Barış günlüğü – 24 Şubat

Bafel Talabani’den barışa destek mesajı

Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Genel Başkanı Bafel Talabani, İmralı görüşmelerine dair açıklama yaptı. Geçen hafta, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti ile Süleymaniye’de görüşen Bafel Talabani, Bağdat’ta düzenlenen Uluslararası Diyalog Konferansı’na katıldı.

Talabani, Kürt sorunu bağlamında yürütülen tartışmalara ilişkin, barış sürecinin diyalog ve müzakere gerektirdiğini belirterek, “YNK olarak barıştan yanayız, mevcut süreci destekliyoruz” dedi.

İstanbul’u barış kenti yapacağız

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Örgütü, 3’üncü Olağan Kongresi’ni Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirdi. DEM Parti bayraklarıyla donatılan kongre salonuna, “Kayyımlar gidecek biz kalacağız”, “Büyük direneceğiz büyük kazanacağız”, “2025 yılını özgürlük yılı yapacağız”, “Genç başladık genç başaracağız”, “Örgütlü direneceğiz emek sömürüsüne son vereceğiz”,”Jin Jiyan Azadî”, “Demokratik yaşam için eşitlik adalet özgürlük ”pankartları asıldı.

Kongreye, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın yanı sıra siyasi parti temsilcileri, sivil toplum ve kadın örgütleri temsilcileri ile binlerce yurttaş katıldı.

Kongrede konuşan Bakırhan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Hem dünya hem Orta Doğu hem de Türkiye tarihsel bir süreçten geçiyor. Bu tarihsel süreçte bütün ülkeler, bütün yönetimler bugüne kadar yapmış oldukları politikaları gözden geçirerek kendisini yeni döneme göre yeni gelişmelere göre şekillendirmeye çalışıyor. Bu süreçte maalesef Türkiye’de AKP-MHP iktidarı yine yanlış yolda devam ediyor.

Orta Doğu yeniden şekillenirken bizimkiler hâlâ yüzyıllık ret ve inkâr politikalarını hayata geçiriyorlar. Türkiye’de Hakkâri’den başlayarak Türkiye’nin dört bir yanına kayyım atamaya devam ediyorlar.

Yine alnının terinin karşılığını almak isteyen, bunun için direnen greve giden, insanca yaşam mücadelesi veren emekçiler darp ediliyor, emekçiler ve onların öncüleri tutuklanarak cezaevine gönderiliyor.

Bu yetmiyor belediye eş başkanları hakkında soruşturmalar açılıyor. Yargı muhalifler üzerinde bir sopa olarak kullanılmaya devam ediyor.

Kadınlar katlediliyor, kadınların katliamını önlemek için yasalar çıkarması gerekenler İstanbul Sözleşmesi’ni ortadan kaldırarak aslında bir nevi kadın katliamını meşrulaştıran bir anlayışla hareket ediyorlar.

Yine daha birkaç gün önce HDK’ye büyük bir operasyon yapıldı. 30 yol arkadaşımız tutuklandı, cezaevine gönderildi. Neymiş HDK terör örgütüymüş. 14 yıldır İstanbul’un merkezinde binası tabelası asılı bulunan, 14 yıl içerisinde Türkiye’de siyasetçilerin, akademisyenlerin katıldığı çalışmalara imza atan çok değerli çalışmalar yapan, çözüm konusunda onlarca çalıştay yapan HDK’nin terör örgütü olduğu bugün mü aklınıza geldi sizin?

HDK, 14 yıldır İstanbul’un merkezinde tabelasıyla, binasıyla, çalışmalarıyla Türkiye demokrasisinin çalışmalarına katkı yapan bir kurumdur.

Ne yapmış HDK? HDK Kürt ve Türk ittifakı için kent uzlaşısı yapmış. Büyük suçu buymuş?
Ne güzel Kürtlerin, Türklerin, bütün haklarının ve inançların bir arada yaşaması için bir çalışma yapmışsa dava açmak değil HDK‘nin önünde saygıyla inmek gerekiyor. 100 yıldır bu topraklarda Kürdü, Alevi diğer farklı inançları ayrıştırdınız, yok saydınız, yok etmeye çalıştınız.

HDK yok ettiğiniz, yok saydığınız halkların ve inançların bahçesidir. HDK Türkiye’dir, Türkiye’de yaşayan 85 milyon insandır. Kürt ve Türk ittifakı için çalışmak ne zamandan beri suç olmuş? Kürt ve Türk ittifakını savunmak suçsa 1920 ve onun öncesi Kurtuluş Savaşı’nda Kürtlere giden Mustafa Kemal’i ne yapacaksınız kurucu meclise ne diyeceksiniz. Lazistan mebusuna, Kürdistan mebusuna ne diyeceksiniz.

Seçilen eşbaşkanlardan Arife Çınar, “İstanbul halkların, inançların, farklı kimliklerin olduğu bir kent. Ama aynı zamanda yoksulluğun olduğu bir kent. Tabii bu yoksulluğun nedenini hepimiz bilmekteyiz. Hep birlikte örgütümüzü büyüterek, sizlerle birlikte İstanbul’da mücadelemize devam edeceğiz. İstanbul’u barış kenti yapacağız. Tüm toplumsal dinamiklerle temas içinde olacağız” dedi.

Öcalan’ın mesajı için mevzuat uygun

DEM Parti Hukuk Komisyonu Eşsözcüsü Öztürk Türkdoğan, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un 20 Şubat’ta katıldığı bir televizyon programında, PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan yapılması beklenen açıklamanın görüntülü olup olmayacağına dair sorusuna verdiği “Mevzuatımızda bir hükümlünün videoyla kamuoyuna seslenmesi gibi bir durum söz konusu değil” yanıtına cevap verdi.

Türkdoğan, böyle bir mevzuatın olduğunu söyledi. Türkdoğan, “Mevcut 5275 sayılı infaz Kanunu 2005’te yürürlüğe girmişti, bu kanunun bazı maddeleri var” dedi.

“Kanunun 60/4’üncü fıkrasında ifade özgürlüğü çerçevesinde yayın etkinliklerinin yapılabileceği belirtiliyor” diyen Türkdoğan, şunları söyledi:

“Bu tamamen Adalet Bakanlığı’nın iznine bağlı. 66. Maddesi’nde telefon hakkı var ki Öcalan’a bugüne kadar telefon hakkı 2 kere kullandırıldı. Yine 67’nci maddede internet yayınlarından yararlanma hakkı var.”

Türkdoğan, ayrıca 6551 sayılı özel bir kanunun da olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Bu kanun 2014 yılında çözüm süreci için çıkarılmış bir kanundu. Bugüne kadar kamu görevlileri için ve yine Akil İnsanlar Heyeti içinde yer alan çok az sayıda insan için bazı soruşturmalarda kullanıldı. Bu kanun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a her türlü yetkiyi veriyor. Oldukça geniş kapsamı olan bir kanun. Dolayısıyla mevzuat isteniyorsa Türkiye’de mevzuat var. İlla İnfaz Kanunu’na bakmaları gerekmiyor ki İnfaz Kanunu’nda zaten görüntülü mesaj vermek için gerekli atıf yapılabilecek maddeler var. Bunun için sadece Adalet Bakanlığı’nın yazılı izin vermesi gerekiyor. Bunun ötesinde 6551 sayılı bir özel kanunumuz daha var. Bu özel kanuna göre, Cumhurbaşkanlığının vereceği izinle bu görüntülü haberleşme olabilir.”

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…