Otoriterleşme ve muhalefete baskılar derinleşiyor

AKP geçtiğimiz yılki yerel seçimleri kaybettikten sonra tüm anketlerde geride gözükürken, muhalefete yönelik operasyonlar sürüyor.

Dün yaşananları okurlarımız için derledik:

CHP’li belediyelere operasyonlar: Zeydan Karalar ve Ahmet Şahin görevden uzaklaştırıldı

5 Temmuz Cumartesi günü düzenlenen operasyonda gözaltına alınan ve daha sonra tutuklanan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Ahmet Şahin görevlerinden uzaklaştırıldı.

Daha önce tutuklanan Antalya Belediye Başkanı Muhittin Böcek de önceki gün görevinden uzaklaştırılmıştı.

Ev hapsi cezası verilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ise görevine devam ediyor. Ancak, Tutdere’ye ev hapsi cezası verilmesi, belediye başkanlığı görevini yürütmesine fiilen engel. Yargının bu tuhaf kararının nasıl uygulanacağı merak konusu.

Sözcü TV yayını 10 gün durduruldu

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) 27 Mart’taki toplantısında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart’ta gözaltına alınmasının ardından İstanbul, Ankara ve İzmir’den yaptığı canlı yayınlarda “halkı kin ve düşmanlığa teşvik” ettiği gerekçesiyle Sözcü TV’ye 10 gün yayın durdurma cezası vermişti.

Yayın durdurma kararı 3 Temmuz’da Sözcü TV’ye bildirildi, 8 Temmuz’da uygulanmaya başlandı. Sözcü TV yetkilileri mahkemeye yürütmeyi durdurma başvurusunda bulundu. Bu başvuruya olumlu yanıt gelmediği için Sözcü TV ekranı ve YouTube kanalı karardı.

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması sonrası düzenlenen protesto gösterilerini canlı yayımlayan Halk TV, Now TV ve Tele1 kanallarına da para cezasından yayın durdurmaya çeşitli cezalar verilmişti.

Cengiz Çandar: “Operasyonlar Türkiye’nin bir hukuk devleti değil polis devleti olduğu görüntüsünü veriyor”

Cengiz Çandar, TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, CHP’li belediyelere yönelik gözaltı ve tutuklamaları hukuk dışı olarak nitelendirdi. Çandar “Hiç kimse bunların yolsuzluk operasyonu olduğuna inanmıyor; bu, halk iradesine karşı yürütülen sistematik bir müdahaledir.” dedi.

CHP’li belediyelere yönelik yargı operasyonları ve belediye başkanlarının tutuklanmasını eleştiren Çandar, “Aylardır, özellikle 19 Mart’tan bu yana her sabah “Acaba bu sabaha karşı hangi belediye başkanlarının evlerine baskın yapıldı, kimler gözaltına alındı?” diye uyanıyoruz. Türkiye’de maalesef, yargının bağımsız olmadığını, hukuk devletinin yerinde yeller estiğini bilmeyen akıl ve vicdan sahibi hiç kimse yok” diye konuştu.

“DEM Parti olarak, halden en iyi biz anlarız” diyen Çandar, (DBP, HDP ve DEM Partili) 17 belediye başkanının 2014’ten bu yana -11 yıldır- tutuklu olduğunu belirtti. Söz konusu uygulamaların, Türkiye’nin bir hukuk devleti değil polis devleti olduğu görüntüsünü ve izlenimini verdiğini; ülkeyi âdeta bir korku tüneli içine soktuğunu ifade etti.

TTB: Murat Çalık ve tüm hasta mahpuslar için acil önlem alınmalı

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve İzmir Tabip Odası, 23 Mart’ta tutuklanarak Silivri’deki Marmara Cezaevi’ne gönderilen Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın sağlık durumuna ilişkin bir açıklama yayımladı.

Açıklamada; Akut Myeloid Lösemi (AML-M4) ve Mukoepidermoid Karsinom tanıları bulunan Çalık’ın sağlık durumunun, İzmir Tabip Odası tarafından oluşturulan bilimsel heyet tarafından değerlendirildiği, sonuçların en kısa zamanda kamuoyu ile paylaşılacağı belirtildi.

Cezaevlerinde sağlık hizmetine erişemeyen tüm hasta mahpusların yaşam hakkının güvence altına alınması gerektiği, tutukluluğun, kural değil istisna olması gerektiği vurgulandı.

Talepler şöyle sıralandı:

  1. Cezaevindeki hasta mahpuslar, bağımsız ve uzman hekimler tarafından değerlendirilerek tedaviye erişimleri güvence altına alınmalıdır.
  2. Cezaevi koşullarında yaşamını sürdüremeyecek kişiler derhal tahliye edilmeli, tedavileri özgür ve sağlıklı koşullarda kamu tarafından sürdürülmelidir.
  3. Adli Tıp Kurumu’nun tarafsızlığı güvence altına alınmalı, yalnızca klinik uzmanlık temelli raporlar esas alınmalıdır. Bağımsız kurumların ve üniversitelerin raporlaması dikkate alınmalıdır.
  4. Kelepçeli muayene, sevklerin keyfi şekilde engellenmesi, geciktirilmesi ve tedaviye ulaşımda bürokratik engeller kaldırılmalıdır.
  5. İHD, TİHV, TTB ve hekim örgütlerinin uyarıları dikkate alınmalı, sağlık hakkı anayasal ve evrensel bir hak olarak uygulanmalıdır.

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…