Gazze’de açlık: “Bir torba un için ölmeye razıyım”
Gazze’de yaşayan bir adam “İki çocuğum da ağlıyor çünkü dört gün oldu bir şey yemediler” diyor.
BBC Arapça’ya konuşan bu kişi “Dağıtım noktasına gittim. Eve bir torba un alabilmeyi umuyordum. Fakat orada ne yapacağımı bilmiyordum” diye anlatıyor.
“Yaralıları mı kurtaracaktım, şehitleri mi taşıyacaktım ya da bir torba un mu bulmaya çalışacaktım? Yemin ederim eve tek bir torba un getirip, çocuklarımın karnının doyacağını bilsem, ölüme razı olurum.”
BBC’ye konuşan bir doktor Gazze’deki 900 bin çocuğun açlık çektiğini ve 70 bininin yetersiz beslenme yaşadığını söyledi.
Gazze’deki yetersiz beslenme, açlık ve yardım dağıtım merkezleri yakınlarında insanların öldürülmesi giderek büyüyen bir sorun haline geliyor.
Halk gıda yardımı alabilmek için ABD’nin ve İsrail’in desteklediği tartışmalı Gazze İnsani Yardım Vakfına (GHF) bağımlı.
BM İnsan Hakları Bürosu Sözcüsü Thamin el Khetan “Gazze İnsani Yardım Vakfı’nın faaliyet göstermeye başladığı 27 Mayıs’tan bu yana Gazze’de yiyecek almaya çalışan 1000’den fazla Filistinli İsrail Ordusu tarafından öldürüldü” diyor.
BBC’ye konuşan Sözcü “21 Temmuz itibarıyla yardım almaya çalışırken öldürülen 1054 kişiyi kayıtlara geçirdik: 766’sı GHF merkezlerinin; 288’i de BM ve diğer yardım kuruluşlarının yardım konvoyları yakınlarında öldürüldü” ifadelerini kullanıyor.
Gazze Sağlık Bakanlığı Sözcüsü son 48 saatte aralarında 12 çocuğun bulunduğu 33 kişinin öldüğünü kaydetti.
Bakanlık 2023’te İsrail saldırılarının başlamasından buyana yetersiz beslenmeden ölen insan sayısının 80’i çocuk, 101 kişi olduğunu ekledi.
Dünya Gıda Programına (WFP) göre Gazze’nin tamamı açlıkla karşı karşıya.
WFP Pazar günkü yazılı açıklamasında “Yetersiz beslenme artıyor ve 90 bin kadın ve çocuğun acilen tedavi edilmesi gerek. Neredeyse her üç kişiden biri günlerdir bir şey yemiyor” dedi.
Kuruluş “Çoğu kişinin herhangi bir gıdaya ulaşabilmesinin tek yolu gıda yardımları. Yerel pazarlarda bir kilo unun fiyatı 100 doların üzerine çıktı” diye de ekledi.
Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu (UNRWA), Gazze’deki her beş çocuktan birinin yetersiz beslendiğini ve sayının her geçen gün arttığını duyurdu.
Mart ayında İsrail Gazze’ye tüm geçişleri kapattı ve gıda, yakıt ve ilaç da dahil her şeyin girişini yasakladı. İki hafta sonra da Hamas’la iki aylık ateşkese son verip, saldırılarına yeniden başladı.
Abluka aynı zamanda, Gazze’nin zaten büyük bir yük altındaki sağlık sistemi için gereken ilaçların, aşıların ve tıbbi malzemenin girişine de engel oldu.
İsrail Dışişleri Bakanlığı 20 Temmuz’da, Mayıs ortasından bu yana İsrail’den Gazze’ye 4.400 kamyon dolusu insani yardım malzemesi girdiğini açıkladı. Bakanlık, 700 kamyonun da sınır geçişlerinin Gazze tarafında BM’nin alması için bekletildiğini de ekledi.
İsrail bölgede yardım malzemesi sıkıntısı olmadığında ısrar ediyor ve Hamas’ı militanlarına vermek ya da para kazanmak için gıda insani yardım malzemelerini çalıp, depolamakla suçluyor.
Pazartesi günü aralarında İngiltere, Kanada, Fransa’nın da bulunduğu 28 ülke Gazze’deki savaşa derhal son verilmesi çağrısı yaptı. Ayrıca sivillerin çektiği acıların “yeni boyutlara” geçtiği vurgulandı.
Ortak açıklamada, İsrail’in yardım dağıtım yönteminin tehlikeli olduğu söylenirken, “yardımın damla damla verilmesi ve sivillerin insani olmayan bir şekilde öldürülmesi” diye tanımladıkları durumu da kınadılar.
İsrail Dışişleri Bakanlığı, çağrıyı reddetti ve “gerçeklerden kopuk olduğunu, Hamas’a yanlış mesaj gönderdiğini” savundu.
