Plumes of smoke from two simultaneous strikes rise over Tehran, Iran, Monday, March 2, 2026. (AP Photo/Mohsen Ganji)

Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı: “Savaşı durdurun, sınırları açın”

Tüm ülkeleri batı Asya’daki ABD-İsrail saldırılarına karşı çıkmaya çağıran Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı, ülkeleri, göçmenlerin sığınma haklarıyla birlikte insani ihtiyaçlarının karşılanması için acil önlemler almaya ve bu çerçevede sınır kapılarını açık tutmaya davet eti.

Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı tarafından yayınlanan basın açıklamasının tam metni şöyle:

“Barışı ve bir arada yaşamı savunuyoruz

SAVAŞI DURDURUN, SINIRLARI AÇIN!

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı sonrasında, savaş çok kısa sürede bölge genelinde farklı cephelere yayıldı. İran, misilleme olarak sadece İsrail’i değil, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki, Katar’daki, Bahreyn’deki, Kuveyt’teki ve Irak’taki ABD üslerini de balistik füze ve insansız hava araçları ile hedef aldı. Bu süreçte İsrail Lübnan’da Hizbullah’a saldırmaya devam ediyordu. Böylece bölge ülkeleri doğrudan çatışmanın içine girerken, savaş artık yalnızca İran-İsrail hattı ile sınırlı değil. Yapılan saldırılar sonucunda yüzlerce insan öldü, binlerce insan yaralandı, bölgede başlayan büyük göç dalgaları ile yüz binlerce insan yerinden edilmiş oldu. 

Bu süreçte, İran’da yaşayan milyonlarca insanın yanı sıra, milyonlarca Afgan, Pakistan ile başlayan çatışmalar nedeniyle yerinden edilme riskiyle karşı karşıya. İran’da uzun yıllara yayılan hak ihlalleri ve ekonomik yaptırımlarla hassas hale gelmiş olan toplumun kırılganlığı mevcut saldırılarla daha da derinleşmişti. Ayrıca İsrail’in, Lübnan’ın güneyi ve Bekaa Vadisi’ne yönelik hava saldırılarının ardından binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. 

Trump öncülüğündeki ABD yönetimi göçmen karşıtı politikalar üretip hukuki dayanaktan yoksun ICE adlı silahlı kuvveti ile göçmenlerin yaşam hakkını ihlal ederken, diğer yandan büyük göç dalgalarına sebep olacak savaşlara neden olmaktadır. Ayrıca göç dalgaları neticesinde oluşacak olan krizleri fırsata dönüştürmek isteyen bir sermaye sınıfı olduğunu biliyoruz. Savaş her anlamda sömürüyü ve kayıtsız işçiliği arttıracak.

Gelişmeler karşısında, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), batı Asya’daki savaşın siviller üzerindeki etkisinden derin endişe duyduğunu açıkladı. UNHCR, özellikle Lübnan, Suriye ve Irak gibi kırılgan ülkelerde insani kapasitenin zaten sınırda olduğunu; çatışmanın genişlemesinin hem ülke içi yerinden edilmeleri hem de sınır ötesi göçü artırabileceğini vurgulamaktadır.

Sonuç olarak, ABD-İsrail’in başlattığı bu saldırıların yaratacağı göçü yalnızca güvenlik perspektifiyle ele almak sorunu çözmeyeceği gibi, uluslararası hukukun güvence altına aldığı sığınma hakkının etkin bir şekilde korunması ihtiyacı ortadadır. Savaşa açıktan taraf olmayan Türkiye hâlihazırda dünyanın en fazla göçmen barındıran ülkelerinden biri olmakla birlikte, sınırlarında yaşanan savaşlar karşısında, uluslararası toplum ile birlikte hareket ederek göçmenleri kabul etmek için daha somut bir projeksiyon ortaya koymalıdır. Güvenli üçüncü ülkelere geçiş ve iltica hakkı tüm ülkeler tarafından uluslararası hukuka uygun ve adil şekilde uygulanmalıdır. Savaşın genişlediği bir ortamda göçü engellemenin yolu sınırları kapatmak değil, savaşı durdurmaktır. Yerinden edilen insanlar için göç bir tercih değil, hayatta kalma çabasıdır. Savaşa karşı çıkmak ile göç etmek zorunda kalanlara sahip çıkmak aynı insani ve hukuki sorumluluğun parçalarıdır. İnsanların yaşam hakkını, beden bütünlüğünü hiçe sayan topluca  zorla yerinden edilmeye, hak ihlallerine, sömürüye, kayıtsız işçiliğe neden olan savaşların karşısında olmak tüm bireylerin ve kurumların sorumluluğudur.

Tüm ülkeleri batı Asya’daki ABD-İsrail saldırılarına karşı çıkmaya ve göçmenlerin sığınma haklarıyla birlikte insani ihtiyaçlarının karşılanması için acil önlemler almaya ve bu çerçevede sınır kapılarını açık tutmaya davet ediyoruz.

GÖÇMEN MÜLTECİ DAYANIŞMA AĞI”

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…