Erdoğan, son günlerdeki otoriter uygulamaların ardından muhalefetin “yargıyı tehdit ettiğini” öne sürüyor. Oysa şu an yaşananlar sadece iktidarın siyasi baskı politikalarını uygulayan hukukçuların eleştirisi. Cumhurbaşkanı daha önce bizzat kendisi yargıyı defalarca tehdit etmişti.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’de konuştu. Erdoğan, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na açılan Akın Gürlek soruşturmasına gönderme yaparak “Yargıya intikal etmiş süreçlerin siyasi malzeme haline getirilmesi, hakim ve savcılarımızın baskı altına alınması, aile ve çocukları üzerinden hedefe konulması sorumsuzluğun daniskasıdır” dedi.
Hatırlatalım: Yargıyı kimler tehdit etti?
AKP-MHP ittifakının yargıyla ilişkisi tehditler ve yönlendirmeler tarihiyle dolu.
Erdoğan, 2016’da Anayasa Mahkemesi’nin Can Dündar ve Erdem Gül ile ilgili kararına “uymadığını” ve “saygı duymadığını” açıkladı.
Erdoğan, Can Atalay konusunda, “AYM birçok yanlışları arka arkaya yapar hâle geldi” dedi, ona karşı hukuku çiğneyen Yargıtay’ı savundu.
Erdoğan, 2019’da baroları tehdit ederek şöyle dedi: “Önümüzdeki dönemde ilk çözmemiz gereken meselenin barolar başta olmak üzere tüm meslek teşekküllerinin seçim yöntemlerinin temsili demokrasiye uygun hâle getirilmesi olduğuna da inanıyorum.”
Devlet Bahçeli, Anayasa Mahkemesi için “milli güvenlik sorunudur” demiş ve kapatılmasını önermişti.
Erdoğan 17-25 Aralık sırasında savcı için “adaletin yüz karasıdır” demiş, HSYK’nın suç işlediğini iddia etmişti. Soruşturmalar “darbe girişimi” ilan edilirken, yolsuzluk ve rüşvet işlerine karışan tüm milletvekilleri daha sonra AKP’nin vitrininden indirildi.
Erdoğan, Şubat 2024’te AYM’nin aldığı bazı hak ihlali kararlarına karşı, “Anayasa Mahkemesi’nin almış olduğu bu kararları hazmedemiyorum” dedi.
Bu liste epeyce uzatılabilir. AKP-MHP iktidarının tarihi sürekli olarak yargıya ayar verme, istikamet çizme, beğenmediği kararları yok sayma ile doludur.
