Sırrı Süreyya Önder’in son demeci: Barış için en geniş toplumsal zemini oluşturmaya çalıştık
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyesi ve Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, 18 gündür tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Aynı zamanda yönetmen, senarist, yapımcı, oyuncu ve gazeteci olan Önder, hayatını kaybetmeden önce kalıcı bir barış için yoğun bir mesai harcadı. Önder, Abdullah Öcalan ile görüşen İmralı Heyeti’nde yer alıyordu.
Sırrı Süreyya Önder, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat tarihli ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ardından Federe Kürdistan Bölgesi’ni ziyaret ederek, burada bir dizi temaslarda bulunmuştu.
Sırrı Süreyya Önder, ziyaretlerin ardından verdiği son demecinde, “Barışa dönük olabilecek en geniş toplumsal zemini oluşturmaya çalıştık. Görüştüğümüz bütün siyasi şahsiyetler, kurum ve partilerden büyük bir coşku ve hüsnü kabul gördük. Bunun için öncelikle onlara teşekkür etmek istiyorum. Onların da sürece dair önerilerini, uyarılarını ve desteklerini aldık. Bunlar bizim için ve barış için çok kıymetliydi. Bunu Öcalan’a ve muhataplarımıza aktaracağız” demişti.
Görüşmelerde gündeme gelen konulara değinen Sırrı Süreyya Önder, “Ağırlıklı olarak Öcalan’ın yaptığı değerlendirmeleri aktardık. Sorduğu soruları ilettik. Onlara cevap oluşturmaya çalıştık. Bununla beraber ulusal birlik meselesi de konuşulan meseleler arasındaydı. Barışa dönük olabilecek en geniş toplumsal zemini oluşturmaya çalıştık” şeklinde konuşmuştu.
HDK: Sırrı Süreyya Önder’in anısı umut, mirası barıştır
Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Önder için sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Sırrı Süreyya Önder’in barışın yılmaz savunucu olduğu vurgulanan açıklamada, “Onun sözü, onun direnişi, onun mizahı ve umudu içimizde yaşamaya devam edecektir. Yoldaşımız; bu toprakların adalet, özgürlük ve barış uğruna çarpan en cesur yüreklerinden biriydi. Halkların kardeşliğine inanmış, bu uğurda en zor zamanlarda bile geri adım atmamış bir direnişçiydi. Yalnızca bir siyasetçi değildi. O, halkların anlatıcısıydı. Mizahın diliyle acıyı hafifleten, kalemiyle karanlığı delen, sesiyle bastırılmak istenen iradeyi yükselten bir halk ozanıydı” denildi.
