Sendikalaşma sürecinde kararlı adımlarla ilerleyen Mühendissen’den Faruk Sevim’le mühendis ve mimarların bugünkü iş koşulları, örgütlenme düzeyi ve neler yapılması gerektiği hakkında sohbet ettik.
Merhaba, kendinizi tanıtır mısınız?
Mühendissen, Mühendislerin Sendikası Girişimi’ne emek verenlerdenim. İsmim Faruk Sevim, uçak mühendisiyim. Özel sektörde, çeşitli iş yerlerinde ücretli olarak çalıştım, şimdi danışmanlık yapıyorum.
Mühendisler işçi midir, sendikaya neden ihtiyaç duyarlar?
Ücretli çalışan, bir işverene bağlı olarak çalışan herkes işçidir.
Bağımlı çalışan mühendisler ve mimarlar iş güçlerini ücret karşılığı satmakta ve bu nedenle işçi sınıfının bir parçasını oluşturmaktadırlar. Bu gerçekten hareketle üretim sürecindeki konumlarına uygun, emeklerinin tam karşılıklarını alabilmelerinin yolu sendikalaşmalarından, sendikaları aracılığıyla toplu pazarlık yapmalarından ve gerektiğinde grev haklarını kullanabilmelerinden geçmektedir.
Memur olarak çalışan mühendis ve mimarlarla işçi olarak çalışan mühendis ve mimarlar yasa gereği farklı sendikalara üye olabilmekteler. Memur kesiminde güçlü sendikalar var, çalışan mühendis ve mimarların önemli bir kesimi bu sendikalara üye. Ama işçi olarak çalışan, özellikle de özel sektörde çalışan mühendis ve mimarlar, nerdeyse tamamen örgütsüz durumda, hiçbir sendikaya üye değil.
Bugün Türkiye’de 1 milyon 600 bin civarında mühendis ve mimar var. Bunların 300 bini kamuda (büyük bir kısmı memur, az sayıda işçi), 600 bini özel sektörde (işçi) ücretli olarak çalışıyor. 250 bin mimar mühendis kendi işinin başında, büro sahibi veya işveren. Geri kalan 300 bin civarında mühendis ve mimar emekli, 150 bini ise işsiz ya da meslek dışında işlerde çalışıyor. Bunlar yaklaşık sayılar.
Bizler sadece işçi olarak çalışan mühendis ve mimarları örgütlemek amacıyla yola çıktık. Bunların çok büyük bir kısmı özel sektörde çalışıyor.
Meslek örgütleri, odalar, dernekler bu ihtiyacı karşılamıyor mu?
Sendika üyesinin hak ve çıkarlarını korur, ücretinin ve sosyal haklarının belirlenmesi için işverenle pazarlık yapar.
TMMOB ise toplumun kaliteli ve uygun mühendislik hizmeti alması için çalışır. Bunun için meslekle ilgili bütün mevzuatı, normları, bilimsel şartnameler, tip sözleşmeleri oluşturur. Mühendis ve mimarların mesleki birikimlerini toplum yararına kullanmalarını sağlar, teknik politikaların toplum yararına düzenlenmesini sağlar. Bunu yaparken üyelerini denetler, mesleki disiplini sağlar, gerektiğinde ceza verir.
Yani baktığımızda, sendikanın ve TMMOB’nin çok farklı işlevleri var. TMMOB’nin üyelerinin çoğunluğu ücretli olarak çalışmaktadır. Ancak TMMOB sendika değildir, sendika kuramaz. Ancak üyelerini toplu sözleşmeli, grevli sendikal haklara kavuşması için teşvik edebilir.
Demokratik toplumun önemli öğelerinden birini oluşturan güçlü sendikaların ortaya çıkması, meslek örgütlerinin işlevlerini azaltmaz, tam tersine üyelerinden gelen ekonomik hak taleplerine ilişkin baskılar ortadan kalkacağı için asıl işlevlerini çok daha iyi yapabilirler.
