Barış günlüğü – 17 Nisan

Barışın sesi Sırrı Süreyya Önder

DEM Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, geçirdiği kalp rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırıldı, 10 saati aşan çok zor bir ameliyat geçirdi ve şu an yoğun bakımda. By-pass ve aort dikilmesi işlemleri uygulanan Önder’in hayati tehlikesi devam ediyor.

Önder, siyasetin, sanatın, mizahın ve mücadelenin iç içe geçtiği insanlardan biri.

Peki Sırrı Süreyya Önder kimdir?


Adıyaman’da başlayan bir hayat

7 Temmuz 1962’de Adıyaman’da doğdu. Türkmen kökenli bir ailenin çocuğu olan Önder’in babası Ziya Önder, Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Adıyaman örgütü kurucularından. Annesi Zeliha Hanım’ın ailesi ise Nurcu gelenekten.

Sırrı Süreyya Önder bir söyleşide, “Baba tarafım sosyalist, anne tarafım nurcuydu; ikisi de sistem dışıydı. Bu sayede her ikisini de tanıdım, İslam’ı öğrendim, ama sonunda sosyalizmde karar kıldım” demişti.

Henüz sekiz yaşındayken babasını siroz nedeniyle kaybeden Önder, ailesiyle birlikte zor bir çocukluk dönemi geçirdi. Fotoğrafçı çıraklığı, tarım işçiliği, lastik tamirciliği gibi çeşitli işlerde çalıştı

Adıyaman Lisesi öğrencisiyken 1978 yılında Maraş Katliamı’nı protesto etmek amacıyla düzenlenen bir eyleme katılan Önder, bu eylem nedeniyle ilk kez tutuklandı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne (Mülkiye) girdi.

12 Eylül 1980 askeri darbesi sırasında tekrar gözaltına alındı, “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yedi yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mamak, Ulucanlar ve Haymana cezaevlerinde kalan Önder, işkenceye maruz kaldı, açlık grevlerine katıldı.

Formun Altı

1987’de tahliye edilen Önder, uzun yıllar kamyon şoförlüğü, inşaat işçiliği gibi işlerde çalıştı. Bu dönemde edebiyata ve sinemaya duyduğu ilgiyi hiç kaybetmedi.

Sinemadan politikaya

Cezaevinden çıktıktan sonra senaryo yazarlığına yönelen Önder, 2006 yılında Adıyaman’da geçen ve sıkıyönetim dönemini anlatan “Beynelmilel” filminin senaryosunu yazdı. Muharrem Gülmez ile birlikte yönettiği film, Altın Koza dahil olmak üzere birçok festivalden ödül aldı.

Bu çıkışın ardından “O… Çocukları”, “F Tipi Film”, “Sis ve Gece”, “Yeraltı”, “Ada: Zombilerin Düğünü” gibi yapımlarda senarist, yönetmen ve oyuncu olarak yer aldı.

Sanatla birlikte köşe yazarlığı da yapan Önder, BirGün ve Radikal gazetelerinde yayımlanan yazılarında sınıf mücadelesi, barış ve toplumsal adalet gibi temaları işledi. Televizyon programlarına konuk olan Önder, özellikle Ülke TV’deki “Meksika Sınırı” ve Kanal 24’teki “Kafa Dengi” programlarıyla muhafazakâr kesimle diyalog kurmaya çalıştı.

2011 genel seçimlerinde Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun İstanbul 2. bölge adayı olarak bağımsız milletvekili seçilen Önder, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) grubuna katıldı. 2013 yılında kurulan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kurucu kadrosunda yer aldı ve eş genel başkan yardımcılığı görevini üstlendi.

Gezi Parkı eylemleri ve çözüm süreci

Sırrı Süreyya Önder’in Türkiye kamuoyunda geniş kitleler tarafından tanınmasını sağlayan konulardan biri de 2013’teki Gezi Parkı eylemleri oldu. İş makinelerinin önüne geçerek “Ben ağaçların da vekiliyim” demesiyle hafızalara kazındı. Aynı günlerde polisin attığı gaz fişeğiyle yaralandı, hastaneye kaldırıldı.

