22 Ağustos
ABD Mahkemesi Trump’ın vize kısıtlamasını iptal etti
ABD’de bir federal yargıç, Başkan Donald Trump yönetiminin bu yılın başında 75 ülkenin vatandaşlarına yönelik uygulamaya koyduğu göçmen vizesi kısıtlamasını hukuka aykırı bularak iptal etti.
Manhattan’da görev yapan Federal Yargıç Jeannette A. Vargas, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Ocak ayında yürürlüğe koyduğu düzenlemenin “açıkça hukuka aykırı” olduğuna ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun yasal yetkilerini aştığına hükmetti.
Yargıç Vargas, söz konusu düzenlemenin kişilerin vatandaşlıklarına dayanarak göçmen vizesi verilmesini kategorik olarak engellediğini, bunun da federal göç yasalarıyla çeliştiğini belirtti.
Düzenleme, Brezilya, Kolombiya ve Uruguay gibi Latin Amerika ülkelerinin yanı sıra Bosna Hersek ve Arnavutluk gibi Balkan ülkelerinin, Pakistan ve Bangladeş gibi Güney Asya ülkeleri vatandaşlarının yanı sıra Afrika, Ortadoğu ve Karayipler’deki çok sayıda ülkenin vatandaşını kapsıyor.
Kamu kaynaklarına yük olacakları iddiası
ABD Dışişleri Bakanlığı, düzenlemeyi yürürlüğe koyarken bu ülkelerden göçmen vizesiyle ABD’ye gelmek isteyen kişilerin kamu kaynakları için yük teşkil etme ve sosyal yardımlardan yararlanma riskinin yüksek olduğunu savunmuştu.
Göçmen hakları örgütleri, göçmen vizesi başvurusunda bulunan kişiler ile bu kişilere destek veren ABD vatandaşları ise uygulamanın mevcut yasal düzenlemelere aykırı olduğu gerekçesiyle kararı yargıya taşımıştı.
Davacılar, uygulamanın ABD göç yasalarını ve hukukun üstünlüğü ilkesinin gerektirdiği güvencelerini ihlal ettiğini öne sürmüştü.
Göç konusunda sert politikalarıyla bilinen Trump yönetimi, göreve geldiğinden beri göçmenlerin ülkeye girişini sınırlandırmaya yönelik çeşitli adımlar attı. Trump’ın, savaş, krizler ve yoksulluğun yaygın olduğu çok sayıda Afrika ülkesi hakkındaki görüşlerini dile getirirken kullandığı kavramlar da yoğun tartışma yaratıyor.
Donald Trump, geçen yıl Aralık ayında Pennsylvania eyaletinde düzenlenen bir mitingde, bu ülkeleri “… çukuru ülkeler” olarak nitelendirmiş ve bu devletlerden ABD’ye çok fazla insanın geldiğinini iddia etmişti. Özellikle de Somali’ye vurgu yapan ABD Başkanı, “korkunç yerler, pis, kirli, iğrenç ve suç dolu” ifadelerini kullanmıştı.
Manhattan’da Federal Yargıç Vargas’ın kararı, yönetimin göç politikalarına ilişkin son dönemde verilen en dikkat çekici yargı kararlarından biri olarak değerlendiriliyor.
18 Ağustos
Lübnan’da 850.000’den fazla yerinden edilmiş kişi geldikleri bölgelere geri döndü ancak kriz henüz sona ermekten çok uzak
Lübnan’da aylarca süren hava saldırıları ve güvensizlik nedeniyle yerinden edilen insanların büyük çoğunluğu geldikleri bölgelere geri dönmüş olsa da, birçoğu hasar görmüş evler, yaygın yıkım ve temel hizmetlerden yoksunlukla karşı karşıya. BM Mülteci Ajansı (UNHCR), yerinden edilme ve insani krizin henüz sona ermediği konusunda uyarıda bulunuyor.
