Barış ve demokrasi için kayyımlar geri çekilmeli!
DEM Parti Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “Kayyımlar geri çekilmeli, Öcalan serbest bırakılmalı” dedi. Sayyiğit, “Kürtler için statü, Kürtçenin resmiyet kazanması, kayyımların geri çekilmesi ve Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü” gibi talepleri olduğunu söyledi.
Dün Van’da, çözüm süreci çerçevesinde kitlesel bir miting düzenlendi. Mitinge katılan DEM Parti Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, yürüyen çözüm süreci hakkında Rûdaw’a demeç verdi. Sayyiğit çözüm komisyonunun geç kurulduğunu ancak yine de kurulmasının önemli olduğunu belirtti ve sadece komisyonla Kürt sorununun çözülemeyeceğini söyledi.
Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, sürecin başarısı için herkesin kendini sorumlu hissetmesi gerektiğini belirterek, “Her şeyi sadece komisyona bırakamayız. Herkesin bu sürece kendini sorumlu hissetmesi gerekiyor. Buna göre çalışmalar yürütmelidir. Bir tarafta gençler çalışsın, bir tarafta işçiler çalışsın, bir tarafta siyasetçiler çalışsın” dedi.
DEM Parti Milletvekili, temel taleplerini de şöyle dile getirdi:
“Öncelikle Kürt halkı için statü istiyoruz. Kürtçenin eğitim dili olmasını ve resmi dil olmasını istiyoruz, kayyımların geri çekilmesini istiyoruz. Yine temel gerçeğimiz Öcalan’ın özgürlüğüdür, Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması gerekir. Neden böyle diyoruz? Bu işin öncülüğünü Öcalan yapmıştır. Öcalan barış kapısını açmıştır. Bu nedenle Öcalan’ın halk, basın, aydınlar, siyasetçiler, akademisyenlerle görüşmeler yapabilmesi gerekir.”
Operasyonlar süreci sabote ediyor
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Adana’da düzenlenen halk buluşmasında açıklamalarda bulundu.
Hatimoğulları, “Diyarbakır’da demokrasiye sahip çıkıyorsak, İstanbul’da da baskıya karşı çıkmak görevimizdir. Bu operasyonların bir an önce durdurulması, sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından çok önemlidir” diye konuştu.
Tülay Hatimoğullları özetle şunları söyledi:
“Bugün Türkiye’nin önceki dönemlerde de acısını çokça yaşadığımız baskıcı zihniyetini görüyoruz. Yerel yönetimlere operasyonlar yapılması, seçilmişlere el çektirilmesi, milletvekillerinin gözaltına alınması, tutuklanması, dokunulmazlıklarının kaldırılması… Bizler bunun acısını yüreğimizin derinliklerinde hisseden bir partiyiz. Ama bütün bu baskılara karşı yılmadık, boyun eğmedik, mücadele ettik; dimdik ayakta kalarak bugüne geldik. Şimdi benzer operasyonlar, ana muhalefet partisinin belediyelerine yönelmiş durumda.
Burada, Adana’da bulunduğumuz kentte, Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar dahil olmak üzere iki ilçe belediye başkanı şu anda tutuklu. Türkiye genelinde de çok sayıda belediye başkanı tutuklu. Bizler bu konudaki tutumumuzu her yerde apaçık ifade ettik.
Diyarbakır’da demokrasiye sahip çıkıyorsak, İstanbul’da da baskıya karşı çıkmak görevimizdir. Bu operasyonların bir an önce durdurulması, sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından çok önemlidir. Çünkü bu operasyonlar süreci sabote etmektedir. Türkiye nüfusunun yarısının temsil edildiği muhalefetin bu sürece adapte olmasının önünde engel teşkil etmektedir.”
