Mühendissen (Mühendislerin Sendikası Girişimi) asgari/taban ücret konusunda basın açıklaması düzenledi. Bütün mühendis, mimar ve şehir plancılarının alması gereken ücretin en az brüt 70 bin lira olması gerektiğini açıkladı.
Mühendissen’in düzenlediği basın toplantısı, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesinin Karaköy’deki binasında yapıldı. Basın açıklamasını makine mühendisi Fatih Aydınlı okudu.
Açıklamada; işçi sınıfının teknik emekçileri olan mühendislerin, mimarların ve şehir plancılarının çalışma koşullarındaki zorluklar ve hak kayıplarının artmasına karşın, ücretlerin alım gücünün giderek düştüğü belirtildi.
“Yağma düzeni” olarak tanımlanan bu sürecin, emeğin değersizleştirilmesiyle sonuçlandığı ifade edilerek, bu adaletsiz durumu değiştirmek için örgütlü mücadelenin şart olduğu vurgulandı.
Ücretin, anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış bir hak olduğu, “ücretin emeğin karşılığı” olması gerektiği hatırlatıldı. Ücretin düşük olmasının angarya ile eşdeğer olduğu, bunun anayasal yükümlülükleri ihlal ettiği belirtildi.
Açıklamada, 2025 yılı için TMMOB tarafından tavsiye edilen brüt 70 bin TL’lik asgari ücretin mühendis, mimar ve şehir plancılarının çalıştığı tüm işyerlerinde uygulanması gerektiği ifade edildi.
Ayrıca, yüksek enflasyon nedeniyle, şimdi belirlenen asgari ücretin önümüzdeki aylarda yetersiz kalacağı, Temmuz ayında yeni bir asgari ücret ilan edilmesinin kaçınılmaz olduğu ifade edildi.
Basın açıklamasının tam metni şöyle:
“Basına ve Kamuoyuna
Mühendislerin Sendikası Girişimi olarak, işçi sınıfının teknik gücü mühendis, mimar ve şehir plancılarının emeğinin en az seviyede karşılığı olan mühendis, mimar ve şehir plancıları asgari/taban ücreti konusundaki açıklamamızı basının ve kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.
- Ücret emeğin karşılığıdır, ücretler düşük ve sembolik düzeyde kalıyorsa angarya vardır
Ücret, anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış, özel olarak korunması gereken bir gelir türüdür. Anayasa, zorla çalıştırma yasağını düzenlediği 18. maddesinde “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır” hükmünü getirmiştir. Anayasa’nın Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler başlıklı üçüncü bölümünde yer alan 55. maddesi ücrete özel bir güvence getirmiştir. Ücreti sosyal hak olarak kabul eden Anayasaya göre de “ücret emeğin karşılığıdır.” Bu hüküm zorla çalıştırmayı yasaklayan Anayasa’nın 18. maddesiyle birlikte ele alındığında, karşılığında ücret ödemeden, zorla çalıştırılmanın yasak olduğu, çalışma karşılığı ücret ödemenin anayasal bir yükümlülük olduğu sonucu çıkmaktadır. Karşılığında ücret ödense dahi özgür iradeyle yerine getirilen bir çalışma yoksa zorla çalıştırma vardır. Zorla çalıştırma karşılığı ücret ödenmiyor veya ödenen ücret ödenmesi gereken ücretten çok düşük ve sembolik düzeyde kalıyorsa angarya söz konusudur. Angarya, kişinin emeğinin karşılığını almadan zorla çalıştırılmasıdır.
- Ücret yapılan işe uygun ve adaletli olmalıdır
Anayasa’nın “Ücrette adalet sağlanması” başlıklı 55. maddesinde “Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri, diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır. Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da gözönünde bulundurulur” denilmektedir. Bu maddeyle, emeğin karşılıksız bırakılmaması, emeğin karşılığının ücret olarak verilmesi amaçlanmaktadır.
Ücreti emeğin karşılığı olarak tanımlayan Anayasa’nın 55. Maddesi, devlete adaletli bir ücret sistemi oluşturma konusunda görev vermiştir.
