Barış günlüğü – 16 Mayıs

“Kürtçe resmi dil ve eğitim dili olsun” çağrısı

DBP, DEM Parti ve İHD tarafından, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’na dair açıklamalar yapıldı. Kürtçenin resmi ve eğitim dili olması gerektiği vurgulandı. 

İnsan Hakları Derneği (İHD), yaptığı açıklamada, Kürtçenin resmi bir statüsünün olması gerektiğini vurguladı. Kürtçeye dönük engellerin kaldırılması gerektiği vurgulanan açıklamada, “Irk, renk, cinsiyet, dil, din, etnik ya da toplumsal köken gibi herhangi bir temelde ayrımcılığa uğramaksızın herkesin temel insan hak ve özgürlüklerinden eşit şekilde yararlanabilmesi için mücadelemizi sürdürecek; tüm dillerin özgür olması talebimizi yinelemeye devam edeceğiz. Bizler, herkesin anadilini özgürce kullanma ve anadilinde eğitim görme hakkına sahip olması gerektiğini savunuyor; bu hakların önündeki tüm engellerin kaldırılması için mücadele edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz. Kürt Dil Bayramı’nı kutluyoruz” ifadelerine yer verildi.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’na dair yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, cumhuriyet tarihi boyunca Kürtçenin yok sayıldığına işaret edilerek, “Kürtçeye yönelik baskı ve inkâr politikaları, yasaklar, sansürler ve engellemeler sistematik olarak sürdü. Kürt diline yönelik inkâr ve düşmanlık politikaları, siyasi elitler tarafından bir devlet politikası olarak ikinci yüzyıla ulaştı. Anadilde eğitimin reddi bu inkâr anlayışının en belirgin tezahürüdür. Bu konsept aynı zamanda Kürt kimliğine ve halkların kimliğine karşı bir düşmanlığın da göstergesidir” denildi.

DEM Parti’den sürece ilişkin yol haritası

DEM Parti, Kürt sorununun siyasal ve demokratik bir zeminde çözülmesi konusunda izlenecek yeni yol ve yöntemleri belirlemek için toplandı, izleyeceği stratejileri belirledi. Abdullah Öcalan’ın çağrısının ve PKK’nın kararlarının önemli bir eşik olarak değerlendirildiği toplantıda, barışın artık ulaşılabilir bir hedef haline geldiği değerlendirmesi yapıldı. Toplantıda, örgütlü toplum inşası, yeni ittifak arayışları, halk toplantıları ve toplumsal müzakere süreçlerinin genişletilmesi gibi başlıklarda kapsamlı kararlar alındı.

Abdullah Öcalan’ın çağrısı ve PKK’nin aldığı kararların “önemli bir eşik” olarak yorumlandığı toplantıda, “barışın bir hayal olmanın ötesine gerçekleşebilir bir hedef” haline geldiği tespiti yapıldı. MYK toplantısında, bu hedefin hızlı bir şekilde hayat bulması için çalışmaların da hızlandırılmasına ihtiyaç olduğu değerlendirmesi yapıldı, DEM Parti’nin yeni süreci “inşa edici ve kurucu” bir perspektifle ele almasında görüş birliğine varıldı. MYK toplantısında, toplumsal dinamiklerle ilişki kurma ve bu ilişkileri geliştirmenin sürecin başarısına önemli katkılar sunacağı belirtildi. Bunun hayata geçirilmesi için de en yakın zamanda çalışmalara başlanması gerekliliğine işaret edildi. Toplantıda, “Toplumu birleştirmek, tüm hak ve özgürlüklerin yegane garantisi olacak örgütlü bir toplum yaratmak ve toplumu savunmak görevimizdir” belirlemesi yapıldı.

Sürecin baş aktörü Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin de gündeme geldiği MYK toplantısında, barış çabasının güçlendirilmesi için ev ev, işyeri işyeri, okul okul tartışma yürütme kararı alındı.

Siyasetin dönemin ruhuna uygun geliştirilmesine dair izlenecek yöntemlerin ele alındığı toplantıda, siyaset kurumunun yeni yol ve yöntemlerle büyütülmesi konusunda görüş birliği hakim oldu. Geliştirilecek yöntemler arasında Abdullah Öcalan’ın özgür çalışma koşullarının yaratılması konusunda mücadele yürütülmesi karar altına alındı. MYK’da ayrıca sürecin hızlandırılması gerektiği üzerinde de ortaklaşarak, bunun sorumluluğunun iktidar ve devlette olduğuna dair değerlendirmeler yapıldı. MYK’da, “Bir an önce hukuki zeminde gerekli adımların atılarak bu süreç bir başka aşamaya taşınmalıdır” değerlendirmesi yapıldı.

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…