var. Ancak sürecin ete kemiğe bürünebilmesi için, güven verici somut adımların hızlıca atılması gerekiyor. Yıllardır bu topraklarda tarifi imkânsız acılara neden olan ve ülkenin bütün enerjisini tüketen çatışmaların ortadan kaldırılması, siyasal bir barışın sağlanması için her türlü desteği vermeye hazırız.
Ancak siyasal barış, beraberinde toplumsal barış yani demokratikleşme, eşitlik, adalet ve özgürlükler mücadelesinin tüm kanallarını açacak şekilde yapılırsa kalıcı olur, herkesin ve ülkenin yararına olur. Bu şekilde, siyasal barışın toplumsal desteği de artar, halkın ekseriyetinin sahiplenmesiyle tüm provokasyonlar ve baltalama girişimleri de boşa çıkar.
Yine bu kritik ve tarihi dönemde, Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere Sayın Devlet Bahçeli, Sayın Özgür Özel ve diğer tüm parti liderlerine, barış için aldıkları ve alacakları inisiyatifler nedeniyle teşekkürlerimi sunuyor, desteğimi iletiyorum. Her türlü kişisel, partisel çıkarın ötesinde, demokrasinin güçlenmesine dair atılacak her adımın tereddütsüz yanında olacağımı belirtiyorum.
Son olarak şunu da özellikle belirtmek istiyorum; Kürtlerin çoğunun yönü de yüzü de Türkiye’ye dönüktür. Barış ve güçlü bir demokrasi inşa edilebilirse bu süreçten hep birlikte kazanarak çıkacağımıza inanıyorum. Bunun için, Türkiye Cumhuriyeti devletinin de yönünü, yüzünü tüm Kürtlere çevirerek büyük ve onurlu barışın inşasını sağlayacağını umuyor, diliyorum.
Heyetimize tekrar teşekkür ederken başarı dileklerimle birlikte, bir kez daha hepinize sıcak selam, sevgilerimi iletiyorum.”
Erdoğan Diyarbakır’da: “Yeni bir fırsat penceresi açılmıştır”
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 8. Olağan İl Kongresi’ne katılmak için bugün Diyarbakır’a gitti.
Kongrede Kürt sorununda çözüm tartışmalarıyla ilgili de açıklama yapan Erdoğan, “çözüm” yerine “tasfiye” dedi, şunları söyledi: “Son dönemde gerçekleşen çalışmaların tek bir amacı vardır. Bu sadece terör örgütünün tasfiye edilmesiyle sınırlı bir husustur.”
Hakan Tahmaz: Sivil toplum barış inisiyatifi almalı
Yeni Yaşam gazetesinden Nezahat Doğan, yaşanan süreci, geçmiş çözüm sürecinin deneyimlerini de göz önüne alarak ne yapmak gerekliliğini, Barış Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Tahmaz ile konuştu.
Tahmaz “Eğer barış isteyen herkes samimi ise ve cesaretli davranırlarsa bu sürecin sonunda bu topraklara barışı getireceğimizi düşünüyorum. Sorunu konuşarak çözeceğiz. Konuşmanın adabına uygun davranacağız. Kimseyi tehdit etmeden, hakir görmeden, ötekileştirmeden bir masada oturmanın adabına uygun davranacağız. Yani tehdit diliyle, masada silahı göstererek ya da operasyon yaparız diyerek ilerleme olmaz. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan öyle bir dil kullanıyor ki bu süreçte olabilecek bir şey değil bu. Eğer sivil toplumdan, kamuoyundan bir destek, sürece katkı bekleniyorsa bu dille olmaz. Bizim ihtiyacımız yok diyorlarsa da o zaman müzakere etmeye, Abdullah Öcalan’ın kapısını çalmaya ya da DEM partililerle görüştürmeye gerek yok” dedi.
KESK Eş Genel Başkanı: Herkes sürece destek vermeli
Abdullah Öcalan’ın mesajının önemine dikkat çeken Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, çözüm için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini vurguladı.
Ayfer Koçak, “Olanlar, Ortadoğu’da yeni bir sürecin başlangıcından bağımsız değil. Suriye, Gazze, İsrail ve Rojava konuları bir bütündür. Bu bağlamıyla birçok noktadaki savaş atmosferi ciddi kaygıları beraberinde getiriyor. Ortadoğu’da yaşanan süreç hepimiz açısından bir tarafıyla ciddi kaygıları barındırırken diğer yönüyle umudu da barındırıyor. Mevcut haliyle bölgede yaşayan halklar ciddi zararlar görmüş durumda. Savaşlar tüm kesimlere ciddi zararlar veriyor. Bu yönüyle önümüzdeki dönemin halkların geleceklerini tayin edebilecekleri bir forma dönüşmesi noktasında bir umudumuz ve talebimiz var” dedi.
Özgür Özel: Türkiye’de bir Kürt meselesi vardır
Manisa’da basın mensuplarının gündeme dair sorularını yanıtlayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti heyetinin İmralı ziyaretinin ardından yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.
“Türkiye’de bir Kürt meselesi vardır. Demokratik yollardan çözülmelidir. Çözüm yolu meclis çatısı olmalıdır. Bunun için şeffaf ve samimi davranılmalıdır. Toplumsal mutabakat aranmalıdır. Devlet Bey ‘barış’ demeye başladı, bu önemli” dedi. Özel, MHP’nin sosyal medya hesabından Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin fotoğrafıyla birlikte “Barışla herkes kazanır” paylaşımı yapılmasına dikkat çekti.
