Barış Vakfı, PKK’nin feshi ve silahsızlanma adımlarının ancak güçlü bir yasal çerçeve, demokratikleşme ve insan hakları temelinde kalıcı barışa dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.
Barış Vakfı, İstanbul’da düzenlediği çalıştayın bulgularına dayanan yeni raporunu yayımladı. “Zorlukları aşarak barış sürecini kalıcılaştırmak” başlığını taşıyan çalışma, Türkiye’deki yeni çözüm sürecini, dünya deneyimleri ve uluslararası hukuk ışığında değerlendiriyor.
Vakfın 5 Aralık 2025’te İstanbul’da organize ettiği “Uluslararası hukuk ve deneyimler ışığında Türkiye’ye özgü demokratik entegrasyonun olanakları ve riskleri” başlıklı çalıştaya farklı illerden, disiplinlerden ve hassasiyetlerden 43 davetli katıldı. Sivil toplum örgütleri, akademisyenler ve bu alanda çalışan aktivistlerin bir araya geldiği toplantıda, sürecin olumlu yönleri, önündeki engeller, olası krizler ve bu krizlerin nasıl aşılabileceği tartışıldı.
Moderasyonunu vakfın kurucularından Azime Bilgin’in yaptığı çalıştayda, Prof. Dr. Sevtap Yokuş, Doç. Dr. Vahap Coşkun ve İHD Eş Genel Başkanı Av. Cihan Aydın sunum yaptı. Eldeki rapor, bu sunumlar ve tartışmalardan beslenen, ancak Barış Vakfı Yönetim Kurulu’nun kendi değerlendirmesini yansıtan kapsamlı bir metin olarak kurgulandı.
Öneriler
Barış Vakfı, raporun son bölümünde üç ana aktöre ayrı ayrı hitap eden önerilerini derliyor.
Hükümete yönelik çağrıda, silah bırakan ve örgütü fesheden PKK’lilerin demokratik toplumsal yaşama entegrasyonu için Birleşmiş Milletler’in “silahsızlanma, terhis, yeniden entegrasyon” programlarına uygun bir yasal düzenlemenin acilen çıkarılması isteniyor. TMK’nın uzun vadede tamamen kaldırılacak biçimde gözden geçirilmesi, insanlığa karşı suç işlememiş olanları kapsayan af ya da ceza indirimi sağlanması, Kürt meselesine ilişkin sürecin yasal ve kurumsal çerçevesinin netleştirilmesi ve parlamentoda en geniş katılımla yol haritası belirlenmesi vurgulanıyor.
Raporda ayrıca, tedavisi mümkün olmayan hasta mahpusların tahliyesi, siyasi tutukluların serbest bırakılması, siyasi operasyonlar ve kayyım uygulamalarına son verilmesi, infaz kanununun ayrımsız biçimde uygulanması, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, sürece katılan tarafların ve sivil toplumun çalışmalarını kolaylaştıracak yasal düzenlemeler, Kürt kimliğinin ve anadil hakkının tanınmasını güvence altına alan adımlar, güvenlik politikalarının hak ve özgürlükler ekseninde yeniden düzenlenmesi, geçmişle yüzleşme ve onarıcı adalet mekanizmalarının hayata geçirilmesi de hükümete yönelik öneriler arasında yer alıyor.
Kürt siyasi hareketine yönelik bölümde, sürece ilişkin atılması gereken adımların geciktirilmeden atılması, silahın kalıcı olarak devre dışı bırakılmasını sağlayacak önlem ve politikaların hızla hayata geçirilmesi çağrısı yapılıyor. Sivil toplum örgütlerinin sürece katkı sunabileceği mekanizmaların oluşturulması ve açık tutulması da vurgulanıyor.
Sivil toplum örgütlerine ise, çatışma sürecinde oynayabilecekleri rolü ve sunabilecekleri katkıları yeniden değerlendirme, çalışma programlarını “üçüncü göz” rolü oynayacak biçimde yapılandırma, bağımsız ve çoğulcu bir Süreç İzleme Girişimi ya da Platformu kurulması için adım atma çağrısı yapılıyor. Medyada barış dilinin geliştirilmesinin kritik önemde olduğu, her örgütün kendi faaliyet alanı ile barış arasındaki ilişkiyi görünür kılması ve bunu raporlaştırmasının önemli olduğu belirtiliyor.
“Tek seçenek kalıcı toplumsal barış”
Barış Vakfı, raporun sonuç bölümünde, “her iki tarafın da kazanacağı tek seçeneğin kalıcı toplumsal barış” olduğunu vurguluyor. Vakfa göre, Türkiye’de yaşanan ekonomik ve siyasi krizlerin çözüm anahtarı da Kürt meselesinin barışçıl ve demokratik yollarla çözülmesinden geçiyor.
Vakıf, silahlı çatışmaya son verilmesinin ve şiddetin geriletilmesinin önemli bir kazanım olduğunu, ancak bunun “negatif barış” düzeyi olduğunu hatırlatıyor. Pozitif barışa geçiş için ise tarafların ve özellikle sivil toplumun sözünü kurması, barışın dilini, kurumlarını ve hukukunu inşa etmesi gerektiğini belirtiyor.
“Barış Vakfı olarak kurulduğumuz günden bu yana çatışmanın ve şiddetin yerine fikir ve sözü koymak için çalıştık, bundan sonra da çalışmaya devam edeceğiz” diyen vakıf, tüm aktörlere barış sürecini yavaşlatsalar bile sona erdirmeme çağrısında bulunuyor. Rapor, “barışın güzelliği, sorunları birlikte çözme çabasında yatar” ifadesiyle sona eriyor.
