Filistin günlüğü – 8 Ağustos

Gazze’yi topyekûn işgal girişimi İsrail’e nelere mal olabilir?

Korsan devlet İsrail’in Gazze Şeridi’nin tamamını yeniden işgal etme kararı medyada tartışılmaya başlandı.

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da yayımlanan Arab News gazetesinin değerlendirmesine göre, bu hamle, uluslararası alanda ve İsrail içinde şiddetli bir muhalefete yol açabilir. Gazetedeki yoruma göre, böyle bir işgal, 20 rehinenin hayatını riske attığı gibi, İsrail’in zaten gözle görülür bir hal alan uluslararası tecridini daha da derinleştirecektir.

Ayrıca İsrail içinde sert bir muhalefet ortaya çıkacak. Rehinelerin aileleri bu operasyonu sevdiklerinin idama mahkum edilmesiyle eşdeğer olarak görecekler. Haberlerde güvenlik aygıtının büyük bölümünün yaklaşık iki yıldır süren bölgesel savaşların ardından orduyu daha da zorlayacak ve çıkmaza sokacak açık uçlu bir işgale karşı olduğu bildiriliyor.

Bir görüşe göre, Gazze’yi yeniden işgal tehdidi, başarısızlığa uğramış gibi görünen ABD, Mısır ve Katar’ın arabuluculuğunda geçtiğimiz ay gerçekleştirilen görüşmelerin ardından Hamas üzerinde baskı kurmayı amaçlayan bir müzakere taktiği olabilir. Ya da Netanyahu aşırı sağcı koalisyon ortaklarının desteğini pekiştirmek istiyor olabilir. Netanyahu’nun koalisyon ortakları uzun zamandır savaşı tırmandırma, Gazze’yi ele geçirme, “gönüllü göç” olarak adlandırdıkları yöntemle nüfusunun büyük bir kısmını başka yerlere yerleştirme ve 2005’te İsrail’in çekilmesiyle yıkılan Yahudi yerleşimlerini yeniden kurma çağrısında bulunuyorlar.

Bu hedeflerini gerçekleştirip gerçekleştiremeyecekleri büyük olasılıkla İsrail üzerinde nüfuz sahibi olan ABD Başkanı Donald Trump’a bağlı olacak.

Gazze’nin tam kontrolünü ele geçirmek için İsrail’in, bölgenin henüz yerle bir edilmemiş kalan son kesimlerine ve Gazze’deki 2 milyon Filistinlinin çoğunun sığınmış olduğu alanlara kara harekâtı başlatması gerekecek.

Bu, yüz binlerce insanın kıyı şeridinde sefalet içindeki çadır kamplarında yaşadığı sözde insani yardım bölgesi Deyr el-Belah ve Mavasi’nin merkez yerleşimlerine girmek anlamına gelecek. Bu tür harekâtlar, yeni bir kitlesel yerinden edilme dalgasına yol açacak ve BM kurumlarıyla insani yardım kuruluşlarının halen kıtlığı önlemek için çırpındıkları  bir dönemde yardım dağıtımını daha da aksatacak.

İsrail’in savaş boyunca izlediği tutum uluslararası toplumun büyük bölümünü şoka uğrattı ve Batılı yakın müttefiklerini bile savaşın sona ermesi ve Filistin devletini tanınmaya yönelik adımlar atılması için İsrail’e çağrılar yapmaya yöneltti.

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) soykırım iddialarını değerlendiriyor ve Uluslararası Ceza  Mahkemesi (UCM), Netanyahu ve eski savunma bakanı hakkında, insanları aç bırakmanın savaş yöntemi olarak kullanılması da dahil savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işledikleri iddiasıyla tutuklama emirleri çıkardı.

İsrail, tüm rehineler iade edilene, Hamas yenilene veya silahsızlandırılana ve Gazze halkına “gönüllü göç” seçeneği sunulana kadar savaşmaya devam edeceğini açıkladı. Bu seçenek, Filistinlilerin zorla sınır dışı edilmesi demek.

Hamas, kalıcı bir ateşkes ve İsrail’in geri çekilmesi karşılığında kalan rehineleri geri vereceğini söylüyor. İktidarı bırakmaya razı olduğunu, ancak İsrail, gelecekte üzerinde Filistin devletinin kurulacağı toprakları işgal altında tuttuğu sürece silah bırakmayacağını belirtiyor.

Gazze’nin tamamının yeniden işgalinin İsrail için uzun vadeli zorluklar doğurması kaçınılmaz. Bu zorluklar arasında bir ayaklanma olasılığı da var. Netanyahu’nun Mart’ta ateşkesi sona erdirmesinden bu yana, askerler vur-kaç saldırılarında öldürülmeye devam ettiği için İsrail halkı arasında savaşa verilen destek azalmış görünüyor. İsrail, işgalci güç olarak düzeni ve halkın temel ihtiyaçlarının karşılanması sorumluluğunu üstlenmesi gerekirken bu görevi Batı Şeria’da büyük ölçüde, sınırlı özerkliğe sahip Filistin Yönetimi’ne devretmişti.

Ancak Netanyahu, barışa tam olarak bağlı olmamakla suçladığı Filistin Yönetimi’nin gelecekte Gazze’de herhangi bir rol üstlenmesini reddederek Gazze’nin savaş sonrası yönetimi ve yeniden inşası için herhangi bir plan sunmadı.

Halklar İsrail’e silah satışının durdurulmasını istiyor

Brezilya, Kolombiya, Yunanistan, Güney Afrika ve İspanya’da yapılan anketler, halkın çoğunluğunun İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları devam ederken silah şirketlerinin İsrail ile ticareti durdurması veya azaltması gerektiğini düşündüğünü ortaya çıkardı. 

İspanya, silah ticaretinin durdurulması konusunda en yüksek desteği gösterdi. Ankete katılanların yüzde 58’i silah ticaretinin tamamen durdurulması gerektiğini söylerken, onu yüzde 57 ile Yunanistan ve yüzde 52 ile Kolombiya izledi. 

Brezilya’da ankete katılanların yüzde 37’si silah şirketlerinin İsrail’e satışlarını tamamen durdurması gerektiğini, yüzde 22’si ise azaltması gerektiğini düşünüyor. Güney Afrika’da bu oranlar sırasıyla yüzde 46 ve yüzde 20 olarak gerçekleşti. 

Sonuçları değerlendiren “Global Energy Embargo for Palestine/Filistin için Küresel Enerji Ambargosu” kampanyası üyesi Ana Sanchez, “Halk sesini duyurdu ve suç ortağı olmayı reddediyor. Kıtalar arasında sıradan vatandaşlar, yerleşimci sömürgeciliğini, ‘apartheid’ı (ırkçı rejim) ve soykırımı besleyen yakıtın kesilmesini talep ediyor” dedi.

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…