Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu: “Birleşik mücadeleyi büyüteceğiz”

Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu, kamu emekçileri ve emeklilerin hak gasplarına karşı dün Yenişehir Heykel Meydanı’nda kitlesel basın açıklaması gerçekleştirdi.

Basın açıklamasına; CHP Yenişehir İlçe Başkanlığı, Tüm Emeklilerin Sendikası Bursa Şubesi Yürütme Kurulu, Tüm eğitim çalışanları (Teç Sen ) ve CHP Yenişehir Belediyesi Meclis Üyeleri katılarak destek verdi.

Platform bileşenleri, hükümetin ve sarı sendikaların işbirliğiyle emekçilere dayatılan “toplu sözleşme” süreçlerine tepki göstererek, gerçek bir toplu iş sözleşmesi (TİS) için birleşme çağrısı yaptı.

Basın açıklamasında; Tüm Emeklilerin Sendikası Yenişehir Şube Başkanı Kamettin Baştürk, Eğitim-Sen Yenişehir İlçe Temsilcisi Şafak Ayhan, Eğitim-İş Yenişehir İlçe Temsilcisi Gürbüz Olçun ve Hürriyetçi Eğitim-Sen Yenişehir İlçe Temsilcisi Meftun Sincar birer konuşma yaptı.

Birleşik Mücadele Vurgusu

Açıklamanın sonunda, platform bileşenleri ortak bir sesle “Yoksulluk zamlarına ve işbirlikçi sarı sendikalara hayır!” sloganını yineledi. Katılımcılar, birleşik mücadelenin büyütüleceğini ve emeğin hakları için kararlılıkla devam edileceğini vurguladı.

Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformunun basın açıklamasının tam metni şöyle:

“Ülkede yoksulluk sınırı 100.000 Liraya açlık sınırı ise 30.000 Liraya dayanmıştır. İnsan onuruna yakışan bir konutta barınma hakkının karşılığı ise aylık ortalama 25.000 liradan başlamaktadır. Büyük şehirlerde bu sayılar 40.000 Liralardan başlamaktadır. 2009 yılından beri yetkili sendika olan, emekçiyi her toplu sözleşmede iktidara satan Memur Sen, yanına Kamu Sen’i de alarak bu yoksulluğun ve sefaletin meşru bir hale gelmesinin en etkin öznelerinden birisi olmuştur. 17 yıl ve 7 toplu sözleşme dönemi geçti, ancak kamu emekçilerinin iktidarın neoliberal politikalarının sonucunda yaratılan ekonomik krizlere karşı durumu gün geçtikçe daha kötüye doğru gitmektedir.

8.Toplu sözleşme başlarken iktidara karşı büyük büyük laflar edip yüzde 88 zam istiyorum diyen Memur Sen ve Eğitim Bir Sen başkanı Ali Yalçın ve Kamu Sen, iktidarın ‘’oturun oturduğunuz yerde’’ demesiyle büyük laflarını yemiş, Toplu sözleşmeleri bir kez daha tiyatronun merkezi konumunda olan Hakem Heyetine götürmüştür.

Üyelerinin büyük çoğunluğunu iktidarın belirlediği Hakem Heyetinin kararına göre, memur maaşları ile memur emeklisinin aylıklarına 2026’nın ilk 6 ayında yüzde 11, ikinci 6 ayında yüzde 7, 2027’nin ilk 6 ayında yüzde 5, ikinci 6 ayında yüzde 4 zam yapıldı. Memur ve memur emeklilerinin taban aylıklarına 2026’nın ilk 6 ayı için 1000 lira ilave ücret ödenecektir.

 “Vahşi kapitalist sistemin hayat bulduğu her ülkede olduğu gibi ülkemizde de bu bunalımların, krizlerin faturası hep emeğe, emekçilere kesiliyor

“Derviş Programı, Nebati Programı, Nas Programı… Şimdi en son Şimşek Programı. Kişiler değişiyor ancak programların içeriği ve kapsamı asla değişmiyor. Burada emekçileri temsil eden hiçbir programın ortaya konulmadığını dün olduğu gibi bugün de görüyoruz

“Kaybeden taraf her zaman hangi sendikanın üyesi olursa olsun tüm kamu emekçileri ve emeklileri olmuştur”

“14 senedir ‘toplu sözleşme’ adı ile sürdürülen bu sistemde kaybeden taraf her zaman hangi sendikanın üyesi olursa olsun tüm kamu emekçileri ve emeklileri olmuştur. Çünkü ortada gerçek anlamda bir TİS masası yoktur. Buradan bir kez daha altını çiziyoruz. Mevcut sistemin sadece adı ‘toplu sözleşmedir’. Bu garabet sistemde masada tüm yetki iktidara, uyuşmazlıkta ise iktidarın gölgesi olan Hakem Kurulu’na devredilmiştir.

“7 milyonluk bir kitle, Bermuda Şeytan Üçgenin içine hapsedildi”

İktidarın ‘sendikamız’ dediği bir yapının ‘kraldan çok kralcı’ yöneticileri ise 7 milyona yakın kamu emekçisi ve emekli adına masaya tek yetkili olarak oturtulmuştur. Ülkemizin taraf olduğu ILO sözleşmeleri başta olmak üzere uluslararası sözleşmelerle tanınan grev hakkımız yıllardır yok sayılmaktadır. Bu sözleşmelerin iç hukukun üzerinde olduğunu yazan Anayasa düzenlemesi ihlal edilmektedir.  Öz olarak ifade edecek olursak; 7 milyonluk bir kitle iktidar-Hakem-yandaş yapıdan oluşan Bermuda Şeytan Üçgenin içine hapsedilmiş, üstelik haklarını koruyacak en önemli silahtan yani grev hakkından mahrum bırakılmıştır.”