Önder, 2013-2015 yılları arasında yürütülen çözüm sürecinin en önemli isimlerinden biriydi.

HDP’yi temsilen İmralı Adası’na giderek Abdullah Öcalan ile görüşmelerde bulundu, Kandil ziyaretlerinde yer aldı. Süreç boyunca her iki tarafın mesajlarını taşıdı, müzakere dilini kurmaya çalışan birkaç kişiden biri oldu.

21 Mart 2013 Nevruz’unda Öcalan’ın barış çağrısı içeren mektubunu Diyarbakır’da yüzbinlerin önünde okudu.

Sürecin en kritik aşamalarından biri, 28 Şubat 2015’te gerçekleşen Dolmabahçe Mutabakatı oldu. Hükümet adına Yalçın Akdoğan, HDP heyeti adına ise Sırrı Süreyya Önder kameraların karşısına geçti. Önder burada “10 maddelik müzakere çerçevesi”ni kamuoyuna duyurdu.

Süreç, Erdoğan’ın “Dolmabahçe mutabakatını tanımıyorum” açıklamasıyla sonlandı. Kısa süre sonra 7 Haziran 2015 seçimleri yapıldı ve HDP yüzde 13 oyla barajı aştı. Bu, AKP’nin Meclis çoğunluğunu yitirmesine neden oldu. Önder, 2015 seçimlerinde Ankara 1. bölge milletvekili olarak Meclis’e girdi.

7 Haziran seçimlerinden sonra kurulamayan koalisyonun ardından Türkiye, 1 Kasım 2015’te tekrar sandık başına gitti. Bu arada çözüm süreci fiilen sona erdi. 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında başlatılan OHAL uygulamaları çerçevesinde HDP’li vekillere yönelik tutuklamalar başladı.

Önder de 6 Aralık 2018’de, çözüm sürecinde okuduğu mektup gerekçe gösterilerek “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla tutuklandı. Kandıra Cezaevi’ne gönderildi.

Girişte yaptığı açıklamada, “Yaşananlar iç karartıcı gibi gözükse de güzel günler yakındır. Ettiğimiz her laf, yürüttüğümüz bütün çabalar onurumuzdur” dedi. Tahliyesinin ardından “Bir kişi bile barışı talep etmeye devam ederse umut vardır” diyerek barış idealinden vazgeçmeyeceğini vurguladı.

İktidarın sert söylemlerine karşı mizahla direnç gösteren Önder, Meclis kürsüsündeki konuşmalarında da sarkastik diliyle öne çıktı. Kendi üslubunu “Kürsüde küfür edemediğim için sarkastik konuşuyorum” diyerek açıklayan Önder, bu sayede farklı görüşlerden insanlarca da ilgiyle takip edildi.

2023’te geri döndü, 2024’te yeniden İmralı heyetinde

2023 genel seçimlerinde DEM Parti’den İstanbul Milletvekili olarak TBMM’ye döndü, Meclis Başkanvekilliği görevine seçildi.

22 Ekim 2024’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan’a yönelik “örgütü lağvet, Meclis’te konuş” çağrısı yaptı. Bu açıklama, yeni bir çözüm süreci tartışmasının önünü açtı.

Önder, bu dönemde yeniden İmralı heyetinde yer aldı.

Barış mesajlarını sürdüren Önder, tüm konuşmalarında diyalog ve demokratikleşme vurgusu yaptı. Sağlık sorunlarını kamuoyuyla paylaşırken dahi “Barış için çalışmaya devam edeceğim” mesajını verdi.

Önder, Türkiye siyasetinde barış dilini ısrarla savunmuş, sanat ve siyaset arasında kurduğu köprüyle dikkat çeken bir isim oldu.

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…