TMMOB Gıda Mühendisleri Odası, Türkiye’de süt üretiminde yaşanan düşüşe, çocukların süt tüketiminde yaşadığı eşitsizliğe ve üreticilerin karşılaştığı yapısal sorunlara dikkat çekti.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından 2001 yılında ilan edilen Dünya Süt Günü, her yıl 1 Haziran’da; sütün insan sağlığı ve beslenmedeki önemi ile geçimini süt üretimiyle sağlayan milyonlarca insanın yaşam koşullarına dikkat çekmek amacıyla kutlanıyor.
Dünya Süt Günü dolayısıyla bir açıklama yayımlayan TMMOB Gıda Mühendisleri Odası, sütün yalnızca bir gıda değil, çocukların gelişimi ve toplum sağlığı açısından hayati öneme sahip bir hak olduğunun altını çizdi. Açıklamada, “Süt ve süt ürünü tüketmek her çocuğun hakkıdır ve bu sorumluluk devlete aittir,” ifadeleri yer aldı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2019 yılında 31,9 milyon olan sağılan hayvan sayısı, 2023’te 25,8 milyona düştü. Toplanan süt miktarı ise aynı dönemde 22,9 milyon tondan 21,4 milyon tona geriledi. Aynı süre içinde ülke nüfusu ise 83 milyondan 85 milyona çıktı. Ulusal Süt Konseyi verilerine göre, Türkiye’de kişi başına yıllık 39 kg içme sütü, 19,6 kg peynir, 29 kg yoğurt, 10 kg ayran ve 2,2 kg tereyağı tüketiliyor.
Süt eşitsizliği: Gelir düzeyi, erişimi belirliyor
Gıda Mühendisleri Odası’na göre, Türkiye’de süt tüketimi yalnızca düşük seviyelerde kalmıyor, aynı zamanda gelir eşitsizliklerine bağlı olarak çocukların gelişiminde fırsat eşitsizliklerini derinleştiriyor:
“Bugün pek çok Avrupa ülkesinde sadece içme sütü tüketiminin 100 litrenin üzerinde olduğu düşünülürse, Türkiye’de süt tüketiminin yetersiz olduğu görülecektir. Ülkemizde son yıllarda yaşanan yüksek enflasyonist ortam süt fiyatlarının artmasına sebep olmuş, özellikle çocukların mutlaka tüketmesi gereken süt ve süt ürünleri, gelir düzeyi düşük ailelerin satın almakta zorlandığı gıda ürünleri arasında yer almıştır. Sağlık açısından günde iki bardak süt tüketimi, çocuklarımızın fiziksel ve zihinsel gelişiminde ihtiyaç duydukları birçok vitamin ve minerali sağlayabilir.”
Açıklamada, bu durumun çözümü için 2012–2019 yılları arasında uygulanan Okul Sütü Projesi’nin yeniden başlatılması gerektiği ifade edildi. Ayrıca bu programda kullanılacak sütlerin yerel işletmeler ve kooperatiflerden temin edilmesinin önemine vurgu yapıldı.
