Tuncer Bakırhan: ‘Türkiye kendisine demokratik yol bulmak durumundadır’
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, beraberinde Parti Meclisi Üyeleri ile birlikte, partisinin “Barış ve Demokratik Toplum Buluşmaları” kapsamında Muğla’nın Menteşe ilçesinde bulunan Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen halk buluşmasına katıldı.
Toplantıda konuşan Bakırhan, “Ben Muğlalıların yediden yetmişe bu süreci desteklemesi gerektiğini belirtmek istiyorum. Çünkü bu süreç sadece bir DEM Parti, AK Parti süreci değil. Sadece bir Kürtler ve iktidar görüşmesi değil. Demokratik toplum sürecidir. Türkiye’nin demokratikleşmesidir. Kürt meselesinin yüz yıl sonra demokratik bir şekilde çözülmesi için aynı zamanda bir fırsat kapısıdır. Umarım bu fırsat kapısını hep birlikte değerlendiririz. Hepimizin buna ihtiyacı var.
Şimdi Orta Doğu’da hep beraber izliyoruz. Çok sıkıntılı, sancılı bir süreç yaşanıyor. Orta Doğu’da bir gelecek yüzyıl yeniden şekilleniyor. Her birimizin gelecek yüzyılını etkileyecek bir döneme giriyoruz. Orta Doğu’da gelişmeler burayı da etkiliyor. Oradaki kaos, kriz, çatışma ortamı her gün yeni boyutlara ulaşarak, yeni bir şekil alarak devam ediyor. Dolayısıyla Orta Doğu yeniden şekillenirken, Türkiye de yeniden kendisine demokratik bir zemin, demokratik yol bulmak durumundadır.
Orta Doğu’daki bu çatışmalı zeminden uzak durmanın en yegâne yolu, en doğru yolu, kendi toplumsal barışımızı, iç barışımızı sağlamak; Kürt ve Türklerin yüz yıl sonra tekrar kardeşçe, eşitçe bir zeminde yaşamalarını sağlayacak bir süreci inşa etmektir” dedi.
‘Bu sürece dönük güvensizliğini ortadan kaldıracak adımlar atmalı’
Bize Bodrum’da sorulan en önemli sorulardan birisi, ‘tamam siz doğru söylüyorsunuz bu ülkeye barış lazım, demokrasi lazım. Ama bu iktidara güveniyor musunuz’ oldu. İşte tam da bu noktada, iktidar halkın bu kaygılarını, bu sürece dönük güvensizliğini ortadan kaldıracak adımlar atmalı.
Halka güven verici, güven onarıcı, gerçekten şu ana kadar ki halkın tepkilerini giderici adımlar atması gerekiyor. Ama dikkat edin, bunlar yerine her gün yine belediyelere operasyon oluyor. Ha Antalya’ya yapmışsın, İzmir’e yapmışsın, Adana’ya yapmışsın, Adıyaman’a yapmışsın, ha Diyarbakır’a yapmışsın. Biz bunu böyle sayıyoruz. Bu ülkede toplumsal barış olacaksa, bu ülke yüz yıldır çözemediği bu sorunu tekrar çözmeye kalkıştıysa bu süreçte, nedir kayyum atamak, belediye başkanlarını tutuklamak, hukuku keyfi bir şekilde mağduriyetin başında bir sopaya dönüştürmek? Akıl işi midir? Biz bunları eleştiriyoruz. Dolayısıyla bunlara katılmıyoruz.
Evet, bize soruyorlar, ‘peki siz neyinize güveniyorsunuz’? Vallahi biz bugün Bodrum’daki o renkli bileşene güveniyoruz. Biz Muğla’ya güveniyoruz. Bu salona gelen siz değerli halklarımıza güveniyoruz. Biz Muğla’nın bereketli topraklarına güveniyoruz. Biz yıllardır Muğla’da sistemin bütün ayrıştırıcı politikalarına rağmen birbiriyle kavga etmeyen ve birlikte yaşayan Muğla halkının bu pratiğine güveniyoruz. Daha bundan büyük bir güvence olabilir mi?
Biz sadece bir Kürt barışı sağlamayacağız. Biz büyük Türkiye barışından bahsediyoruz. Biz diyoruz ki yeni bir yüzyılda, daha demokratik bir cumhuriyet; herkesi kapsayan bir cumhuriyet; herkesin güçlü aidiyet bağlarıyla bağlı olduğu bir cumhuriyet inşa edelim. Biz DEM Parti olarak dün olduğu gibi, bugün olduğu gibi, yarın da hukuksuzlukların, adaletsizliklerin karşısında dururuz.
Barış iklimini yaratmamız gerekiyor. Barış iklimi tutuklamakla, kayyum atamakla, gözaltılarla, sabah dört buçukta milletin kapısına dayanarak, Tunç Soyer’in kapısına yüzlerce araç yığarak olmaz. Barış iklimine aykırıdır bu. Barış iklimini hep birlikte oluşturalım. Bakın, biz buradayız. Yüzlerce toplantı yapıyoruz. Bu süreç sadece DEM Parti’nin süreci midir? Daha yeni Milliyetçi Hareket Partisi bölge toplantılarına başladı. Peki, iktidar nerededir? Değil mi? Buyursun, bu süreci beraber anlatalım.
PKK’nin silah bırakmayı planladığı bir süreçte, İktidarın antidemokratik uygulamalarla kendisini tartıştıran değil; demokratik açılımlarla, adımlarla, demokrasinin gereklerini yerine getirerek anılması gerektiğini belirtmek istiyoruz. Türkiye’nin demokrasiye ihtiyacı var. Muğla’nın demokrasiye ihtiyacı var. DEM Parti de bunu sesli bir şekilde demeye devam edecektir.”
