Enternasyonal Dayanışma’nın “Barış aktivistleri tarihi çözüm girişimi için ne diyor?” serisi kapsamında Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan’ın görüşlerini aktarıyoruz:
“Türkiye’de köklü bir geçmişe sahip olan Kürt meselesinde, silahların sustuğu bir döneme girilmesi elbette çok kıymetli bir gelişme. Her iki taraftan da anaların ağlamadığı, gençlerin yaşamını yitirmediği bir süreç, başlı başına büyük bir kazanımdır. Ancak silahların susması, tek başına demokratik çözüm anlamına gelmez. Bu zeminin kalıcı barışa evrilmesi, demokratik ve hukuki adımlarla desteklenmesi gerekir.
Bugüne kadar PKK ile ilişki iddiasına dayandırılarak belediyelere atanan kayyımların artık hiçbir gerekçesi kalmamıştır. Seçilmiş belediye başkanları görevlerine iade edilmeli, tutuklu olan başkan ve yöneticiler serbest bırakılmalıdır. HDP’nin eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere, siyasi gerekçelerle cezaevinde tutulan tüm siyasetçiler özgür kalmalıdır. Son olarak HDK soruşturması kapsamında evlerine baskın yapılan, kapıları kırılarak gözaltına alınıp tutuklanan arkadaşlarımızın da derhal serbest bırakılması gerekmektedir.
Kürt halkının anadilinde eğitim hakkı ve diğer temel talepleri anayasal güvence altına alınmalıdır. Eşit yurttaşlık ilkesi doğrultusunda demokratik bir anayasa için adım atılmalıdır. Tecrit politikalarına son verilmeli, askeri operasyonlar durdurulmalıdır. Bu sürecin iktidarın iç ve dış politika hesaplarına sıkıştırılmasına izin verilmemeli; meclis, muhalefet partileri ve toplumsal muhalefet; süreci takip eden, zorlayan ve yön veren bir tutum almalıdır.
Gerçek barış, yalnızca iktidarın niyetine bırakılamayacak kadar ciddi ve tarihsel bir sorumluluktur. Bu nedenle barış ve çözüm ancak emekçilerin, demokrasi güçlerinin ve halkın ortak mücadelesiyle mümkün olabilir.”
