“Çizgiyi Çek” Küresel Eylem Günü nedeniyle Kadıköy İskele’de buluşan ‘Toprağımızı Vermiyoruz İstanbul Kampanya Grubu’, zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasının yolunu açan yasayı protesto etti.
Eylemde, “İklim krizi çağında ekolojik ve toplumsal yıkıma neden olacak 7554 Sayılı Kanun derhal iptal edilmelidir. Somut, adil ve bilimi temel alan iklim politikaları hayata geçirilmelidir” çağrısı yapıldı, “Küresel eylem gününde yeryüzünün dört bir yanındaki yaşam savunucularıyla birlikte sesleniyoruz: Ormanlar, zeytinlikler, meralar, nehirler, yeryüzü kırmızı çizgimizdir! Geleceğimiz için, yaşam için, adalet için bir arada çizgiyi çekiyoruz!” denildi.
Açıklamada; “Kamuoyunda ‘süper izin yasası’ olarak da bilinen ve geçtiğimiz Temmuz ayında kamuoyunun tüm itirazlarına rağmen TBMM’de onaylanan ‘7554 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’, maden ve enerji şirketlerinin önündeki tüm engelleri kaldırmayı hedefleyen bir talan yasasıdır” ifadesine yer verildi.
7554 Sayılı Kanuna yönelik itirazlar şöyle sıralandı:
“Bu yasa ile:
Zeytinliklerimiz Madenlere Kurban Ediliyor: Milas ve Yatağan’da binlerce yıllık zeytinliklerin kömür için yok edilmesinin önü açılıyor, kadim üretim kültürümüz ve gıda güvenliğimiz tehlikeye atılıyor. Bu hafta başında İkizköy’de kömürcü şirketin marifetiyle başlayan zeytin ağaçlarının sökülmesi, tehlikenin ne kadar yakınımızda olduğunu hepimize bir kez daha gösterdi.
Ormanlarımız, Meralarımız, Su Havzalarımız Ranta Açılıyor: Korunması gereken orman ve mera alanlarının, su kaynaklarının, enerji ve maden projeleri için feda edilmesinin önü açılıyor.
ÇED Süreçleri Etkisizleştiriliyor: Çevresel Etki Değerlendirmesi süreçleri baypas edilerek, halkın kendi yaşam alanları hakkındaki söz hakkı elinden alınıyor; demokrasinin olmazsa olmazı katılımcılık ilkesi yok sayılıyor; ekolojik yıkım projeleri denetimsiz bırakılıyor.
‘Süper İzin’ Mekanizmasıyla Her Şey Mübah Kılınıyor: Birkaç bürokrattan oluşan bir kurulun vereceği ‘süper izin’ ile koruma altındaki alanlar dahi kolayca yatırıma açılabiliyor, hukuki ve bilimsel denetim mekanizmaları devre dışı bırakılıyor.
“Acele kamulaştırma marifetiyle köylülerin doğdukları, doydukları topraklardan göç etmek zorunda kalmasının önü açılıyor”
Köylü Toprağından Koparılmak İsteniyor: Maden ve enerji projelerine açılan meralardan, ormanlardan, zeytinliklerden yaşamını idame ettiren köylüler topraklarından koparılma tehdidiyle karşı karşıya kalmış durumdalar. Acele kamulaştırma marifetiyle köylülerin doğdukları, doydukları topraklardan göç etmek zorunda kalmasının önü açılıyor. Bu yasa, iklim krizini daha da derinleştirmekte; doğayı bir meta, yaşam alanlarımızı ise birer kaynak olarak görmektedir”
“Bizler, bu toprağın, suyun, havanın, börtü böceğin, Akbelen Ormanı’nın baştankarasının, kısacası tüm canlıların savunucuları olarak, bu tehdide karşı çizgimizi çekiyoruz. İklim krizi çağında doğal alanlarımızı ne pahasına olursa olsun korumamız gerekirken doğal alanları talana açan işgal yasasına HAYIR diyoruz. Karar alıcıları, şirketlerin kârını değil, halkın ve doğanın geleceğini önceliklendirmeye davet ediyoruz ve bir kez daha talebimizin altını çiziyoruz: İklim krizi çağında ekolojik ve toplumsal yıkıma neden olacak 7554 Sayılı Kanun derhal iptal edilmelidir.”
