Netanyahu New York’ta tutuklanmalı!

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, Pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu hakkındaki Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tutuklama kararının ciddiye alınması gerektiğini söyledi:

 “Benjamin Netanyahu söz konusu olduğunda, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin bir yakalama emrinin konusu olan birinden bahsediyoruz.

Ve bu yakalama emrinin konusu, insanlığa karşı suçlar işlediği iddiası, savaş suçları, İsrail başbakanı olarak Gazze’deki Filistinlilere karşı soykırımın mimarı olduğu iddiası.

Bunlar benim kişisel değerlendirmem değil. Resmi kayıtlar.

Ve biri Uluslararası Ceza Mahkemesi emriyle suçlandığında, bu ister Benjamin Netanyahu olsun, ister Vladimir Putin olsun ya da kim olursa olsun, bu ciddiye alınması gereken bir şey.

Ayrıca açıkça belirttiğim şey, idaremizin tüm geçerli yerel yasalara uyacağı. Bu bizim taahhüdümüz.”

Mamdani’nin sözleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın Netanyahu’nun ABD’de tutuklanmayacağını duyurmasının hemen ardından geldi.

Trump, Pazartesi günü Truth Social’da yaptığı paylaşımda İsrail liderinin “Amerika Birleşik Devletleri’nde hiçbir şekilde tutuklanmayacağını” belirtmişti .

Mamdani daha önce New York Times’a verdiği demeçte, hukuk departmanının Netanyahu New York’u ziyaret ederse tutuklanması olasılığını değerlendirdiğini ve İsrail başbakanının “Lahey’de olması gerektiğini” düşündüğünü söylemişti .

Daha önceki bir Fox News röportajında da, UCM’nin Netanyahu için olduğu gibi Vladimir Putin için de tutuklama kararı çıkardığını hatırlatarak, ABD’nin UCM anlaşmasına taraf olmamasına rağmen bu kararların uygulanması gerektiğine inandığını belirtmişti.

Demokrat kanatta İsrail için söylemler değişti

Mamdani, parti tabanındaki sol seçmenin desteğini toplayan İsrail karşıtı söylemleri benimseyen yeni nesil Demokratlar arasında yer alıyor. Netanyahu’yu tutuklama vaadini sürdürmesi, seçim sürecinde elde ettiği siyasi sermayeyi koruma hamlesi olarak görülüyor.

Mamdani’nin İsrail’e yönelik tutumu, Netanyahu’nun on binlerce Filistinli sivile karşı soykırım işlediğini savunan ilerici ve genç Demokratlar arasında kabul görüyor.

Mamdani, konuya ilişkin bir mülakatında, Netanyahu’nun “Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından suçlanan bir savaş suçlusu olduğunu ve Lahey’de yargılanması gerektiğini” belirterek bu görüşün geniş kesimlerce paylaşıldığını ifade etti.

Öte yandan bazı kilit Demokrat figürler, İsrail’e verilen desteği iç siyasetteki ekonomik başlıklarla ilişkilendiriyor.

Michigan Senato adayı Abdul El-Sayed, yaptığı açıklamada, “Vergi gelirlerimizin yurt dışında Filistinlilerin hayatını kaybetmesine yol açan süreçlere aktarılması yerine Michigan’daki okullara, sağlık hizmetlerine ve yatırımlara yönlendirilmesini istiyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Anketler, seçmenlerin ekonomik gidişat ve fiyat artışları konusunda mevcut yönetime yönelik eleştirilerinin arttığını gösterirken, Trump bu tür ideolojik ve kültürel tartışmalarla muhafazakar seçmen konsolidasyonunu korumayı hedefliyor.

Demokrat Parti içerisinde İsrail konusundaki fikir ayrılıkları derinleşiyor. Bu ayrışma ön seçim süreçlerinde de gözleniyor. El-Sayed’in rakibi Temsilci Haley Stevens, seçmenlerin tepkisini kabul etmekle birlikte İsrail’in var olma hakkını savunarak daha dengeli bir pozisyon benimsiyor. Söz konusu görüş ayrılıklarının, iki partinin de 2028 başkanlık ön seçim süreçlerindeki temel dinamiklerden birini oluşturması bekleniyor.

Gözlemciler, Gazze’deki savaşa ilişkin en belirgin siyasi kırılmaların Demokrat Parti içinde yaşandığını belirtiyor.

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…