Tüm Emeklilerin Sendikası Bursa Şubesi, 2026 yılı bütçe yasası teklifi hakkında Şehreküstü Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi, taleplerini dile getirdi.
Basın açıklamasını sendika adına şube başkanı Gülçin Ayyılmaz yaptı.
Basın açıklamasının tam metni şöyle:
Gerçekler gizleniyor, yoksulluk derinleşiyor
İktidarın açıkladığı 2026 yılı bütçe yasası teklifi, yaşadığımız sefaletin daha da derinleşerek süreceğinin habercisidir.
Açıklanan Orta Vadeli Program ve hazırlanan yeni bütçe teklifinde, emeklilerin beklentileri açısından olumlu hiç bir gelişme olmayacağı gibi, yaşamda karşılığı olmayan, baskılanmış TÜİK verilerinin bile mumla aranacağı açıkça görülüyor.
Kaynak dağılımında açık biçimde sermayeye ve faize cömert davranılmışken, çalışanlar ve emekliler yine yok sayılmıştır. Öngördükleri yıllık enflasyon, tıpkı önceki yıllarda da olduğu gibi, TÜİK’in gerçek dışı verilerine rağmen tutmamıştır. Anımsanacağı gibi; 2025 yılı enflasyon oranı da yüzde 21 öngörülmüştü. Şimdiden öngörülerinden en az yüzde 45 ile 50 arasında bir sapma olacağı kesinleşmiştir.
Rantiyeye değil, emekçiye bütçe
İktidarın, 2026 yılı enflasyon öngörüsünü yüzde 9,7 den, yüzde 16’ya çıkarmış olması da, bizim yukarıdaki tespitimizi doğrulamaktadır. Daha önceki yıllarda olduğu gibi, öngörülen yüzde 16 enflasyon oranının da tutmayacağı çok açıktır.
Bu nedenle, enflasyonla ilgili çarşı pazarın gerçeğini yansıtmayan öngörüler, bir kez daha ezilenleri oyalamaya yönelik kurgudan ibarettir.
İktidarın açıkladığı, 2026 yılına ilişkin verilere göre; faize ödenecek tutar SGK payından yaklaşık yüzde 33 daha fazladır. SGK’ne ayrılan pay, hem emeklilerin, hem çalışanların, hem de diğer ödeneklerin toplamıdır. Bu veriler ve bütçeden SGK’ya ayrılan paydan da anlaşıldığı gibi; 2026 yılında emekliler başta olmak üzere, dezavantajlı kesimlerin sefaleti daha artacaktır.
İktidarın emekliler hakkındaki olumsuz tavrı, bizzat Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Raci KAYA’nın ağzından; “ESKİDEN 50 YAŞINDA ÖLÜYORDUK, ŞİMDİ 78 YAŞINA KADAR AYLIK ALIYORLAR” denilerek, hiçbir yoruma gerek olmayacak açıklıkta bir kez daha anlaşılmıştır.
Bu yaklaşım ve şartlarda, bırakalım insanca yaşamayı, sadece karın doyurmak bile mümkün değildir.
Bugün bile emeklilerin büyük bölümü açlık sınırının yarısına, yani derin yoksulluğa mahkûm edilmişken, açıklanan 2026 bütçesi; emeklilere açlıktan, olmuyorsa kış şartlarında soğuktan öl demektir. Sürekli yapılan doğrudan ya da dolaylı zamlarla, elektrik ve doğalgaz faturalarının ödenecek tarafı yoktur. Battaniyelere sarılarak soğuktan korunmak emeklinin kaderi değildir. REDDEDİYORUZ!
Emeklinin en yalın gerçeği; artık “temek gıdaya bile erişememekte, sağlıklı beslenememektedir”.
Siyasal iktidar, ülke kaynaklarını faize ve rantiyecilere aktarmak yerine, sosyal devlet olmanın gereği olarak; büyük bir uçurum haline getirdiği gelir adaletsizliğini, bir nebze de olsa azaltacak sosyal güvenliğe ayırmalıdır.
Emekliyi hor gören, iktidarı zor görür.
Sağlık başlı başına bir sorun olmuştur. Devlet hastaneleri yeterli ve zamanında hizmet verememektedir. Bazı hastanelerde kimi ameliyatlar için korkunç düzeyde para istenmektedir.
