Demirtaş: Pozitif barışın inşası için gayret ediyoruz
Edirne Cezaevi’nde tutuklu olan Kürt siyasetçi, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, yayın hayatına yeni başlayan Barış Araştırmaları Derneği için bir yazı kaleme aldı. Demirtaş yazısında yaşanan süreçle ilgili olarak “Silahların devre dışı kalması barışın sadece ilk aşamasıdır” değerlendirmesinde bulunarak “Literatürde bu duruma ‘negatif barış’ denilse de, ben ‘siyasal barış’ demeyi tercih ediyorum. Bunun ardından, tüm çatışma potansiyellerinin ortadan kaldırılacağı pozitif barışı (toplumsal barışı) inşa süreci başlayacak, başlamalıdır.” ifadelerini kullandı.
Yazısında QAD Barış Araştırmaları Derneği‘nin barışın inşası çabasının bir parçası olarak ortaya çıktığını aktaran Demirtaş, “Biz barışı istiyor, talep ediyor, arzuluyoruz. Ancak bunun yeterli olmadığını bildiğimiz için nefesimizin yettiği her yerde barışın inşası için çalışmaya devam ediyoruz.” dedi.
Selahattin Demirtaş’ın toplumsal barışın inşasına dair tahayyüllerine yer verdiği ve Barış Araştırmaları Derneği’nin amaçlarına dair bilgiler verdiği yazısının bir kısmı şöyle:
Kimin neye ihtiyacı varsa, neyi eksikse, en çok onu arar. Biz barışı istiyor, talep ediyor, arzuluyoruz. Ancak bunun yeterli olmadığını bildiğimiz için nefesimizin yettiği her yerde barışın inşası için çalışmaya devam ediyoruz.
Her şeyden önce şunun farkındayız: Silahların devre dışı kalması barışın sadece ilk aşamasıdır. Literatürde bu duruma “negatif barış” denilse de, ben “siyasal barış” demeyi tercih ediyorum. Bunun ardından, tüm çatışma potansiyellerinin ortadan kaldırılacağı pozitif barışı (toplumsal barışı) inşa süreci başlayacak, başlamalıdır. Silaha hükmetme gücümüz olmadığından, negatif barış aşamasında karar verici olamasak da, bu aşamanın onurlu bir anlaşmayla tamamlanması ve pozitif barışın inşa sürecinin önünü açacak şekilde gerçekleşmesi için gayret ediyoruz. Fakat asıl işimiz, esas sorumluluğumuz sonrasına ilişkindir.
Bu vesileyle QAD’ın kuruluş sürecinde emeği geçen ve destek olan tüm arkadaşlarıma hepiniz adına içten teşekkürlerimi sunuyorum. Aynı şekilde, QAD’ın dernek yönetimi, yayın kurulu ve mütevelli heyetinde görev üstlenen değerli dostlarımıza da şükranlarımı sunuyor, hepsine başarılar ve kolaylıklar diliyorum. QAD’ın çalışmalarına destek vermek isteyen herkesi QAD yönetimiyle iletişime geçmeye davet ediyorum.
Diyarbakır’da 419 kuruluştan Kuzey ve Doğu Suriye’ye statü çağrısı
Diyarbakır’da 419 siyasi parti, sivil toplum ve demokratik kitle örgütü, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin statüsünün tanınması talebiyle “Rojava’ya statü halklara özgürlük” başlıklı imza kampanyası başlattı.
Siyasi partiler, sendikalar, meslek odaları ve sivil toplum örgütlerinden oluşan 419 kuruluşun imzacısı olduğu deklarasyon, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde açıklandı.
419 kuruluş adına hazırlanan metni okuyan Özgür Kadın Hareketi aktivistlerinden Zeryam Işık Yıldız, şunları söyledi:
“Genel olarak Orta Doğu’da, özelde de Suriye’de yaşanan gelişmeler bir kez daha göstermiştir ki, farklılıkların inkârına dayalı tek ulus yaratma projelerinin ayakta kalma şansı yoktur. Suriye’deki çözümün yegâne yolu, bütün halkların yaşadıkları coğrafyada kendilerini yönetebilme hakkından geçmektedir. Son 10 yılda Rojava’da kadınların öncülüğünde inşa edilen yönetim modeli, halklara barış ve huzur ortamı sunmuştur.
Çağrımız şudur: Bölgede yaşayan halkların statüsüz yaşamaya tahammülü kalmamıştır. Özelde Kürt sorununun demokratik çözümü, Orta Doğu’da da barışı beraberinde getirecektir. Bu bağlamda tüm ilgili tarafları Kuzey ve Doğu Suriye yönetimini tanımaya ve Suriye’deki tüm kesimlerin haklarının korunduğu demokratik bir yönetimin oluşması için destek sunmaya çağırıyoruz”
Tişrin’deki saldırılar Diyarbakır’da protesto edildi
Diyarbakır’da Tişrin’deki saldırılarda sivil halk ve sağlıkçıların hedef alınması protesto edildi. Amed Emek ve Demokrasi Platformu ile Amed Sağlık Platformu’nun açıklamasında Tişrin’de sağlıkçıların ve sivillerin hedef alınmasının uluslararası hukukun açık ihlali olduğu belirtildi.
Basın açıklamasını okuyan Emek ve Demokrasi Platformu üyesi Mustafa Mesut Kaya, saldırılarda şu ana kadar 5 ambulansın hedef alındığını, 3 sağlıkçının öldürüldüğünü, 3’ünün ise yaralandığını hatırlattı.
Saldırılarda, 21 sivilin hayatını kaybettiğini, 203 kişinin yaralandığını ifade eden Kaya, “Sağlık hizmetine erişim hakkı, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 25. maddesi ile güvence altına alınmıştır. Ne yazık ki bu hukuki ve ahlaki yükümlülükler sistematik olarak ihlal edilmektedir” dedi.
Uluslararası toplumu ve insan hakları savunucularına, bu saldırılar karşısında sessiz kalmama çağrısında bulunan Kaya, “Sağlık hizmetleri dokunulmazdır ve hiçbir koşulda hedef alınamaz. Diyarbakır’daki sağlık kurumları, emek ve demokrasi örgütleri olarak tekrar çağrıda bulunuyoruz: Bu saldırılar durdurulmalı, sorumlular hesap vermelidir” ifadelerini kullandı.
