Barış günlüğü – 28 Haziran

Kurulacak komisyon ‘özel yetkili’ olmalı

Meclis’te kurulması beklenen komisyonun ‘özel yetkili bir komisyon’ olması gerektiğine dikkat çeken DEM Parti sözcüsü Ayşegül Doğan, bu konudaki son gelişmeleri aktardı:

“Temelde şöyle bir mutabakat var. Komisyon kurulmalı. Biz DEM Parti olarak bunu büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz ve ayrıca bunun öneminin farkında olarak çalışıyoruz. Bizim bu konuda taslağımızın hazır olduğunu söylemiştik. Bu taslağı pazartesi günü Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a diğer siyasi partilerin de yapacağı gibi sunacağız. Komisyon konusunda kendilerinin olumlu yapıcı yaklaşımlarını da olumlu buluyoruz.

Dün İmralı Heyetimiz Pervin Buldan ve Mithat Sancar Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ile bir görüşme gerçekleştirdiler. Akabinde görüşmenin içeriğine dair komisyonla ilgili de fikirlerini açıkladılar. Biz bu konuda niye ciddiyetle yaklaşılması gerektiğini ısrarla belirtiyoruz. Diyoruz ki sözünü ettiğimiz konu insan hayatı. Silahların tümden devre dışı bırakılması ve bunun için gerekli tüm mekanizmaların bir an evvel hayata geçirilmesi, geciktirilmemesi gerekiyor.”

Barış kayığında yerimizi alıp kürek çekmeliyiz

Yeni silahsız dönemi ve atılması gereken adımları bianet’e değerlendiren Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Çiğdem Kılıçgün Uçar, ‘fesih’ kararını sorunların köklü çözümüne ilişkin sunulmuş tarihi bir fırsat olarak görüyor.

Meclis’in süreci sahiplenmesi ve somut adımların acilen atılması gerektiğini vurgulayan Uçar, toplumun tüm kesimlerinin sürece dahil edilmesi noktasında ‘kayık’ metaforunu kullanıyor ve şunları söylüyor:

“Önümüzde kürekleri çekilmek zorunda olan bir kayık var. Toplumun her bileşeni; akademisyen, sanatçı, siyasetçi, yazar, çiftçi, emekçi, kadın, erkek kim olursa olsun bu kayıkta yerini almalı ve kürek çekmelidir. Barış kayığını yalnız bırakmamak gerek.

Bu tür süreçlerde en önemli rol topluma düşmektedir. Barış süreci aslında bir başka mücadele biçimidir ve sonunda demokrasi var. Toplum demokrasi çeperi ile korunmadıkça her türlü badireye karşı savunmaz kalır. Bu açıdan bu çeperi bir ‘demokrasi cephesi’ veya bloğu oluşturarak inşa edebiliriz. Demokrasi cephesi büyüdükçe egemenin hareket alanı daralır ve talepler karşısında uyumlu hale gelir. Bu bakımdan sessiz kalmamak, sessizlik kültürüne kapılmamak, bu sürece aktif katılmak ve demokrasi cephesini büyütmek gerek.”

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…