Kamu emekçileri güvencesiz ve angarya çalışma ile karşı karşıya”

Birileri hala hiç sıkılmadan  ‘tarihi başarı, tarihi kazanım’ nutukları atsa da bugün geldiğimiz noktada kamu emekçileri derin bir yoksulluk, sefalet, güvencesizlik ve angarya çalışma ile karşı karşıyadır.

“Maaşlarımız daha cebimize girmeden gelir vergisine gidiyor”

Ortalama kamu emekçisi maaşının, çalışmayan eş ve çocuk yardımı, ilave seyyanen ödenek dahil yoksulluk sınırının yarısına kadar indiğini, ortalama memur emeklisi maaşının ise 24 bin TL ile açlık sınırının altında.

“Sadece 16 bin TL’lik ilave seyyanen ödenek değil, maaşlarımızın önemli bir kısmı taban aylığa yansıtılmamakta, dolayısıyla emeklilikte hesaba katılmamaktadır. 2008 sonrası göreve başlayanlar emekli olduklarında emekli aylıkları çalışırken aldıkları maaşın dörtte birine kadar düşecektir. Gelir vergisi dilimi adaletsizliği tüm hızıyla sürmekte, maaşlarımız daha cebimize girmeden gelir vergisine gitmektedir. Sadece gelir vergisi değil KDV’den ÖTV’ye her adımda ödenen tüm dolaylı verilerin yükü de emekçi kesimlerin sırtına yıkılmaktadır”

İktidar tarafından “hakikaten kopmuş yandaş sendikalar MEMUR SEN VE KAMU SEN ile kapalı kapılar ardında sürdürülen göstermelik “müzakerelerle” milyonlarca kamu emekçisinin alın terinin hiçe sayılmak.

Sendika patronu haline gelmiş olanların sendikalarının tüzüklerinde olan huzur hakkı adı altındı aylık yüzbinlerce lira maaş almaktadırlar. Buradan yıllar önce başlattığımız ‘’Sözde Sendikaların başkanları maaş bordrolarını açıklasınlar’’ talebimizi yine yeniliyoruz. Görelim kamu emekçilerini yoksulluğa mahkûm edenlerin huzur hakkı adı altında kaç bin lira maaşı sendikalarında aldıklarını. Bu maaşların kaynağı ise üyelerinden yaptıkları kesintilerdir.

İktidarın yanına aldığı sarı sendikalar ile kamu emekçileri ve mevcut aylıkları yoksulluk sınırının dörtte birine denk gelen emeklilerle dalga geçmeye devam edeceğini ilan etmiştir.

İktidar aklımızla alay edercesine “müzakerelerimizin tüm tarafları memnun edecek şekilde uzlaşmayla sonuçlanacağını ümit ediyorum” diyordu ve Memur Sen ve Kamu Sen’i de yanına alarak hakem heyeti için gereken toplantı yeter sayısına ulaşıp işi “ oldu bitti” ye getirerek yandaş sendikalarıyla birlikte 2027’nin sonuna kadar yani emekçilerin 2 yılını daha sefalet içinde devam etmesini isteyerek hakem heyeti tiyatrosunu sonlandırmışlardır.

7 dönemdir yaptıkları uzlaşmanın sonuçları ortada iken yeni bir uzlaşmanın daha fazla sefalet ve yoksulluk olacağı çok açıktır.

Yıllardır söylediğimiz gibi bu toplu sözleşme tiyatroları emekçilere hiçbir şey kazandırmayacaktır. Bu neoliberal politikaların neden olduğu ekonomik siyasi ve toplumsal krizlere karşı ancak ve ancak mücadele edilerek işçi sınıfının lehine kazanımlar elde edilebilir. Bunun yolu ise sokakta verilecek olan birleşik bir mücadeledir.

Yıllardır kamu emekçilerinin en temel sorunları olan;

  • İnsanca yaşamaya yetecek ücret,
  • Güvenceli istihdam,
  • İlave seyyanen ödenek tutarının çalışanların taban aylığına, mevcut emeklilerin aylıklarına yansıtılması,
  • Gelir vergisi adaletsizliğinin, ek gösterge adaletsizliğinin giderilmesi,
  • Mülakatın kaldırılması

Başlıklarını görmeyen, milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisi ile dalga geçen tekliflerin altına imza koyanlar bu yoksulluğun ve sefaletin temel sorumlusudur. Tarih büyük büyük laflar edip bu kayıpların altına imza koyanlar olarak geçtiniz.

Biz KESK olarak her zaman olduğu gibi bugün de kamu emekçilerinin, emeklilerin ortak hak ve çıkarlarını savunmak için üzerimize düşen görev ve sorumluluğun gereğini yerine getirmeye hazırız.

Bunun için yetkinin asıl sahipleri olan sendikalı, sendikasız tüm kamu emekçilerini;

İnsanca Yaşamaya Yetecek Bir Ücret,

Güvenceli İstihdam- Güvenli Gelecek,

 Demokratik- Adil Bir Çalışma Yaşamı,

 Halktan Yana Bir Kamu Hizmeti ve tüm taleplerin hayat bulması için Gerçek Bir Toplu Pazarlık Hakkı için,

Birlikte mücadele etmeye, yeni bir satış sözleşmesine izin vermemek için seslerini yükseltmeye çağırıyoruz.

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…