Ancak İsrail ve ABD destekli GHF’nin Mayıs sonunda yardım dağıtmaya başlamasından bu yana, neredeyse her gün yardım arayan Filistinlilerin öldürüldüğü haberleri geliyor.
BBC bile Gazze’deki duruma isyan etti!
BBC ve önde gelen üç haber ajansı, Gazze’deki gazetecilerin yaşam koşullarından endişe duyulduğunu kaydetti. Gazetecilerin, ne kendilerini ve ailelerini besleyebilir halde oldukları belirtildi.
Ortak açıklamaya BBC’nin yanı sıra haber ajansları AFP, Associated Press ve Reuters’ın imzasıyla yapıldı. Açıklamada Gazze’de yaşananları haberleştirilenlerin de “haberleştirdikleri kişilerle aynı vahim koşullarda” olduğu aktarılıyor.
İsrail, BBC dahil yabancı medyanın Gazze’ye girişine izin vermiyor. Bu nedenle uluslararası haber kuruluşları Gazze’den haber alma konusunda yerel muhabirlere güveniyor.
Haber organizasyonlarının açıklamasının tamamı şöyle:
“Gazze’de kendilerini ve ailelerini besleyemez hale gelen gazetecilerimiz için son derece endişeliyiz.
“Bu bağımsız gazeteciler aylardır dünyanın Gazze’deki gözü kulağı oldular. Şu anda haber yaptıkları kişilerle aynı vahim koşullarla karşı karşıyalar.
“Gazeteciler savaş bölgelerindeki eksikliklere ve zorluğa katlanırlar. Ancak açlık tehdidinin de bunlardan biri olması bizi derinden endişelendiriyor.
“İsrailli yetkilileri bir kez daha gazetecilerin Gazze’ye giriş ve çıkışına izin verme çağrısı yapıyoruz. Yeterli gıda malzemesinin oradaki insanlara ulaşması elzemdir.”
Fransa, Filistin Devleti’ni resmen tanıyacak
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa’nın eylül ayında Filistin Devleti’ni resmen tanıyacağını açıkladı.
Macron, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, Fransa’nın Filistin’i tanıyacağına ilişkin resmi duyurunun eylül ayında New York’taki BM Genel Kurulu oturumunda yapılacağını söyledi.
Fransa Cumhurbaşkanı, şu ifadeleri kullandı: “Orta Doğu’da adil ve kalıcı bir barış yönündeki tarihsel taahhüdüne sadık kalarak, Fransa’nın Filistin Devleti’ni tanıyacağına karar verdim. Hamas’ın silahsızlandırılması sağlanmalı, Gazze güvence altına alınmalı ve yeniden inşa edilmelidir. Son olarak, Filistin Devleti inşa edilmeli, yaşanabilirliği garanti altına alınmalı ve bu devlet, silahsızlanmayı kabul edip İsrail’i tam olarak tanıyarak, tüm Orta Doğu’nun güvenliğine katkıda bulunmalıdır. Başka bir seçenek yok.”
ABD, Birleşik Krallık, İtalya, Almanya, Kanada, Fransa ve Japonya gibi gelişmiş kapitalist ülkelerden oluşan G7 grubu içerisinde de Filistin’i tanıyan ilk ülke Fransa oldu. Macron, bu kararını Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’a gönderdiği bir mektupla da teyit etti.
Netanyahu: Şiddetle kınıyoruz
Filistinli yetkililer Macron’un kararını memnuniyetle karşıladı. Hamas ise Fransa’nın kararını “doğru yönde atılmış olumlu bir adım” olarak nitelendirerek, tüm dünya ülkelerini Fransa’nın izinden gitmeye çağırdı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bu adımın “teröre ödül” olduğunu ileri sürdü. Netanyahu, X’te yaptığı açıklamada, “7 Ekim katliamının ardından Tel Aviv’in yanına bir Filistin devleti tanınmasını şiddetle kınıyoruz. Bu koşullar altında tanınacak bir Filistin devleti, İsrail’i yok etmek için bir sıçrama tahtası olur, barış içinde yaşamak için değil. Açık olalım: Filistinliler İsrail’in yanında bir devlet değil, yerine bir devlet istiyor” ifadelerini kullandı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Macron’un kararına Washington’un bu adıma “şiddetle karşı çıktığını” ifade etti. Rubio X hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu sorumsuz karar, yalnızca Hamas propagandasına hizmet eder ve barış sürecini geri götürür. 7 Ekim kurbanlarına atılmış bir tokattır” dedi.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı da Fransa’nın kararını memnuniyetle karşıladı. Riyad, kararın, “uluslararası toplumun Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı ve bağımsız devlet kurma hakkı konusundaki fikir birliğini yeniden teyit ettiğini” belirtti.
193 üyesi bulunan Birleşmiş Milletler’in 140’tan fazla üyesi Filistin Devleti’ni tanıyor. Bu ülkeler arasında Norveç, İspanya ve İrlanda gibi bir dizi Avrupa Birliği ülkesi de yer alıyor.
