Diyarbakır Barosu Başkanı: Çözüm için özel bir yasa düzenlemesi yapılmalı
Diyarbakır Barosu Başkanı Abdulkadir Güleç, Ankara’daki temasları ve gelinen aşamaya dair değerlendirmelerde bulundu.
Süreç ile ilgili bir karamsarlık beslemediğini ve umutlu olduğunu söyleyen Abdulkadir Güleç, “Ankara’daki ziyaretlerden sonra ortaya çıkardığım sonuç; Öcalan’ın da dediği gibi ‘Devletten böyle bir öneri geldi ve değerlendirdim’ denilen bir süreçtir.
Şimdiye kadar silahlı mücadelenin yarattığı 50 yıllık bir yoğun çatışma dönemi var. Bu çatışma döneminin kısa süre içerisinde çözüme kavuşmasını beklemiyorum. Ama sürecin yeteri kadar hızlı işlediğini de maalesef söyleyemiyorum. Evet, bazı çalışmalar ve görüşmeler, müzakereler kamuoyundan gizli yapılabilir ama buna da benim eleştirim var. Toplum bu çözüme dahil olacaksa, toplumun o sürecin mahremiyetine zarar vermemesi kaydıyla bilgilendirilmesi gerekiyor. Aksi halde toplumun kafasında soru işaretleri olmaya devam edecek” dedi.
Meclis’te kurulacak komisyon ile birlikte sürecin resmiyete kavuşacağını söyleyen Abdulkadir Güleç, “Bu komisyonun kurulması ile birlikte sürecin toplumsallaşması yönünde de bir mesafenin alınacağını biliyoruz. Maalesef infaz yasasında da bazı somut adımlar atılmış olsaydı, hasta tutsaklar ya da infazda eşitlik ile ilgili belli düzenlemeler getirilseydi sürece halk desteğini en yüksek noktaya taşınacaktı. Umut ediyoruz ki bu süreç yargısal ve hukuki reformlarla beli bir aşamaya gelecek. 100 yıllık bir sorunun kısa sürede çözümünü beklemek çok mümkün değil ama biraz ağırdan aldığımız gerçeğini de hem siyasal iktidar hem de işin muhatapları görüyor. Bu sürecin tüm tarafları hızlanması açısından çaba içerisinde olmalılar” diye konuştu.
Yapılması gereken en acil noktanın hukuki ve demokratik adımlar olduğunu ifade eden Güleç, “Acil olarak yapılması gereken şey; hukuki bir çerçevenin çizilmesi gerekiyor. Bu işin muhataplarının daha aktif rol alabilmeleri için yasal değişliğe ve özel bir kanuna ihtiyaç var. Bir yasal çerçeve olmadığı için bu sorunun çözümünü çok arzulayan insanlar özel yasa olmadığı için geri planda duruyorlar. Onları bu sürece katmak ve enerjiyi buraya yönlendirmek için özel yasa gerekiyor. İkinci adım ise; toplumun ciddi beklentisi haline gelen hasta tutsakların durumudur. Yine infaz eşitsizliğinden kaynaklı cezaevinde tutulanlar, yine TMK’ye muhalefetten yargılananların maddeleri değiştirilerek bu süreci pozitif noktaya taşımak mümkün. Yine toplantı, gösteri maddeleri ile düşünce, ifade özgürlüğüne dönük maddelerin hemen değişmesi gerekiyor. Halen insanlar özgür bir şekilde hem toplumsal sorunları hem Kürt meselesine dair özgürce tartışma durumundan yoksundurlar” ifadelerini kullandı.
Tüm baroların bu sürecin bir parçası haline getirilmesi konusunda zorluklar olduğunu söyleyen Güleç, “Ama biz bölge baroları olarak bu sürece ilişkin elimizdeki tüm imkanlarla katkı sunacağız. Toplumsal destek yükseldiğinde Türkiye’deki diğer baroların da destek vereceğine inanıyoruz” diye belirtti.
Basın özgürlüğüne saldırılar toplumsal barışa zarar veriyor
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, basına yönelik kısıtlamalara tepki gösterdi.
“Basın özgürlüğünün olmadığı bir ülkede demokrasiden bahsedemeyiz” diyen DEM Parti Eş Genel Başkanı “Halk TV ve Sözcü TV’nin 8 Temmuz’da karartılması, halkın haber alma hakkına yönelik bir darbedir.” ifadelerini kullandı.
“Barışı ve demokrasiyi konuştuğumuz günlerde gerçekleşen bu saldırılar toplumsal barışa zarar vermektedir.” diyen Tülay Hatimoğulları’nın X hesabından paylaştığı mesajı şöyle:
“Halk TV ve Sözcü TV’nin 8 Temmuz’da karartılması, halkın haber alma hakkına yönelik bir darbedir.
Demokrasinin olmazsa olmazı farklılıkların sesini özgürce duyurabilmesidir. Basın özgürlüğünün olmadığı bir ülkede demokrasiden bahsedemeyiz. Barışı ve demokrasiyi konuştuğumuz günlerde gerçekleşen bu saldırılar toplumsal barışa zarar vermektedir.
RTÜK eli ile yürütülen bu süreçte cezalandırılan halk, karartılan gerçeklerdir. RTÜK’ü bu kararından dönmeye çağırıyoruz.
Başta @halktvcomtr ve @szctelevizyonu emekçileri olmak üzere tüm kanal çalışanlarına dayanışma duygularımızı iletiyorum.”