- Emeğin karşılığı olan ücret, işçi için hak, işveren için borç olmanın ötesinde bir yükümlülüktür
İş kanunundaki düzenlemeye göre ücret, iş sözleşmesinin kurucu unsurudur. 4857 sayılı kanunda iş sözleşmesinin tanımında ücret karşılığı çalışma, iş sözleşmesini tanımlayan ana unsurlardan biri olarak yer almıştır. Ücret, 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinde, “genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar” olarak tanımlanmıştır. İşçi ücretin karşılığını çalışarak ödediği için ücret, işçi açısından hak, işveren açısından ise borç olmanın ötesinde bir yükümlülüktür.
- Emeğe dayalı gelir, vergi baskısından kurtulmalıdır
Devlet, vergilendirme yetkisini kullanırken, anayasal kurallara uymak ve vergi yükünün adalete uygun ve sosyal amaçlı dağıtımını sağlamak koşuluyla, gelir, servet veya harcamanın vergilendirilmesinde konulara, nitelik veya miktarlara göre kimi değişik ölçütler getirmekte, gelirin unsurlarına ve miktarına göre yükümlülükler ve oranlar belirlemektedir.
Ücret gelirlerinin diğer gelir unsurlarına göre salt emeğe dayalı olarak elde edilen gelir niteliğinde olması ve vergi baskısının yüksekliği nedeniyle özellikle bu geliri elde edenlerin ekonomik durumları ile vergi oranları arasında doğrudan bir bağlantının kurulmaması ve ücretlilerden vergi alınırken mali gücün göz ardı edilmesi kabul edilemez.
Anayasanın 55. maddesinde ücretin emeğin karşılığı olduğu, devletin çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alacağı belirtilmiştir. Anayasa, ücreti, diğer gelirlerden farklı olarak özel şekilde düzenlemiş, bu düzenlemede ücretin özellikli ve ayrık durumunu gözeterek, devlet’e “adaletli bir ücret” için tedbir alma görevi vermek suretiyle koruma altına almıştır. Anayasa nın 73.maddesindeki “mali güç” ilkesi ile 55. maddesindeki “adaletli bir ücret elde etme ilkesi bir arada değerlendirildiğinde, ücret gelirlerinin ücret dışında elde edilen gelirler ile aynı oranda vergiye tabi tutulması ve hiçbir önlem alınmadan ücrette azalmaya neden olacak şekilde yükseltilmesi, “adalet” ilkesini de zedelemektedir.
- İşçi sınıfının teknik emeğinin gücü olan mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları hak ettikleri ücretleri alacaktır
Emeğinin teknik gücü olan mühendis, mimar ve şehir plancılarının çalışma koşullarındaki zorluklar, hak kayıpları artarken, ücretleri düşük ve sembolik bir hale dönüşmüş, işçi sınıfının tümünde olduğu gibi yoksulluk sınırının altına düşmüştür. Sermaye tarafından emeğin değersizleştirilmesi sürecinde, yağma düzemi olarak tanımlayabileceğimiz yeni bir düzen, sömürü düzeninin yerini almıştır. Genel olarak ücret mücadelesi kapsamında asgari ücret, taban ücret vb. belirlenmesi ve bunun mücadelesinin verilmesi, daha da önemli bir hale dönüşmüştür. Yağma düzenine karşı bir duruş olarak ortaya konulan asgari ücret kavgası sürerken milyonlarca işçinin, emekçinin büyük çoğunluğunun ücretleri de asgari ücret seviyesine düşmüştür.
Kanunlarda, yönetmeliklerde ne yazılı olursa yazsın, hiçbir şey emek sermaye çelişkisinden bağımsız değildir. Kanun ve yönetmeliklerde açıkça belirtilen, altına imza atılan uluslararası sözleşmelerle garanti altına alındığı düşünülen tüm haklar gibi emeğin hakkını da korumanın yolu örgütlü mücadeleden geçmektedir.
Yaşanan bu yağma düzeninde, sermayenin topyekûn saldırısına karşı, emeğin birleşik ve örgütlü mücadelesi elzemdir, her alanda sabırla, inatla ve geri adım atmadan sürdürülmelidir.
