Gazeteci Ercüment Akdeniz’in tutukluluğuna devam kararı verildi

Gazeteci Ercüment Akdeniz’in tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşması dün İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görüldü.

Akdeniz’in ve avukatlarının savunmalarının ardından savcılık, dinlenemeyen tanıklar nedeniyle Akdeniz’in tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesi yönünde görüş bildirdi. Mahkeme heyeti aynı nedenle Akdeniz’in tutukluluk hâlinin devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 23 Ekim’de yapılacak.

Beştaş: İki tanık gerekçe gösterilerek duruşma üç ay ertelendi. İşte yargının durumu maalesef bu

Karara siyasiler, meslektaşları ve ailesi İstanbul Adliyesi önünde tepki gösterdi. DEM Parti Erzurum Milletvekili ve HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, şunları söyledi:

“Gerçekten garabet bir tabloyla karşı karşıyayız. Mahkeme başkanı izinde herhalde; yerine geçici bir üye bakıyor. İki tanık huzurda dinlendi, ancak bu tanıkların ne bilgi ne de görgüleri var. Peki bu insanlar neden tanık? Neden dosyada ifadeleri bulunuyor? Bu bile bilinmiyor.

Bir tanığın Amerika’ya yerleştiği bilgisi avukat arkadaşlar tarafından iletildi. Diğer tanık ise teknik yetersizlik nedeniyle SEGBİS’e bağlanamadı. Bu iki tanık gerekçe gösterilerek duruşma üç ay ertelendi. İşte Türkiye’de yargının durumu maalesef bu.

SEGBİS çalışmadı, tanıkla bağlantı kurulamadı. Üç kez denendi, olmadı. Peki bu mu gerekçe? SEGBİS çalışmadı diye Ercüment Akdeniz üç ay daha cezaevinde mi kalacak?”

Göçmen ve Mülteci Dayanışma Ağı Sözcüsü Yıldız Önen de duruşma sonrası İlke TV‘ye konuştu.

Ercüment Akdeniz’in annesi de kamuoyuna seslendi

Ercüment Akdeniz’in annesi, “Ben oğlumla gurur duyuyorum. Bu karara saygı duymuyorum. Oğlumu ve sizleri çok seviyorum” diye konuştu.

Ercüment Akdeniz: Hakikat ve adalet için tahliyemi talep ediyorum

Gazeteci Ercüment Akdeniz 160 gündür tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden duruşma salonuna getirildi.

Salonun küçük olması nedeniyle avukatlar ve çok sayıda kişi dışarıda kaldı.

Mahkeme başkanı, Akdeniz’in avukatlarının büyük salona geçilmesi talebini kabul etmedi. Sanık avukatı sayısını da 3 ile sınırladı

Ercüment Akdeniz’in savunmasında öne çıkanlar şu şekilde:

“Saat 5’te evden çıktıktan sonra gözaltına alındım. Polis otosunda yarım saat bekletildim. Avukatım evde  olmasına rağmen erişimimi engellediler. Bana saati geldiğinde evimin basılacağı söylendi. Anahtarla kapıyı açma teklifimi kabul etmediler ve levye kullandılar.”

“Salondaki katılımcıları selamlıyorum, tüm kurumlara desteği için teşekkür ediyorum.  2012’den itibaren göç haberciliğine yoğunlaştım. Bu alanda yayımlanmış beş kitabım mevcut. Herhangi bir siyasi partiye üyeliğim yoktur, DİSK Basın-İş üyesiyim. Hakkımda hazırlanan iddianame haksız, yanlış şekilde düzenlenmiştir. İddianamede basın özgürlüğü, demokratik eylem yapma hakkım suç çemberine sokulmaktadır. Hesap vermeyeceğim hiçbir soru yoktur, suçlamaları reddediyorum.

Bu suçlama torbasına neden atıldım hiç bilmiyorum. HDK’de çalışmanın suç sayılması çelişkidir. İddianame mantığı açısından söylüyorum. Kimin marjinal olup olmadığı değişkendir. 18 Şubat operasyonu ve devamında bu iddianame neden 14 yıl bekletildi? Bu soru cevaplanmaya muhtaçtır.

Bir haber sitesindeki habere dayandırılarak ESP Kongresi’nde yapmış olduğum konuşma iddianameye konulmuş. Konuşmayı hatırlamıyorum, söz konusu site de erişime engellenmiş. Delil olarak gösterilen tapelere tek tek baktım. 14 kişiyle görüşmem var. Bu kişilerin 13’ü Emek Partisi’nden üyeler, yöneticiler. O bir kişi de Hayat TV sunucusu. Konuşmalarda bir tane HDK’li yok. Bu tapelerde kaç kişinin adı geçmiş, bunları da çıkardım. 25’in 24’ü Emek Partisi’nden, bir kişi de sendika başkanı.

Bana yöneltilen suçlamalar çok yanlış ve maddi hatalarla dolu, suçlamalar dayanaksızdır. Bir gazeteci ve yazar olarak basın özgürlüğüm kısıtlanmıştır. 160 günlük tutukluluk sürecinde çok kritik haberleri kaçırdım. Dolayısıyla sadece gazeteci olarak ben değil, okurlar ve izleyiciler de mağdur olmaktadır. Hakikat ve adalet için tahliyemi talep ediyorum.

Avukatlar tahliye ve beraat talep etti

Savunmalarla devam eden duruşmada konuşan avukat Özgür Urfa, “Suçlama konusu iddianameye göre HDK’nın bir terör örgütü olduğu ve müvekkilin de bu örgüte üye olduğu iddiasıdır. 2025 yılındayız bizim bildiğimiz kadarıyla HDK’nın silahlı örgüt olduğuna dair kesinleşmiş bir karar yok. HDK siyasi faaliyet gösteren bir oluşum ve faaliyetlerine de devam ediyor. Fezlekelerdeki subjektif yorumla hareket ediliyor. Dosya içerisinde müvekkile dönük bir örgüt şeması göremedik. Buna dönük bir iddia da yok sadece buna yönelik tapeler var.

Müvekkilin tüm faaliyetleri izlenmiş, dinlenmiş sonuç olarak ortada EMEK Partisi faaliyetleri dışında bir şey yok. Ortaya delilleri konulamayan suçlamayla müvekkil beş buçuk aydır tutuklu. Öncelikle tahliye edilmesini sonra da suçun unsurlarının oluşmaması sebebiyle beraatine karar verilmesini talep ediyoruz” dedi.

Duruşma öncesi basın açıklaması yapıldı

Duruşma öncesinde DİSK Basın-İş öncülüğünde İstanbul Adliyesi önünde basın açıklaması yapıldı. Gazeteciler, milletvekilleri ve hak savunucularının katıldığı eylemde “Ercüment Akdeniz yalnız değildir” ve “Özgür basın susturulamaz” sloganları atıldı.

Açıklamayı okuyan gazeteci Elif Akgül, Akdeniz’in mesleki faaliyetlerinin yargı konusu yapılmasını eleştirerek, “Bu durum ülkede gazeteciliğin içine düştüğü karanlığı bir kez daha gözler önüne seriyor” dedi. Akgül, gazetecilerin ifade özgürlüğünün baskı altına alındığını ve halkın haber alma hakkının engellendiğini belirtti. Tutuklu gazeteci Furkan Karabay’ın durumuna da değinerek, bu uygulamaların bir “susturma operasyonu” olduğunu vurguladı.

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…