Zam beklentisi nedeniyle kimi ilaçlar piyasaya sürülmüyor. Bu durum ciddi sağlık sorunlarına neden olmaktadır.
İşi daha fazla oluruna bırakmadan, derhal önlem alınmalıdır. Kaybedilecek her bir yurttaşımızın sorumluluğu tedbir almayanlara ait olacaktır.
Buradan, Şehreküstü Meydanından iktidarı uyarıyoruz: 2026 yılı bütçesinde emeklilere ayrılan payı İNSANCA YAŞANACAK KOŞULLARI SAĞLAYACAK ORANDA ARTIRIN!
Kiraların 25-30 bin, açlık sınırının 30 bin, yoksulluk sınırının 90 bin lirayı aştığı bir ortamda, mevcut emekli aylıklarıyla geçinmek mümkün değildir.
Okula giden çocuklarımızın torunlarımızın ihtiyaçlarnı karşılayamıyoruz. Yüz binlerce öğrencimiz parasızlık yüzünden okullarını bırakmak zorunda kaldı, kalıyor. Gençlerimiz iş bulamıyor. Emekliler sürünüyor…
BU DURUMA DİRENECEĞİZ, GÜNÜ GELDİĞİNDE DEMOKRATİK YOLLARDAN MUTLAKA HESAP SORACAĞIZ…
İktidardan hesabı emekliler soracak, çözüm birleşik demokratik mücadele
Yukarıda paylaştığımız sefalet tablosu kader değildir. Değiştirmenin yolunu bulup, reva görülen bu sefaletten kurtulacağız.
Evet; kurtuluşunun bir yolu var, daha doğrusu tek bir yol vardır: Bu düzenin mağdur ettiği tüm kesimleri birleşik demokratik bir muhalefet cephesinde buluşturmak… BULUŞACAĞIZ!
Çünkü, bütün demokratik mücadele kanallarını, amasız-fakatsız, yeni demokratik bir ikttidar için, devrimci demokratik bir cumhuriyet için seferber etmek, bizim için tek kurtuluştur…
BUNU BAŞARACAĞIZ!
Çağrımızdır:
*Bütün halkımızı baskılara, gözaltılara, tutuklamalara karşı tutum almaya, emeğe, emeklilere sahip çıkmaya,
*Taleplerimizin karşılanmaması halinde emeklileri sefalete alışmamaya ve demokratik direniş haklarını kullanmaya,
*Birleşerek, iktidarın emeklilere, asgari ücretlilere velhasıl dar gelirlilere reva gördüğü bu zulme son vermeye,
*İktidara 31 Mart’ı çok aşan dersi birlikte vermeye,
*Hak ettiğimiz onurlu yaşamı kararlılıkla savunmak, elde edinceye kadar birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.
Birleşe birleşe kazanacağız
Açlık kader değildir, taleplerimizin karşılanmasını istiyoruz.
1. Memura verilen seyyanen ödenek bütün emeklilere verilmelidir!
2. AKP, 5510 sayılı yasayı çıkarmasaydı, bugün en düşük emekli aylığı 56.000,00 TL olacaktı. 5510 sayılı yasa derhal kaldırılmalıdır!
3. En düşük emekli aylığı, en düşük memur maaşına eşitlenerek kademelendirilmelidir!
4. İntibak yasası çıkarılmalıdır!
5. 3600 ek gösterge bütün memur emeklilerine verilmelidir!
6. İkramiye yılda 4 kez ve maaş tutarında olmalıdır!
7. Sağlık hizmetleri kolay erişilir ve ücretsiz olmalı, sağlıkta soyguna son verilmelidir!
8. Banka, TOBB, sigorta şirketleri gibi sandık emeklilerine uygulanan ayrımcılığa son verilmeli. Sandık emeklilerine de yılda dört maaş tutarında ikramiye verilmelidir!
9. Emeklilerin sendikalaşmaları önündeki engeller kaldırılmalıdır!
10. Toplu sözleşme masalarına emekliler dahil edilmelidir!
11. Amaca uygun yaşlı bakımevi-huzurevlerinin sayısı yeterince arttırılmalı, yeterli ve donanımlı personel istihdam edilmelidir!
KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA, YA HEP BERABER YA HİÇ BİRİMİZ
