İklim aktivistleri COP31 protestolarına hazırlanıyor

Halkların İklim Zirvesi (HİZ) Antalya Attalos Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasında, Antalya’da yapılacak COP31 öncesi Türkiye’nin önemli bir sorumluluğunun olduğunu belirtti.

Halkların İklim Zirvesi tarafından başlatılan “Yakarsa Dünyayı Fosiller Yakar” kampanyasına aralarında Enternasyonal Dayanışma’nın da bulunduğu 134 kurum destek verdi.

Yapılan açıklamada, COP31 öncesi Türkiye’ye başta kömür olmak üzere fosil yakıtlardan planlı ve adil biçimde çıkılması çağrısı yapıldı.

“Kömürden çıkış bir tercih değil, gezegenimiz ve halklar için zorunluluktur” denildi. İklim adaletine vurgu yapılan açıklamada başta kömür olmak üzere fosil yakıtların tüketilmemesi gerektiği belirtildi.

Açıklamada; orman yangınları, kuraklık, buzulların erimesi, göç ve ekonomik sorunların iklim krizinin etkilerini giderek ağırlaştırdığı belirtilerek, fosil yakıtlara dayalı enerji politikalarının terk edilmesi istendi.

 “Krizin bedelini halk ve doğa ödüyor”

Açıklamada, kömür, petrol ve doğal gaza bağımlılığın iklim krizinin temel nedenlerinden biri olduğu savunularak, fosil yakıt şirketlerinin ekonomik kazançlarını artırırken ortaya çıkan çevresel ve toplumsal maliyetin halk ve doğa tarafından karşılandığı ifade edildi.

Kampanyanın temel talebi ise şu sözlerle özetlendi:

 “Çözüm çok açık; başta kömür olmak üzere fosil yakıt projelerinden vazgeçip adil ve eşit bir geleceği hep beraber inşa etmek.”

COP31 öncesi Türkiye’ye kömürden çıkış çağrısı

Açıklamada, Türkiye’nin kömürden çıkış konusunda somut bir takvim oluşturması gerektiği vurgulandı. Türkiye, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’e ev sahipliği yapacak.

134 kurumun ortak açıklamasında, COP31 ev sahibi Türkiye’nin “adil ve planlı bir kömürden çıkış takvimini acilen oluşturması ve uygulaması” gerektiği kaydedildi.

Kömürlü termik santrallerin yalnızca sera gazı salımına yol açmadığı, faaliyet gösterdikleri bölgelerde ekolojik ve toplumsal sorunları da beraberinde getirdiği savunuldu.

Milas’tan Elbistan’a, Silopi’den Biga’ya kadar kömür üretimi ve termik santrallerin bulunduğu bölgelerde yaşayan yurttaşların hava, su ve toprağın korunması için mücadele ettiği belirtildi.

Santraller kademeli olarak kapatılsın

Halkların İklim Zirvesi, mevcut kömürlü termik santrallerin bugünden itibaren kademeli biçimde kapatılmasını, kömür madeni genişletmelerinin durdurulmasını ve yeni kömür santralleri ile madenlerine verilmiş izinlerin iptal edilmesini talep etti.

Kömüre sağlanan teşviklerin sona erdirilmesini isteyen oluşum, buradan sağlanacak kaynakların “adil geçiş” politikalarına aktarılması gerektiğini belirtti.

Bu süreçte kömür madenleri ve termik santrallerde çalışan işçilerin özlük hakları ile geleceklerinin güvence altına alınması, kömür bölgelerinde oluşan ekolojik ve ekonomik zararların giderilmesine yönelik kapsamlı programların uygulanması çağrısında bulunuldu.

“Yerel ve demokratik enerji sistemi kurulmalı”

Ortak açıklamada yenilenebilir enerji politikalarına da dikkat çekildi. Temiz, adil, yerel, katılımcı ve demokratik bir enerji sistemi kurulması gerektiği belirtilerek, topluluk temelli yenilenebilir enerji yatırımlarının desteklenmesi istendi.

Aşırı tüketime ve sürekli büyümeye dayalı enerji politikalarının değiştirilmesi gerektiğini savunan Halkların İklim Zirvesi, enerji planlamasının gezegenin ekolojik sınırları ve toplumun gerçek ihtiyaçları doğrultusunda yapılması çağrısında bulundu.

Halkların İklim Zirvesi 14-18 Kasım’da

Açıklamada, COP süreçlerinde yeterince temsil edilmediği düşünülen toplulukların seslerini duyurabilmesi amacıyla 14-18 Kasım tarihlerinde Halkların İklim Zirvesi düzenleneceği de duyuruldu.

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…