Barış günlüğü – 23 Mayıs

Kadınların barıştaki rolü Meclis gündeminde

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ağrı Milletvekilli Nejla Demir, kadınların barış süreçlerine etkin ve eşit katılımını sağlamak amacıyla Meclis Araştırması istedi.

Verilen önergede, kadınların toplumsal barışa sunduğu katkıların görünür kılınması, barış süreçlerinde karar verici özne olmalarının önündeki yapısal, toplumsal ve siyasi engellerin tespit edilmesi ve kalıcı barış için toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı politikaların oluşturulması talep edildi.

Necla Demir, önergenin gerekçesinde kadın hareketlerinin barışa yaklaşımının sadece müzakere ya da çatışmasızlıkla sınırlı kalmayıp, adalet, eşitlik, hafıza ve yüzleşme gibi daha geniş bir çerçeveyi kapsadığını belirtti.

Söz konusu önergede kadınlar barış süreçlerinin dışında tutulup müzakere masalarına dahil edilmediği ve karar alma mekanizmalarında yeterince temsil edilmemesine karşı kadınların barış süreçlerine aktif, karar alıcı ve özne olarak katılımının sağlanması için Meclis Araştırması açılması talep edildi.

Bakırhan: Barışı menzile ulaştırma sorumluluğumuz var

PKK’nin 12 Mayıs’ta açıkladığı kongre kararlarını işaret eden DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Parti Meclisi öncesi basın toplantısında konuştu ve şunları söyledi:

“Yeni bir dünya, yeni bir Ortadoğu kuruluyor. 2025’in ortasına yaklaşırken; hem küresel siyaset hem Ortadoğu kendine yeni rota arıyor. Hepimizi ilgilendiren çok büyük olaylar ve gelişmeler yaşanıyor. Ortadoğu, Körfez ülkelerinin öncülüğünde savaşla dizayn ediliyor.

Bu yeni dönemin tabi ki merkezinde enerji koridorları ve güç dengeleri var. Ortadoğu’da dönüşmeyen artık ayakta kalmayacak gibi bir tablo var. Katı olan her şey de buharlaşacak gibi duruyor. Bu gerçekliği iyi görmek gerekiyor. PKK’nin tarihi dönüşüm kararı, aslında bu küresel rüzgârı okumanın bir ürünüdür.

Hem Türkiye, hem Ortadoğu, hem de dünyada yaşanan jeopolitik fırtınalarda kendisine yeni bir yol yeni bir rota çizmeye çalışıyor. Tam bu noktada önümüzde iki yol var; ya kriz- kaos devam edecek ya da selamet yolu içerisinde Türkiye barışını sağlayarak doğru bir rotada yol alacağız. İşte tam da böylesi bir kritik eşikte bulunuyoruz

22 Ekim’de Sayın Bahçeli’nin çıkışı, 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın yapmış olduğu tarihi çağrı, Sayın Erdoğan’ın ortaya koyduğu irade, yine PKK’nin 12 Mayıs’ta ilan ettiği kongre kararları çok önemlidir. Bu adımlar yarım asırlık düğümü çözdü. Pusulayı savaştan barışa çevirdi. Artık felaket değil selamet yolunu seçtik. Çok fazla zaman kaybetmeden barışı menzile ulaştırmak gibi her birimizin büyük sorumluluğu var. 

Bu menzile her geç varış aynı zamanda bir o kadar can ve mal kaybı riskini devam ettiriyor. Tarihsel bir seçimle karşı karşıyayız. Ya Kürt ve Türk ilişkilerini demokratik temelde yeniden kuracağız ya da Ortadoğu’nun felaket senaryosu içinde biz de tükenip gideceğiz.

Herkes Meclis’in tarihi rolüne inanıyor. Ziyaret ettiğimiz siyasi partilerin tamamı Meclis zeminini işaret ediyor. Öyleyse; herkes çözüm önerilerini de artık sunmalıdır. Mevcut gidişatı sadece eleştirmek yetmiyor, yerine herkes kendi önerilerini de koymalı ve kamuoyu ile paylaşmalıdır. Kamuoyu bu tarihsel önemli süreçte kimin ne düşündüğünü bilmelidir.

Artık vakit kaybetmeye lüksümüz yok. Ayrıntılarda boğulma, ayrıntıları tartışma, gerçekleri ters yüz etme noktasında değiliz. Bu süreçte dilde, davranışta ve bakışta bir samimiyet şarttır. Hepimiz sürece katkı sunacak bir dil kullanmalıyız, Biz öyle yapmaya çalışıyoruz. Dünya denklemi ve Ortadoğu dinamikleri bu süreçle değişecek. Herkes bu süreci dikkatle izliyor.

Pusuda bekleyen karanlık odaklar yok değil, provokasyonlara da dikkat etmemiz gerekiyor. Karanlık odaklara, sürece düşmanlarına, ikballeri uğruna bu süreç karşısında duranlara artık Türkiye toplumu geçit vermemelidir.”

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…