İBB soruşturması iddianamesinde gizli tanık Meşe’nin ifadelerinin, gizli tanık İlke’ye aitmiş gibi kullanıldığı ortaya çıktı. İlke, gizli tanıklıktan vazgeçtiğini bildirmesine rağmen iddianamede 61 kez anıldı.
İstanbulBüyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, gizli tanık Meşe ile İlke’nin ifadelerinin belli bölümlerinin noktasından virgülüne kadar aynı olması dikkat çekti.
İddianamenin ek klasörlerinde yer alan gizli tanık beyanları incelendiğinde, savcılığın gizli tanık Meşe’nin verdiği ifadeleri gizli tanık İlke tarafından verilmiş gibi iddianamede kullandığı ortaya çıktı.
Ayrıca, 18 Kasım 2024’te ifade veren gizli tanık İlke, 20 Kasım 2024’te gizli tanık olmaktan vazgeçtiğini bildiren bir dilekçe daha sundu. Ancak yaklaşık 1 yıl sonra 11 Kasım 2025’te hazırlanan İBB iddianamesinde gizli tanık İlke’ye tam 61 kez atıf yapılarak şüphelilere suçlamalar yöneltildi.
İlke – Meşe gizemi gazeteciler gözaltına alındığında ortaya çıktı
İBB iddianamesi yayınlanmadan 5 gün önce, gazeteciler Yavuz Oğhan, Soner Yalçın, Batuhan Çolak, Şaban Sevinç ve Ruşen Çakır gözaltına alındı. Emniyetteki ifadelerinin ardından serbest bırakılan gazetecilere gizli tanık İlke’nin söylediği ileri sürülen şu ifadeler soruldu:
“Murat Ongun’un sürekli finanse ettiği gazeteciler vardır. Bu gazetecilere para teslimini de Emrah yapar. Bahar Feyzan, İsmail Saymaz, Yavuz Oğan, Nevşin Mengü, Ruşen Çakır, Batuhan Çolak, Barış Pehlı̇van, Oda TV, Soner Yalçın, Aslı Aydıntaşbaş, Nagehan Alçı, Şaban Sevı̇nç isimli kişi ve kurumları finanse eder. Halk TV’nin sahibi Cafer Mahı̇roğlu ile de yakındır. Halk TV’ye finansman sağlar. Hatta Cafer Mahı̇roğlu’nun boğazda yapmış olduğu binasına ruhsat dahi verdiler.”
Savcılık suçlamalarda ısrar etti
İddianamenin ek klasörlerinde ise gizli tanık İlke’nin ifadesinde bu cümleler yer almıyor. Gazetecilere sorulan soruda atıf yapılan sözler, 17 Mart 2025 tarihinde yani İBB operasyonundan 2 gün önce ifade veren gizli tanık Meşe’nin ifadesinde yer alıyordu.
Bu durum, gazetecilere yapılan operasyonla birlikte ortaya çıktı. Savcılık, 11 Kasım’daki iddianamesinde de, Meşe’nin sözlerini İlke söylemiş gibi yer verdi. Yani savcılık, iki gizli tanığın ifadesinin birbirine karıştırılmış olduğu iddianame yayınlanmadan önce ortaya çıkmasına rağmen suçlamalarda ısrar etti.
Gizli tanıklıktan çekilmek istedi
18 Kasım 2024’te gizli tanık sıfatıyla ifade veren İlke’nin 2 gün sonra tekrar savcılığa başvurduğu da iddianamenin ek klasörleri yayınlanınca anlaşıldı. Gizli tanık İlke, 20 Kasım 2024’te bir dilekçe daha verdi ve şu ifadeleri kullandı:
“Ben 18.11.2024 tarihinde tanık olarak ifade vermiştim. Gizli tanıklık yapmak istemiyorum. Hakkımdaki tedbirlerin kaldırılmasını istiyorum. Söyleyeceklerim bundan ibarettir.”
Ancak İlke’nin bu başvurusu savcılık tarafından dikkate alınmadı ve iddianamede birçok defa gizli tanık İlke’ye atıf yapıldı. Ancak yapılan bu atıfların bir kısmı, aslında gizli tanık Meşe’nin verdiği ifadelerle birebir aynıydı.