TMMOB’nin son açıkladığı rakama göre 705 bin üyesi var. Oysa mühendis, mimar sayısı 1 milyon 600 bin civarında. Yani 900 bin mühendis ve mimar TMMOB üyesi değil, bunların önemli bir bölümü ücretli çalışanlar, tamamen örgütsüzler.
Daha önce Türkiye’de mühendis sendikası kuruldu mu ya da mühendislerin üye oldukları sendikalar var mıdır?
1960’larda Karayolları Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan bir mühendis sendikası var, ismi Karayol-İş. 1970’te TEKSEN isimli bir mühendis sendikası kuruluyor. Her iki sendika da kamu çalışanlarının sendikaları, memur sendikaları, 1971’de kapatılıyorlar. Daha sonraları bazı mühendis sendikası kurma deneyimleri yaşanmış ama uzun ömürlü olmamış.
Bugün, memurlar arasında örgütlenmeye çalışan mühendis sendikaları var. Ama memurlar arasında zaten sendikalaşma oranı yüzde 70’ler düzeyinde, her iş kolunda güçlü sendikalar var. Kamuda memur olarak çalışan mühendislerin önemli bir kısmı o iş kolundaki sendikalardan birine üye. O nedenle sadece memur mühendisleri üye yapmayı amaçlayan sendikalar fazla üye kazanamadılar. Enerji, büro ve ulaştırma işkollarında kuruldular. Sendikal anlayış olarak da sınıf sendikacılığının uzağında yapılar.
Biz asıl olarak kamuda veya özel sektörde işçi statüsünde çalışan mühendis ve mimarları örgütlemek istiyoruz. Bu alanda örgütlü işçi sendikaları var. Ama bu sendikalar, mühendis ve mimarları üye yapmada oldukça başarısız.
İşçi statüsünde çalışıp sendika üyesi olan az sayıda mühendis ve mimar çoğunlukla devlete veya belediyelere bağlı kurumlarda, yani kamuda çalışıyorlar. Özel sektörde sendika üyesi olan mühendis veya mimar yok gibi.
Bunun önemli bir nedeni özel sektörde çalışan mühendis ve mimarların sendika üyesi olabileceklerini bilmemeleri veya işçi sendikasına üye olmak istememeleri. Tabii iş güvencesi konusunda yaşanan sıkıntılar da mühendis ve mimarların sendikalara üye olmalarını engelliyor.
Yani bizim ilgilenmek istediğimiz özel sektör alanında mühendisler ve mimarların sendika üyeliği tecrübesi hemen hiç yok.
Ücretli çalışan mühendis ve mimarlar sendikalara üye olmalılar, haklarını ancak bu şekilde koruyabilirler. Biz öncelikle bu kültürü yerleştirmeye çalışacağız.
İş yasası sendikalara çok çeşitli engeller getiriyor, siz bu engelleri nasıl aşmayı planlıyorsunuz?
İş yasasına göre bir sendikanın belirli bir iş kolunda kurulması gerekiyor. Diğer iş kollarından çalışanları üye yapamıyor. Türkiye’de 24 iş kolu var. Mühendis ve mimarlar bu iş kollarının tümüne dağılmış durumdalar. Dolayısıyla her iş kolu için ayrı bir Mühendissen kurulması lazım. Biz şimdilik mühendis ve mimarların oransal olarak en yoğun çalıştıkları iş kollarından birinde sendikayı kurmayı planlıyoruz.
Kurulduğumuz iş kolundaki diğer sendikalarla dayanışma içinde olmayı planlıyoruz. Çünkü bizim ulaşabileceğimiz kitle, hiçbir sendikaya üye olmayan mühendis ve mimarlar. Sendikalar yasasına göre, aynı iş kolundaki sendikalar federasyon şeklinde bir araya gelebiliyorlar. Bu şekildeki güç birliklerini geliştirebiliriz. İş yerindeki yetkili sendika ile orada bulunan mühendis ve mimarların taleplerini görüşebilir, TİS’te yer almasını sağlayabiliriz.
