“Sürecin gereklilikleri var”
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) tarafından Mersin’de düzenlenen “Barış ve Demokratik Toplumu Konuşuyoruz” etkinliğinde konuşan DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş, “Kürt olmak istiyoruz. Kürt olamıyoruz. Yani kendimizi, kimliğimizi tanımlayarak, onu savunarak yaşam bulamıyoruz. Kürtler bu topraklarda, kendi ortak vatanlarında özgürce yaşamak istiyor” dedi.
“Kürt meselesi diyalogla çözülür, siyaset kanallarının açılmasıyla çözülür” vurgusu yapan Beştaş, Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na” dikkati çekerek şöyle devam etti:
“DEM Parti olarak silahların bırakılması, fesih ya da diğer meselelerde muhatap değiliz. Biz demokratik siyaset alanında muhatabız. Sonuçta Öcalan kendi örgütüne silah bırakma çağrısı yapıyor. O mesele çözülmeli, ama bizim ilgili olduğumuz taraf şu: biz bu süreci baştan beri destekliyoruz. Silah dışı yöntemlerle, şiddet dışı yöntemlerle çözümü zaten savunuyoruz.
Ama bu çağrının gereklerinin de yapılması gerekiyor. Yani o zemin nasıl hazırlanacak? İşte gereklilik derken bu iktidar grubunda ve MHP’de hani şart yok gibi açıklamalar var. Bazı şeyleri şart diye ifade etmek gerekmiyor. Gereklilikler vardır. Yani hayatın her alanında bir meselede çözüm istiyorsanız, o çözüme hizmet edecek adımların atılması gerekiyor.
Mesela çok tartışılan bir mesele var. Silahlar nereye bırakılacak? Nereye gidecekler? Bunun yasal zemini ne? Operasyonlar devam ediyor. Gerçekten o kongre yapılabilecek mi? O kongrenin yapılabilmesinin zeminini nasıl oluşturacaklar?
Henüz net yanıt verilmese de bu kongrenin ve kongrede gereğinin yapılmasını umuyor ve bekliyoruz.”
Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin sürmesi ile sürecin sağlıklı yürüyemeyeceğini söyleyen Beştaş, “Özgür bir ortamda fikirlerini doğru bir şekilde aktarabilir. Her anlamda bir meselenin çözülmesi istenirken bu kadar dar bir bakış açısı kabul edilemez. En önemli nokta özgür çalışma koşullarıdır” şeklinde konuştu.
“Öcalan çok kararlı”
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, hükümetle ve İmralı ile devam eden görüşmeler konusunda Mezopotamya Ajansına konuştu, şunları söyledi:
Barışı örgütlemek için, çözümün olması için, hepimizin elimizi taşın altına koyup sorumluluk alıp gerçekten pozitif şeyleri büyütmemiz, negatiflere, haksızlıklara karşı ilkesel olarak tutum almamız; haksızlıklara karşı, hukuksuzluklara karşı mücadele ederken de asla ama asla barış ve çözüm mücadelesinde de tereddüt etmememiz gerekir.
Biz çok açık ve net şunu söylüyoruz: Öcalan barışı çok istiyor. Kürt sorununun demokratik çözümünü temel bir gündem olarak masasına koymuş. Bu konuda çok kararlı, kendisine güveniyor, biz de ona güveniyoruz. Biz onun geliştirdiği sürece güveniyoruz. Biz halkımıza güveniyoruz. Bu anlamıyla hep beraber hiç bu yoldan sapmadan, olası olan negatif antidemokratik meseleleri, hukuksuzlukları barış mücadelesini sekteye uğratacak bir zemine taşımamak için, hepimizin el ele vermesi ve mücadele etmesi gerekiyor. Rotamız, yolumuz barış; menzilimiz Kürt sorunun demokratik çözümü ve demokratik bir cumhuriyettir. Buna ulaşmamız lazım.
Suriye’deki Kürtlerin birlik konferansında karar altına alınan talepler
Kuzey ve Doğu Suriye’deki Kürtlerin geleceğine ilişkin konferans, Suriye Kürtleri Ulusal Konseyi (ENKS) ve Demokratik Birlik Partisi (PYD) öncülüğünde önceki gün toplandı.
Konferansın sonuç bildirisinde, Suriye’deki Kürtlerin haklarının anayasal olarak tanınması için Şam ile müzakere etmek üzere ortak bir Kürt heyetinin oluşturulması kararı alındığı belirtildi.
Konferansa Türkiye’den Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) heyeti de katıldı.
Kamişlo’da gerçekleşen konferans, ademi merkeziyetçi ve ulusal bütünlük içindeki Suriye çerçevesinde, Kürt sorununa kapsamlı siyasi çözüme ilişkin maddelerin yer aldığı “Ortak Tutum Belgesi”nin onaylanmasıyla tamamlandı.
Oybirliğiyle onaylanan belge, Suriye’nin çok uluslu, çok kültürlü ve farklı inançlara sahip ülke olduğunu ve anayasasının Araplar, Kürtler, Süryaniler ve diğer halklar da dahil olmak üzere tüm bileşenlerin haklarını garanti altına alması gerektiğini vurguluyor.
Belgede ayrıca adalete, eşitliğe, kuvvetler ayrılığı ilkesine ve insan haklarına saygıya dayalı ademi merkeziyetçi bir yönetim sisteminin benimsenmesine vurgu yapıldı.
Kürt bölgelerinin federal bir Suriye çerçevesinde entegre bir siyasi-idari birim içinde birleşmesi, Kürtlerin gerçek bir halk olarak ulusal varlığının tanınması ve Kürtçenin Arapça ile birlikte resmi dil olarak kabul edilmesi de dahil olmak üzere siyasi, kültürel, idari ve anayasal haklarının garanti altına alınması, Kürt eğitim ve kültür kurumlarının kurulması çağrısında bulunuldu.
Belgede ayrıca, Kürt bölgelerindeki demografik değişimin önüne geçilmesi, yerinden edilmiş kişilerin güvenli bir şekilde geri dönüşünün sağlanması, 1962 nüfus sayımına göre vatandaşlıktan çıkarılanlara vatandaşlıklarının geri verilmesi, Kürt bölgelerinin zenginliklerinden elde edilen gelirlerin bir yüzdesinin kalkınmaları için tahsis edilmesi talepleri yer aldı.
‘Rojava Kürt Birliği ve Ortak Tutum Konferansı’nda ortaya çıkan atmosfer ve onaylanan belge kapsamında ortaya çıkan görüşler, Kürt partilerinin Suriye’nin geleceğinde istikrar, adalet ve demokrasiye hizmet etmek amacıyla ortak siyasi eylem için yeni bir sayfa açma isteğini yansıtıyor.