İlan edilen ateşkes anlaşmalarına rağmen, İsrail’in hafta sonu Güney Lübnan’a düzenlediği yeni hava saldırıları, yüzlerce ailenin güvenlik arayışı içinde kuzeye kaçmasıyla yeni bir yerinden edilme dalgasına yol açtı. Bu hareketler, zaten uzun süredir devam eden yerinden edilme krizini daha da kötüleştirerek, evlerine dönmeye çalışan topluluklar için belirsizliği artırıyor.
Yaklaşık 860.000 kişinin geldikleri bölgelere geri döndüğü bildirilirken, en az 22.000’i toplu barınaklarda yaşayan yaklaşık 360.000 kişi ise hala yerinden edilmiş durumda. Bu kişilerin büyük çoğunluğu akrabalarının yanında veya aşırı kalabalık kiralık dairelerde yaşıyor.
Lübnan’daki güvenlik durumu kırılganlığını koruyor ve yüz binlerce insanın insani ihtiyaçları çok büyük. Çatışmaların şiddeti azalmış olsa da, hava saldırıları birçok insanın hayatını riske atmaya devam ediyor. Hareket kısıtlamaları, askeri faaliyetler ve savaş kalıntılarından kaynaklanan patlayıcı riskler, Güney Lübnan’ın ve Bekaa bölgesinin büyük bir bölümünü etkilemeye devam ederek güvenliği tehdit ediyor ve çatışmadan etkilenen topluluklar için sürdürülebilir çözümlerin önünü kesiyor.
Çatışmaların en yoğun olduğu dönemde Lübnan içinde 1 milyon 200 binden fazla insan yerinden edilmişti. Birçok aile, yoğun enkaz, güvensizlik, yaşadıkları yerlere erişim eksikliği ve altyapıdaki yaygın hasar nedeniyle evlerine geri dönemiyor; bu da sağlık, su ve elektrik hizmetlerinin aksamasına veya tamamen işlevsiz hale gelmesine yol açıyor.
23 Ağustos
Sudan’da binlerce kişi görece güvenli olduğu için Kordofan’dan El Obeid’e kaçtı
Sudan’ın Kordofan bölgesinde ordu ve paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki çatışmaların şiddetlenmesiyle on binlerce insan yerinden edildi. El Cezire muhabiri Almigdad Alruhaid, sadece bir hafta içinde 5.000’den fazla ailenin şiddetten kaçarak El Obeid’e geldiğini bildiriyor.
19 Ağustos
İspanya, Ceuta’dan 500 göçmen çocuğu anakaraya transfer etmeyi planlıyor
İspanya, son dönemde on binlerce göçmenin kara ve deniz yoluyla sınırı geçmesinin ardından, Kuzey Afrika’daki Ceuta yerleşim bölgesinden yaklaşık 500 refakatsiz çocuğu anakaraya transfer etmeyi planlıyor.
Göç Bakanı Elma Saiz yaptığı açıklamada, çocukların anakaradaki çocuk koruma kuruluşlarının bakımına verileceğini söyledi.
Ceuta yönetimi, son dönemde 70.000’den fazla göçmenin gelmesiyle çocuk koruma sisteminin kapasitesinin %4.600’den fazla dolduğunu açıkladı.
Madrid, Ceuta’ya normalde 29 kişilik bir kabul kapasitesi ayırmış olsa da, barınaklarda şu anda yaklaşık 1.350 çocuk kalıyor.
Madrid’in yeniden yerleştirme planına göre, çocuklar İspanya’nın özerk bölgelerine dağıtılacak, koruyucu ailelere yerleştirilecek veya akrabalarıyla yeniden bir araya getirilecek.
Ceuta hükümeti transferleri “olağanüstü bir önlem” olarak kabul etti, ancak reşit olmayanlar da dahil olmak üzere düzensiz giriş yapan herkesin sınır dışı edilmesinin “öncelikli hedef” olmaya devam ettiğini belirtti.
İspanya’nın göçmen yanlısı hükümetinde gençlik ve çocuk işlerinden sorumlu bakan Sira Rego, çocukların sınır dışı edilmesi yönündeki söylemleri “akıl almaz” olarak nitelendirerek reddetti.
Rego, sosyal medyada “Dönüş gönüllü olmalı ve güvenceler eşliğinde gerçekleşmelidir,” diye yazdı.
