Öcalan demokratik çözümü esas alıyor
Asrın Hukuk Bürosu’ndan Emran Emekçi, Abdullah Öcalan’ın çözüm ve inşa noktasında kendi toplumuna güvendiğini belirterek, ‘Umut hakkının uygulanması temelinde Öcalan’ın önünün açılması gerekiyor’ diye kaydetti
Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Emran Emekçi, Öcalan’ın yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı konusunu değerlendirdi. “Öcalan’ın esas aldığı demokratik çözümdür. Uluslararası insan hakları sözleşmelerine dayalı demokratik anayasa ve mevzuat sistemidir” diyen Emran Emekçi, şunları kaydetti:
“Uluslararası insan hakları sözleşmeleri, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği sözleşmelerinde yer alan bireysel ve grup hakları var. Öcalan, onların Türkiye mevzuatına amasız ve çekincesiz uyarlanmasını, bu temelde Kürtlerin de hukukun içine alınması gerektiğini söylüyor.
Türkiye, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde anadilde eğitim hakkına çekince koymuş mesela. Bütün grup haklarına ilişkin sözleşmelere, yerel yönetimlere özerklik şartına dek hepsine çekince koymuş, Kürtler yararlanmasın diye.
Öcalan, bu çekincelerin kaldırılmasını, Türkiye’nin anayasal ve yasal düzeninin, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği insan hakları sözleşmelerine uyarlanmasını talep ediyor.
Hukukun için alınmak şudur. Kürtlerin hukukun içine alınması, çatışma sebeplerini ortadan kaldıracağından, doğal olarak sorun da hukuk çerçevesinde çözüme kavuşacağından hukuksal temelde bir barışın da yolu açılmış olur.”
Çözüm için umut hakkı
ÖHD’li Eylem Arzu Kayaoğlu, Abdullah Öcalan’ın çağrısı sonrası sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için fiziki özgürlüğünün sağlanması ve her kesimle iletişime geçebilmesi için olanaklar sağlanması gerektiğini söyledi
Abdullah Öcalan’ın İmralı Heyeti ile birlikte 27 Şubat’ta açıkladığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” tüm dünyada tartışılırken, devlet çağrının üzerinden bir ay geçmesine rağmen herhangi bir adım atmış değil.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Eylem Arzu Kayaoğlu, çağrı ve sonrasında yaşanan sürece dair değerlendirmelerde bulundu.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2014 yılında Abdullah Öcalan’a ilişkin verdiği “ihlal” kararını anımsatan Eylem Arzu Kayaoğlu, “Umut Hakkı”na değinerek, şunları söyledi: “
‘Umut Hakkı’ hukuki olarak; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan tutsakların bir gün cezaevinden çıkma ihtimalini umut etme hakkıdır. Buna dair AİHM, kararını 2014 yılında verdi. 11 yıllık bir süre geçmiş olmasına rağmen ‘ağırlaştırılmış müebbet’ hapis cezasına mahkûm edilmiş insanlarla ilgili infaz kanununda hiçbir değişiklik yapılmadı.
Avrupa Birliği Bakanlar Komitesi 2024 yılının Eylül ayında yapmış olduğu oturumda Türkiye’ye bir yıllık bir süre verdi. Ancak aradan 7, 8 ay geçmesine rağmen henüz somut bir adım söz konusu değil.
Ortadoğu coğrafyasının bu kadar savaş batağına sıkıştığı, emperyalist devletlerin çok fazla savaş oyunu oynadığı, yeniden paylaşımların yapılmaya çalışıldığı bir yerde Öcalan’ın ortaya koymuş olduğu irade, yapmış olduğu çağrı sahiplenilmeyi gerektiriyor. Her birimizin bulunduğu alandan Kürtlerin yıllardır söylediği barış sesini daha da yükseltmesi gerekiyor.”
