18 milyar dolarlık “sınırlı bir sorun”

Erdoğan kabine toplantısı sonrasındaki basın açıklamasında “fon krizi”nin sistemi etkilemediğini söyledi, AKP Genel Başkan Yardımcısının “bilgi suistimali” yoluyla fondan yüzde 2 bin 20 haksız kazanç sağladığı iddialarına açıklık getirmedi. Muhalefet lideri Özel’i suçladı.

bianet’ten Evrim Kepenek’in haberine göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorunun piyasanın sınırlı bir kesiminde kaldığını ve finansal sisteme risk oluşturmadığını savundu. Haksız kazanç sağlayanların hesap vereceğini belirtirken muhalefeti yabancı basına şikâyet etmekle suçladı.

Ancak SPK’nın 131 fonu tasfiyeye almasıyla 455 bin yatırımcının ve 18 milyar doların üzerindeki varlığın etkilendiği gerçeğini tam yansıtmadı.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın istifasına yol açan ve eşiyle birlikte yaklaşık 2 milyar TL kazanç elde ettikleri iddia edilen Özata Denizcilik hisse işlemlerine değinmedi. Erdoğan Kaya ve eşinin işlemlerinin soruşturulup soruşturulmadığını, sermaye kaynaklarını veya krizden önce nakde çevrilip çevrilmediğini açıklamadı.

Doğruluk denetimi: “Erdoğan ne söyledi, neyi açıklamadı?”

“Sorun fon piyasasının sınırlı bir bölümünde”

SPK 7 portföy yönetim şirketine bağlı 131 fonu tasfiyeye aldı; dolayısıyla bütün fon piyasasını kapsayan bir çöküş olmasa da, kriz 455 binden fazla yatırımcıyı ve 18 milyar doların üzerindeki varlığı doğrudan etkiledi

Fonlardaki likidite sıkışması BIST-100’e yayıldı ve Merkez Bankası, SPK ve Borsa İstanbul’un müdahalesini gerektirdi. “Sınırlı” tanımı, hiçbir karşılaştırma içermediği için bir bilgi anlamı kazanmıyor. Krizin piyasaya etkisini de eksik anlatıyor.

 “Finansal sisteme sirayet etmiş risk yok”

Mevcut veriler bankacılık sisteminin bütününe yayılan sistemik bir kriz göstermese de, fonlardan başlayan sorun sermaye piyasasında ciddi satış ve likidite baskısı yarattı.

Türkiye genelindeki toplam 5,82 milyon fon yatırımcısından 455 bin 758 kişinin (yüzde 7,8) parası dondurularak tasfiye süreci başlatılmıştır. Hükümet bu oranı genel piyasaya kıyasla “sınırlı” olarak nitelese de, eleştirilerin odağında mağdur sayısının büyüklüğü ve sistemin uğradığı itibar kaybı yer alıyor.

► Ülkedeki fon yatırımcılarının neredeyse her 12 kişisinden 1’inin parası kilitlenmiş, dondurulmuş veya batma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır.

► Eğer bu oran bankacılık sisteminde yaşansaydı, yani mudilerin yüzde 8’inin mevduatına erişim engellenseydi, buna “sınırlı bir sorun” değil, tarihi bir bankacılık krizi denirdi. Dolayısıyla hükümetin makroekonomik istikrarı koruma söyleminde kullandığı “sınırlı” ifadesi, mağduriyetin büyüklüğünü hafifletmek için seçilmiş siyasi bir dilden ibarettir.

 “Haksız kazanç sağlayanlar hesap verecek”

► Erdoğan konuşmasında hiçbir isim vermedi. Oysa fon tartışmasının hemen öncesindeki en önemli siyasi gelişme, AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın, kendisi ve eşi İlyas Kaya hakkındaki olağanüstü borsa kazancı iddialarının ardından parti yönetiminden istifa etmesiydi. Erdoğan istifayı kabul etti.

► Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre’nin açıkladığı verilere göre Kaya, Özata Denizcilik hisselerine yaklaşık 63,4 milyon TL yatırıp 1,344 milyar TL, eşi İlyas Kaya ise yaklaşık 99,7 milyon TL yatırıp 826 milyon TL çekti. İddiaya göre çiftin toplam kazancı yaklaşık 2 milyar TL oldu. İşlemlerin krizden kısa süre önce nakde çevrilmesi de “önceden bilgi alınmış olabileceği” iddiasına dayanak yapıldı.

Erdoğan da Kabine Toplantısı sonrası konuşmasında, kendi partisinin genel başkan yardımcısının neden istifa etmek zorunda kaldığını; Kaya ve eşinin işlemlerinin soruşturulup soruşturulmadığını; söz konusu sermayenin kaynağını; işlemlerin kriz öncesinde yapılıp yapılmadığını incelenip incelenmediğini açıklamadı. Bunun yerine “her kim haksız kazanç sağladıysa hesap verecek” şeklindeki genel ifadeyle yetindi.

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…