Suriye’de Esad sonrası geçiş süreci, azınlıklara yönelik şiddet olaylarının gölgesinde ilerlerken, ülkenin geleceğine dair endişeler artıyor.
Suriye’nin çeşitli etnik ve dini gruplarından yüzlerce temsilci, ademi merkeziyetçi bir devlet kurulması ve dini, kültürel ve etnik çoğulculuğu güvence altına alan yeni bir anayasa hazırlanması için Cuma günü bildiri yayınladı.
Bildiri, Suriye’nin etnik ve dini azınlıklarından yaklaşık 400 temsilcinin, kendi topluluklarının haklarını savunmak amacıyla bir araya geldiği, konferansın sonunda yayınlandı.
Esad sonrası geçiş sürecinin şu ana kadar azınlıklara yönelik şiddet olaylarıyla gölgelenmesi gelecekle ilgili endişeleri arttırıyor.
Temsilciler yaptıkları açıklamalarda hükümet yanlısı silahlı kişilerin başta Aleviler, Dürziler ve Hıristiyanlar olmak üzere ülkedeki azınlıklara yönelik şiddet eylemlerini kınadı ve bunların insanlığa karşı suç teşkil ettiğini belirtti.
Suriye’deki Alevi azınlığın ruhani lideri Ghazal Ghazal, Suriye’deki aşırılıkçı ideolojinin Suriyelilere din adına kendi iradesini dayattığını ve azınlıkları öldürdüğünü söyledi.
Suriye’de, Suriye halkının tüm bileşenlerinin dini ve kültürel haklarını koruyan ademi merkeziyetçi ya da federal bir sistem kurulması çağrısında bulundu.
Konferans, Suriye’nin kuzeydoğusunda, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolü altındaki Haseke’de düzenlendi.
Suriye’nin kuzeydoğusundaki özerk yönetimde üst düzey bir yetkili olan İlham Ahmed, kültürel ve etnik çoğulculuğa dayalı bir Suriye’nin ortaya çıktığını görmeyi umduğunu söyledi. “Bu konferans sivil barış ve ulusal uzlaşma mesajı veriyor,” dedi.
Esad diktatörlüğünün Aralık ayında devrilmesinin ardından yaşanan süreçte artazınlıklara yönelik şiddet yüzlerce kişinin ölümüne neden oldu ve ülke genelinde şok dalgaları yarattı.
Şiddet olayları, HTŞ’nin eski lideri olan geçici Cumhurbaşkanı Ahmed El Şaraa’nın tüm Suriyelilere eşit muamele edileceği yönündeki sözlerine rağmen meydana geldi.
Konferansın organizatörlerinden Hakemat Habib, geçtiğimiz on yıllar boyunca merkezi hükümetlerin ve “zalim rejimlerin” başarısız olduğunu ve ilerlemenin tek yolunun tüm Suriyelilerin üzerinde mutabık kaldığı demokratik ve ademi merkeziyetçi bir devlet olduğunu söyledi. “Suriyeli kimliği tüm Suriyelileri kapsamalıdır,” dedi.
Geçtiğimiz ay savaşçıları hükümet yanlısı silahlı kişilerle çatışan Dürzi ruhani lider Şeyh Hikmet El Hicri, televizyonda yayınlanan konuşmasında konferansta “çoğulculuğun bir tehdit değil, birliği güçlendiren bir hazine olduğunu,” söyledi.
Yine Cuma günü SDG’nin üst düzey komutanlarından Sipan Hamo, El Şaraa hükümetini yerden yere vurdu ve Suriye’nin onlarca yıllık “diktatörlüğünü” sürdürmekle suçladı.
Hamo yerel bir medya kuruluşuna verdiği röportajda SDG’nin ulusal orduya katılmak istediğini ancak El Şaraa hükümetinin demokratik bir devlet için umut vermediğini söyledi.