Mühendis, mimar ve şehir plancılarının 2025 yılı Ocak ve Temmuz dönemi için asgari ücreti ne olmalıdır? Bunun örgütlü mücadelesi nasıl sürdürülmelidir?
Asgari ücret, çalışanın kendisini ve bakmakla yükümlü olduğu kişileri bir ay boyunca insanca ve onurlu bir şekilde geçindirebileceği ücrettir.
Asgari ücret aynı zamanda çalıştıkları işyerlerinde ücret pazarlığı yapmak durumunda kalan meslektaşlarımız için de önemli bir referans olmaktadır.
Mühendislerin, mimarların, şehir plancılarının 2025 yılı asgari ücreti için çeşitli rakamlar yayınlandı. Mesleki Demokratik Kitle Örgütü olan TMMOB, tavsiye ettiği taban ücreti brüt 70 bin TL olarak açıkladı. Mühendissen olarak bizler, açıklanan asgari/taban ücretin mühendis, mimar ve şehir plancılarının çalıştığı tüm işyerlerinde uygulanması için takibinin, denetiminin yapılması, sendikalar ve demokratik kitle örgütleri ile birlikte mücadelesinin verilmesi gerektiğini önemle belirtiyoruz.
Ülkedeki zorlu yaşam koşulları nedeniyle 2025 yılı ilk 6 ayı içinde, belirlenen mühendis, mimar ve şehir plancısı asgari ücretinin yetersiz kalacağı, Temmuz ayında asgari ücretin yeniden belirlenmesi gerektiği de apaçık ortadadır.
Tüm bu olumsuz koşullara rağmen, belirlenen mühendis, mimar ve şehir plancısı asgari ücret tespit çalışmalarının önemli olduğunu, mevcut koşullarda referans kabul edilebileceğini, daha iyisi için mücadelenin şart olduğunu, özetle asgari ücret açıklamaktan daha önemli olanın BELİRLENEN ASGARİ/TABAN ÜCRETLER İÇİN ÖRGÜTLÜ BİR MÜCADELE VERİLMESİ, SÖZÜN EYLEME DÖNÜŞTÜRÜLMESİ GEREKTİĞİNİ BELİRTİYOR, ALTINI KALIN ÇİZGİLERLE ÇİZİYORUZ.
İşçi Sınıfının Teknik Emeğinin Gücü Olan Mühendisler, Mimarlar ve Şehir Plancıları Yalnız Değildir.
Mühendis, mimar ve şehir plancısı çalıştıran tüm işverenlere bir defa daha hatırlatıyoruz: Açıklanan asgari/taban ücrete uygun şekilde yükümlüklerinizi yerine getirin. SGK prim ödemeleri, bordro uygulamaları vb. konularda yasalara uygun ve etik çerçevede davranın. Ücret ödemelerinde kayıt dışı yöntemlere başvurmayın. İşçi sınıfının teknik emeğinin karşılığını eksiksiz olarak verin.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu’nu ve yasalar çerçevesinde ilgili, yetkili tüm kurum kuruluşları, mühendis, mimar ve şehir plancılarına hak ettikleri ücretin işverenler tarafından verilip verilmediğini denetlemeye, kontrol etmeye davet ediyoruz.
Bizler, Mühendislerin Sendikası Girişimi olarak; yüzbinlerce mühendis, mimar ve şehir plancısı ile birlikte süreci takip edeceğiz. Artan enflasyon ve zorlu yaşam koşulları nedeniyle, 2025 yılı Temmuz ayında asgari ücreti tekrar gündeme taşıyacağız, asgari ücretin en az 6 ayda bir açıklanması ve mühendis, mimar ve şehir plancılarının emeğinin hakkının verilmesi için mücadele edeceğiz.
MÜHENDİSSEN olarak; işçi sınıfının teknik emeğinin gücü olan mühendis, mimar ve şehir plancıları ile emek mücadelesinde BİRLİKTE YÜRÜYORUZ.
MÜHENDİSSEN, Mühendislerin Sendikası Girişimi
24 Ocak 2025, Cuma
