2025’te hak ihlallerinin ve mücadelelerin bilançosu

Yeni çözüm süreci kapsamında 2025 yılı, barışın, demokrasinin, eşitliğin ve özgürlüğün siyasetin yeniden öncelikli gündemine girdiği bir yıl olsa da baskılar bütün hızıyla devam etti. İnsan hakları ihlalleri tüm ağırlığıyla sürdü, ancak buna karşı adalet, barış ve özgürlük talepleri de bastırılamadı.

İnsan hakları perspektifinden uzak, güvenlikçi ve ayrımcı politikalar, yaşam hakkından ifade özgürlüğüne kadar pek çok alanda ağır ihlallere yol açarken; kadınlar, emekçiler, LGBTİ+’lar, gazeteciler, hak savunucuları ve yurttaşlar tüm baskılara rağmen meydanlarda hak mücadelesini sürdürdü.

Bianet’ten Ayşegül Başar, İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Dokümantasyon Merkezlerinin verilerine göre 2025 yılında yaşanan hak ihlallerini derledi. Özetini aşağıda sunuyoruz:

Yaşam hakkı

Yaşam hakkı ihlalleri, sadece savaş ve silahlı çatışmalar ya da devletin güvenlik güçleri tarafında gerçekleştirilen ihlaller ile sınırlı değil. Yapısal şiddetin bir ürünü olarak ve/veya üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen fakat devletin, “önleme ve koruma” yükümlülüğünü yerine getirmeyerek doğrudan ya da dolaylı olarak neden olduğu ihlalleri de kapsamakta. Bu kapsamda ihlaller, 2025 yılında da artara devam etti.

Kolluk güçlerinin yargısız infazı, dur ihtarına uyulmadığı gerekçesiyle veya rastgele ateş açması sonucu 3 kişi yaşamını yitirdi, 5 kişi yaralandı.

Gözaltında bulunan 1 kişi, mülteci/sığınmacıların tutulduğu Geri Gönderme Merkezleri’nde (GGM) 2 kişi şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.

Hapishanelerde hastalık, intihar, şiddet, ihmal, dışarıdan gelen kişilerin silahlı saldırısı vb. gerekçelerle en az 16 kişi yaşamını yitirdi, 1 kişi yaralandı.

Mülteciler/sığınmacılar, Kürtler, LGBTİ+’lar, Aleviler ve gayri müslimleri hedef alan ırkçı, fobik ve nefret içerikli saldırılar sonucu en az 1 kişi yaşamını yitirdi, 20 kişi ise yaralandı.

Yaşam ve çevre savunucularına yönelik silahlı saldırı sonucunda en az 1 kişi yaralandı.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) verilerine göre iş kazaları/cinayetleri sonucu Türkiye’de 2025 yılının ilk 11 ayında en az 1956 işçi yaşamını yitirdi.

bianet’in verilerine göre, 2025 yılının ilk 11 ayında erkekler tarafından en az 271 kadın, 60 çocuk öldürüldü.

İşkence ve kötü muamele

15 Şubat’ta Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atanması, 19 Mart’ta ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınıp tutuklanmasına yönelik protestolar nedeniyle yapılan gözaltılar başta olmak üzere, yıl içinde resmi gözaltı merkezlerinde işkence diğer kötü muamele yaşandığına dair çok sayıda iddia basına, mahkeme tutanaklarına, baroların, ulusal ve uluslararası insan hakları kurumlarının/mekanizmalarının raporlarına yansıdı.

TİHV’e işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldığı iddiasıyla toplam 485 kişi ve yakını başvurmuştur.

Resmi gözaltı merkezleri ve GGM’lerde en az 41 kişi işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldı.

Toplanma ve gösteri özgürlüğü

Son dönemlerde mülki idare amirlerinin (valiler, kaymakamlar) kendilerine 5442 Sayılı İller İdaresi Kanunu’nun 11/C maddesi ve 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. maddesi ile verilen yetkiye dayanarak aldıkları eylem ve etkinlikleri yasaklama kararları, barışçıl toplanma ve gösteri yapma özgürlüğünün önündeki en önemli engellerden birini oluşturmaktadır. Bu yasaklar bireysel ya da toplu biçimde yapılan tek bir eylem ve etkinliğe yönelik olabileceği gibi belli bir süre içerisinde tüm eylem ve etkinlikleri de kapsayabilmektedir. Ancak, son dönemde ülkenin pek çok yerinde, bilhassa da Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı il ve ilçelerde mülki idare amirlerinin bu yetkiyi çok sık ve keyfi olarak kullanmaları sonucunda aslında 19 Temmuz 2018 itibariyle sona ermiş olan OHAL rejimine fiilen süreklilik kazandırılmıştır.

Mülki idare amirleri tarafından 13 ilde ve 8 ilçede en kısası 1, en uzunu 15 gün olmak üzere 29 kez tüm eylem ve etkinlikler yasaklandı.

En az 245 barışçıl toplantı ve gösteriye kolluk güçleri tarafından müdahale edildi. Bu müdahaleler sonucunda en az 2.345 kişi gözaltına alındı, 104 kişi tutuklandı en az 131 kişi ise yaralandı. 42’si ev hapis tedbiri olmak üzere en az 431 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı. En az 24 kişiye para cezası verildi.

Barışçıl toplantı ve gösteriler sonrasında yapılan ev baskınlarında en az 1165 kişi gözaltına alındı, 188 kişi tutuklandı. 33’ü ev hapsi tedbiri olmak üzere en az 445 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı.

Buna göre toplanma ve gösteri özgürlüklerini kullanan/ kullanmak isteyen toplamda en az 3511 kişi gözaltına alındı, 292 kişi tutuklandı, 75’i ev hapis tedbiri olmak üzere en az 876 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı.

Örgütlenme özgürlüğü

2025 yılında insan hakları örgütlerinin, dernek, vakıf, emek ve meslek örgütlerinin çok sayıda üye ve yöneticisi gözaltına alındı, tutuklandı, haklarında açılan davalar ile üzerlerinde baskı oluşturulmaya çalışıldı.

Hapishaneler

Hapishane nüfusunda yıllar içinde büyük bir artış yaşandı. Bugün cezaevlerinde, kapasitenin çok üzerinde tutuklu ve hükümlü var. Ayrıca tecrite/izolasyona dayalı yeni tip cezaevlerinin sayısında da artış görülmekte.

Adalet Bakanlığının verilerine göre 2005 yılında tutuklu ve hükümlü sayısı 55 bin 870 dir. 2 Aralık 2025 tarihi itibari ile ceza infaz kurumlarında toplam 433 bin 543 tutuklu ve hükümlü bulunmakta. 20 yıl içinde tutuklu ve hükümlü sayısı yedi buçuk misli arttı.

Haberin tamamına şu adresten ulaşabilirsiniz: https://bianet.org/haber/2025-te-hak-ihlalleri-de-bitmedi-mucadele-de-315094#lg=1&slide=6

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…