Sendikamızın toplu sözleşme yapabilmesi için o iş kolunda çalışan tüm işçilerin en az yüzde 1’ini üye yapması lazım. Mesela metal iş kolunda 2 milyon işçi çalışıyor. Yetki alabilmemiz için en az 20 bin mühendis ve mimarı üye yapmamız lazım. Metal iş kolunda yaklaşık 100 bin mimar mühendis var. Tabii aynı iş kolunda çalışan diğer işçiler de sendikamıza üye olabilir, bunun önünde engel yok.
Amacımız zaten özellikle hiç sendikalaşmamış, mühendis ağırlıklı çalışan iş yerleri. Buralarda örgütlenmek istiyoruz. Bu tip iş yerlerinde çalışan bütün işçileri üye yaparak, TİS için gerekli yüzde 1’e ulaşmaya gayret edeceğiz.
İş yerlerinde mühendisler dışında çalışan bir emekçi kitlesi var, onlarla nasıl iletişim kuracaksınız, sendikanıza üye olabilecekler mi?
Sendikamızın asıl amacı mühendis ve mimarların özlük haklarını, sosyal haklarını korumak. Ama işyerlerinde çalışan diğer işçilerin de elbette hakları için çaba göstereceğiz. Çünkü bir iş yerinde imzalanan toplu iş sözleşmesi bütün işçiler için geçerli oluyor, sendika üyesi olmayan işçiler bile bu TİS’ten dayanışma aidatı ödeyerek yararlanabiliyorlar. O yüzden örgütlenmeye çalıştığımız her bir iş yerinde çalışan bütün işçileri üye yapmak istiyoruz. Mühendis ağırlıklı iş yerlerini seçeceğiz, ama bütün sendikasız iş yerleri ile ilgili çabamız olacak. Bu, yüzde 1 barajını aşmamız için de gerekli.
Mühendislerin en önemli gündemleri neler, bu gündemlerle ilgili neler yapmak istiyorsunuz?
Türkiye’nin en önemli gündemi olan ekonomik sorunlar, bugün mühendis ve mimarların da birinci gündemi ekonomi. Ücretler her geçen ay reel olarak azalıyor, satın alma gücümüz düşüyor. Yapılan zamlar, enflasyonla kaybettiklerimizin çok altında kalıyor.
Bu yüzden ücret mücadelesi en önemli gündemimiz.
Mühendislerin iş yerlerinde önemli sorumlulukları var. Her türlü iş kazasında, iş kaybında, sözleşme ihlalinde, patronlar doğrudan mühendisleri sorumlu tutuyorlar. Bu sorumluluk konusunda mühendis ve mimarların elinde yazılı sağlam güvenceler yok. Patronun baskısı altında işlerini yapmak zorunda kalıyorlar. Bu konularda mühendis ve mimarın hakkını savunacak bir örgüte, yani sendikaya büyük ihtiyaç var. Önemli bir gündemimiz de bu.
Yine iş yerlerinde yapılan mobbing (bezdirme) uygulamasından mühendis ve mimarlar da payına düşeni alıyor. Bu konuyu da sendika olarak dikkatle takip edeceğiz, üyelerimize mobbing uygulanmasına engel olacağız.
Elbette Türkiye’de yaşanan hukuksuzluklar, adaletsizlikler, iktidarın baskı ve zor uygulamaları mühendis ve mimarların da gündemidir. Sınıf mücadelesi ile toplumsal mücadele birbirini her zaman desteklemelidir. Apolitik bir sendika olmayacağız, demokrasi mücadelesinin bir parçası olacağız. Hukuksuzluklara karşı çıkacağız. Siyasi iktidarın otoriterliği her geçen gün artıyor. Bunu engellememiz lazım. Birleşik demokratik mücadele en etkili yol, bunun parçası olacağız.
Röportaj: Bahan Gönce
