Nature Climate Change dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre küresel ısınmanın üçte ikisinden zenginler sorumlu.
Araştırmaya göre, iklim değişikliğine en zengin yüzde 10’luk azınlık, kalan yüzde 90’ının tamamından yedi kat daha fazla katkıda bulunuyor. En üstteki yüzde 1’in etkisi ise en alttaki yüzde 99’dan 20 kat daha fazla.
Dergideki makalede, 2019’dan bu yana en zengin yüzde 10’un, özel tüketim ve yatırımlar yoluyla küresel emisyonun neredeyse yarısına yol açtığı belirtildi. En fakir yüzde 50’nin payı ise 10’da bir düzeyinde.
Makalenin yazarlarından Carl-Friedrich Schleussner “Eğer herkes küresel nüfusun en alttaki yüzde 50’si gibi emisyon üretseydi, dünya 1990’dan bu yana asgari düzeyde ek ısınma görürdü. Bu dengesizliği ele almak adil ve etkili iklim eylemi için hayati önem taşıyor” dedi.
BM: İklim değişikliği 2050’ye kadar 80 milyon kişiyi daha açlığa itebilir
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, iklim değişikliğinin, 2050’ye kadar 80 milyon kişiyi daha açlığa itebileceğini bildirdi.
Türk, X’ten yaptığı paylaşımda, dünya genelinde her 10 kişiden 1’inin açlık yaşadığını belirtti.
“İklim değişikliği, 2050’ye kadar 80 milyon insanı daha açlığa itebilir,” diyen Türk, bunun gıda eksikliğiyle ilgili olmadığını, gıdayı erişilemez, karşılanamaz ve sürdürülemez hale getiren sistemlerle ilgili olduğunu vurguladı.
Türk, “Eşitlik, sürdürülebilirlik ve insan hakları üzerine kurulu gıda ve arazi kullanım sistemlerine ihtiyacımız var,” değerlendirmesinde bulundu.
İklim değişikliği ve açlık
İklim değişikliği, gıda güvenliğini tehdit eden en büyük küresel krizlerden biri.
Artan sıcaklıklar, değişen yağış rejimleri ve sıklaşan aşırı hava olayları, tarımsal üretimi doğrudan etkiliyor. Kuraklıklar, seller ve mevsim dışı hava koşulları nedeniyle tarım alanları zarar görüyor, ekinlerin verimi düşüyor.
Gıda üretiminin azalması, aynı zamanda fiyatların yükselmesine neden oluyor. Özellikle yoksul ülkelerde gıdaya erişim daha da zorlaşıyor. İklim değişikliği aynı zamanda su kaynaklarını da tehdit ediyor. Tüm bu etkenler birleştiğinde, milyonlarca insanın açlıkla karşı karşıya kalması kaçınılmaz hale geliyor.
BM’ye bağlı Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Dünya Gıda Programı (WFP) ve Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), iklim krizinin gıda sistemleri üzerindeki etkisini ortaya koyan çok sayıda rapor yayımladı. FAO’nun raporuna göre, açlıkla mücadele artık yalnızca gıda üretimini artırmakla değil, aynı zamanda iklim krizini durdurmakla da doğrudan ilişkili.
Öte yandan, iklim değişikliğiyle açlık arasındaki bağ, sadece doğal süreçlerin sonucu değil; aynı zamanda siyasi tercihler, ekonomik çıkarlar ve küresel eşitsizliklerin ürünü. Tarım sistemleri, enerji politikaları ve sanayi üretimi gibi temel alanlarda iklim krizini derinleştiren uygulamaları sürdüren devletler, açlık riskini büyütmekten doğrudan sorumlu.
