Yıldız Önen: “Ercüment Akdeniz gazetecilik faaliyetlerinden dolayı yargılanıyor, bu kabul edilemez”

Ercüment Akdeniz ile ilgili olarak Sığınmacı Hakları Platformu ve Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı aktivisti Yıldız Önen ile konuştuk.

Gazeteci Ercüment Akdeniz, 18 Şubat 2025’te gözaltına alındıktan üç gün sonra, 21 Şubat’ta tutuklandı. Hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame mahkemece kabul edildi ve Akdeniz’in tahliye talebi reddedildi. Akdeniz’in de aralarında bulunduğu dört kişi hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamasıyla hazırlanan iddianamede, gazetecilik faaliyetleri, katıldığı toplantılar ve telefon görüşmeleri suç unsuru olarak gösteriliyor.

Ercüment Akdeniz hakkındaki davanın ilk duruşması, 31 Temmuz 2025 tarihinde, İstanbul Adalet Sarayı’nda (Çağlayan) İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, saat 11.00’da görülecek. Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı, tüm hak savunucularını duruşmaya dayanışmaya beklediklerini duyurdu.

Yıldız Önen ile yaptığımız röportaj şöyle:

Ercüment Akdeniz gazeteci kimliği ile biliniyor. Hakkındaki “silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamasıyla tutuklanması ve iddianamenin kabul edilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

İddianamede, Ercüment Akdeniz’in Halkların Eşitlik ve Demokrasi Kongresi (HDK) tarafından düzenlenen toplantılara katıldığı ve bu toplantılarda “PKK/KCK çizgisine paralel” ifadeler kullanıldığı öne sürülüyor. Savcılık, HDK’nin “PKK’nin şehir yapılanması” olduğunu iddia ederek, HDK’nin yasal faaliyetleri kapsamında yapılan açıklamaları, açık toplantıların notlarını ve gazetecilerin mesleki faaliyetleri çerçevesinde yaptıkları görüşmeleri “kanıt” olarak sunuyor. Bu suçlamalar tamamen asılsız ve Ercüment Akdeniz’in gazetecilik faaliyetlerini hedef alıyor. Gazetecilik yapmak, toplantılara katılmak, telefon görüşmeleri yapmak onun işinin bir parçası. Hakkında hazırlanan iddianame, gazetecilik faaliyetlerini suç unsuru olarak gösteriyor ki bu kabul edilemez.

Ercüment Akdeniz, göçmen, mülteci ve işçi hakları üzerine çalışan bir gazeteci ve yazardır. Bu yapıları takip etmesi onun mesleğinin bir parçası. HDK’ye üye olmadığını ve herhangi bir yöneticilik görevi yürütmediğini ifadesinde vurguladı. Ancak iddianamede, Akdeniz’in 2013’te bir HDK toplantısında yaptığı konuşma, gençlik politikaları üzerine görüş bildirmesi ve bazı muhabirlerle yaptığı telefon görüşmeleri aleyhinde delil olarak gösterildi.

HDK ile gazetecilik düzeyinde kurduğu ilişkinin örgüt üyeliği olarak yorumlanması, gazetecilik özgürlüğüne vurulan bir darbedir. Kaldı ki, HDK halen faaliyetini sürdüren, toplantılar, paneller yapan, eş sözcüleri sürekli basına açıklamalarda bulunan yasal bir örgütlenmedir.

İddianamede gazetecilik faaliyetlerinin, hatta telefon görüşmelerinin “örgütsel iletişim” olarak yorumlandığı belirtiliyor. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

İddianamede sunulan delillerin büyük çoğunluğu kamuoyuna açık basın açıklamaları, dernek toplantıları, panel katılımları ve sosyal medya paylaşımlarından oluşuyor. Savcılık, bu tür faaliyetleri, HDK’nin “örgüt hiyerarşisi içinde” hareket ettiğinin göstergesi olarak değerlendiriyor, ama herhangi bir silahlı faaliyetle ilgisi olduğuna dair somut bir delil sunamıyor. Buna rağmen silahlı örgüt üyeliği suçlaması yöneltiyor.

Bütün bu yapılanlar, mesleki dayanışmayı ve haber takibini kriminalize etme çabasıdır. Bir muhabirle yapılan telefon görüşmeleri, haberin doğru ve hızlı bir şekilde kamuoyuna ulaştırılması içindir. Örneğin, DİSK binasındaki polis müdahalesiyle ilgili bilgileri aktarması, tamamen gazetecilik pratiğidir. Bunların “örgütsel koordinasyon” olarak sunulması, gazetecilerin sahada çalışmasını engelleme ve korkutma amacı taşıyor.

İlk duruşma 31 Temmuz’da İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülecek. Bu duruşmadan beklentileriniz nelerdir?

Adaletin yerini bulmasını ve Ercüment Akdeniz’in suçsuzluğunun karara bağlanmasını bekliyorum. Somut hiçbir delil olmadan, sadece gazetecilik faaliyetleri üzerinden bu denli ağır bir suçlamayla karşı karşıya kalmak, Türkiye’deki basın özgürlüğü açısından endişe verici. Umarım mahkeme, gerçekleri görerek bir an önce Ercüment’in tahliyesine karar verir.

Tüm hak savunucularının desteği çok kıymetli. Bu dava sadece Ercüment Akdeniz’in değil, Türkiye’deki tüm gazetecilerin ve basın özgürlüğünü savunanların davasıdır. Duruşmaya katılarak destek verilmesi çok önemli. 31 Temmuz’da herkesi İstanbul Çağlayan Adliyesi’ne bekliyoruz.

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…