Kürt sorununun çözümü konusunda iki yıla yakın süredir devam eden süreç ilk hukuki çıktısını getirdi. 360’a yakın milletvekilinin imzaladığı çerçeve yasa meclise sunuldu. DEM Parti, “Bu yasa bir son durak değil, tarihi bir başlangıçtır” diyor.
AKP tarafından meclise sunulan ve 12 maddeden oluşan teklif; soruşturma ve kovuşturmalar ile mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesine, başvuru usullerine, hak yoksunluklarının kaldırılmasına ilişkin yargısal sürece ve uygulamanın denetimine yönelik hükümlerle sürecin hukuki çerçevesini düzenliyor.
Metinde soruşturma, kovuşturma ve infazın ertelenmesine ilişkin hükümlerden başvuru usullerine, hak yoksunluklarının kaldırılmasından silah ve malzemenin kayıt altına alınmasına kadar bir dizi düzenleme yer alıyor.
Teklifte, PKK/KCK’yi kurma veya yönetme, örgüte üye olma, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, örgüt propagandası yapma, örgütün faaliyeti kapsamında suç işleme ve örgüt lehine terörizmin finansmanı suçları bakımından soruşturma, kovuşturma ve cezaların ertelenmesi öngörülüyor.
Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1 Haziran 2005’ten önce işlenen ve müebbet ya da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar kapsam dışında tutuluyor.
Düzenleme ayrıca sürecin takibi ve koordinasyonu amacıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bir kurul oluşturulmasını ve TBMM bünyesinde bir izleme komisyonu kurulmasını öngörüyor.
DEM Parti: Türkiye siyasi tarihinde yeni bir sayfa açıyoruz
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığındaki parti heyeti, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ni Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) imzaladı.
İmza töreninin ardından konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, 1985’ten 2015’e kadar konuyla ilgili 11 düzenleme yapıldığını ancak hiçbirinden sonuç alınamadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın yapmış olduğu çağrı sayesinde ilk defa Türkiye’de ortak geleceğimizin hukukunu birlikte yazıyoruz. Bu yasa hepimiz için bir imkandır. 86 milyonun ortak kazancına dönüştürmek istiyoruz. Bu yasa bir son durak değil, tam tersine değerli ve tarihi bir başlangıçtır.”
Yasanın eksikliklerine rağmen taşıdığı önemi savunacaklarını belirten Bakırhan, atılan imzanın barışa, demokrasiye ve ortak geleceğe atıldığını kaydetti.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise yaklaşık iki yıldır devam eden müzakere sürecinde meclise sunulan yasanın tarihi bir anlam taşıdığını belirtti.
Hatimoğulları, teklifin niteliğine dair şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu yasa tek başına 100 yıllık bir sorunu çözemez ancak bir kapı aralamak açısından son derece tarihidir. Negatif barıştan pozitif barışa geçiş açısından önemli bir evredir. Silahsız ve çatışmasız bir sürecin başlangıcı için bu somutlukta bir adım atılması bize umut veriyor. Kürt sorunu bir terör sorunu değil; iktisadi, sosyal, siyasal ve toplumsal bir sorundur. Müzakere ve diyalogun devam etmesi, demokratikleşmenin önünü açacak yeni yasaların ortaya çıkması elzemdir.”
Hatimoğulları, parlamentodaki tüm siyasi partilere seslenerek teklife katkı sunmaları ve destek vermeleri çağrısında bulundu.
Devlet Bahçeli, çerçeve yasa hakkında yaptığı açıklamada “Öcalan umut hakkına, Demirtaş evine, Ahmetler görevine kavuşmalıdır” dedi.
‘Çerçeve yasa’ dünya basınında
Dünya basınında yayımlanan değerlendirmelerde çerçeve yasa, devlet denetiminde ilerleyecek sınırlı bir ilk aşama olarak görülürken, demokratikleşme, Abdullah Öcalan’ın statüsü ve bölgesel sonuçlar sonraki aşamaların başlıkları olarak öne çıktı.
Çerçeve yasa sınır ötesini de etkiliyor: ‘Türkiye ve Suriye’deki süreç paralel ilerliyor’
Bölgede siyasi ve idari temasların yoğunlaştığı bu dönemde, Rojava’da çalışan gazeteci Doğan Cihan’a göre Türkiye’de Meclis gündemine gelmesi beklenen çerçeve yasa ile Suriye’de yürüyen süreç birbirinden bağımsız ilerlemiyor. Cihan, son aylarda iki sürecin birçok başlıkta eş zamanlı ilerlediğine işaret etti.
